
ÜRETMEDEN OLMAZ !
19 Eylül 2026 00:24:10
İhtiyacından fazla üretip ayrıca bunları ihraç edemezsen kalkınamazsın.
Bu saptamanın hesabı gayet açıktır:
Kendin üretemediğin şeyleri dışardan almak için elinde uluslararası para birimlerinin olması gerekir: dolar, Eeuro gibi. Bunları banknot matbaasında basamayacağına göre kazanmak zorundasın. Nasıl ? Üretip dışarıya satarak ! Bunu yapamıyorsan ihtiyacı olan yabancı paraları borç olmak zorundasın.
İlkten Osmanlı girdi bu kapana. Özellikle merkezi devletin, daha dar anlamda saray ve çevresinin ihtiyaçlarının karşılanması için dışardan borç alınmaya başlandı. Alınan borçlar faizleriyle birlikte zaman içinde katlandı ve ödenemez hâle geldi. Borcu verenler paralarının karşılığını üç kıtaya yayılmış koskoca devletin toprak varlığı ile zenginliklerini yağmalayarak geri aldılar.
Osmanlı bence kötü yönetildiği için çökmedi, eşitsiz gelişmenin doğal sonucu olarak çöktü. Ama, eşitsiz gelişmelerin de altında üretememek yatıyordu.
Fetihler dönemlerinde bu çok hissedilmemişti, ama o dönemler kapanınca açık veren bütçeyi borç alarak kapatmak gibi dışa bağımlılığın tuzağına yakalanılmasında aynı neden vardı: Üretememek! Tamam, yönetimlerin de bunda kabahati vardı, ama asıl neden eşitsiz gelişme yasasaydı. Tüm doğu için böyleydi bu.
Peki, cumhuriyeti yönetenler bundan ders çıkarttılar mı ?
İşin kolayına kaçtılar. Bütün kötülükleri feodalizmin/monarşinin üzerine yıktılar. Batı’yı kalkındıran modele ya da kapitalizme sarıldılar. Çok kısa sürede bunun çıkmaz yol olduğunu görüp bu kez devletçiliğe yöneldiler, ama iş işten geçmişti. 1950’li yıllardan itibaren üretime boşverip dış borçla yaşamak yöntemi benimsendi yine, hâlâ o yolun yolcusuyuz !..
Zaman zaman TV’lerde filan dışarıya ödediğimiz dudak uçuklatan faiz miktarları açıklanıyor. Görülüyor ki halktan toplanan vergi ve cezaların büyük bir kısmı dışarıya akıyor.
Kemerleri iyice sıkıp üretken bir ülke haline gelmeden bu labirentten çıkıp yolu bulamayız. İktidara kim gelirse gelsin bu değişmez.
Kemer sıkıp sermaye birikimi yaratacaksın, yarattığın birikimleri teknoloji üretmek ve transfer etmek için harcayacaksın. Hem her alanda üretimi arttırıp kendine yeten ülke olacaksın önce, sonra zenginleşme yoluna gireceksin…
Bu süreç dış borçlanmaya kapalı bir süreçtir.
Bu sorunun sağcılıkla solculukla ilgisi yok. Yahut şöyle var: solcular üretimin önemine sağcılardan daha çok vakıflar. Ama bu sadece bir bilgi sorunu değildir. Bilgiyi sistematikleştirip ya da planlayıp üretime kanalize etmek gerekir. Solculuk çenebazlık düzeyinde kaldığı sürece halka bir şey vermiyor.
Sağcısı solcusu ile herkesin katılabileceği çaplı bir üretim sürecinin başlatılacağı bir Türkiye’yi ne zaman göreceğiz acaba ?
Biliyorum, yakın zamanın bir işi değil bu, ama olması gerekiyor. Üretmeden dış borçlardan, onun yolaçtığı çoklu bağımlılıktan kurtulamayız.
İktidar ortağı Bahçeli’nin ekonomik düstur olarak modernize edilmiş bir Ahi/Lonca sistemini önermesi, her sorumlu siyasetçinin durumun farkında olduğunu gösteriyor aslında. Selçuklulardan Osmanlı’ya geçen ahi örgütlenmesi bizi dışborç batağından kurtarmaz gerçi, ama en azından ulusça bir arayışın içinde olmamız gerektiğini duyumsatması bakımından önemlidir.
Herkesin demokratik zeminde el-ele verdiği bir milli üretim seferberliği !..
Bunu düşünmek bile insanı heyecanlandırıyor !..
Çöken/çürüyor kapitalizmin böyle bir seçeneğe ev sahipliği yapacağına/yapabileceğine inanıyorum. Asıl sorun da bu işte !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








