
SARA YÖNETİMİ VE KÜRTLER
17 Eylül 2026 00:05:17
Eski bir deyimle “geribırakılmış” ülkelerde toplumsal yapıya “modern” ilişkiler ya da sosyal antagonizmalar egemen değildir.
Bu gibi ülkeler de toplumsal ilişki ve çelişkilere etnik, dinsel veya mezhepsel farklılıklar damga vurur. Bu nedenle siyasal mücadele de aynı temele oturur.
Suriye’de durum böyle. Toplumsal tablo sosyal değil, daha çok ırksal ve mezhepsel renklere boyanmış durumda.
Suriye Sünni Müslümanların nüfus yapısı içinde % 80’i aşan ağırlığının olduğu bir ülke. Şii/Aleviler ile Dürziler azınlıkta. Az sayıda Hristiyan da var. Biraz da Türkmen.
Ahmed Şara öncesinin Suriye’sinde siyasi iktidar, yüzde 12’(lik Şii azınlığa dayanıyordu. Toplumsal temeli buydu. Baas yönetimi bu yüzden orada lâik bir dikta rejimi kurmuştu. Esad yönetiminin yüzü Batı’ya (ABD’ye anlayın) değil Doğu’ya (Rusya anlayın) dönüktü.
ABD’nin ünlü Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)Suriye’nin hizadan çıkmış konumuna kızgındı. İstiyordu ki Körfez ülkeleri gibi Suriye de Batı’ya/ABD’ye biat etsin. Enerji zenginliğinin anahtarını ABD’ye versin, en azından söz dinler konumda olsun.
ABD, etnik ve mezhep bölünmelerini temel alan, daha doğrusu kullanan bir politikayla Suriye’yi iç-savaşa sürükledi, sonuçta şii yönetimini devirip yerine Sünni çoğunluğu temsil eden Şara yönetimini getirdi. Şara, El-Kaide/El Nusra kökenli HTŞ ismindeki şeriatçı terör örgütünün lideriydi. Bugün ise Suriye’nin geçici başkanı. Burada geçici sözcüğü demokratik bir yönetime geçişi vurguluyor.
ABD iç savaş sırasında Kürt kökenli alevi bir terör örgütü olan PKK’yı da kullandı. Etnik ve mezhepsel bakımdan “gayri mütecanis” karakterdeki isyancılar içinde PKK da etkin bir rol oynadı. Kürt etnistinin tümü PKK yandaşı değildi gerçi, ama PKK’nın orada yine de etnik bir tabanı vardı. PKK’nın bir kolunun uzun yıllardır Türkiye’yi bölmeye çalışan bir örgüt olması ABD nezdinde de bir güvenceydi (!) zaten. Bu yüzden ABD, PKK’ya Kuzeydoğu sınırımızdaki geniş bir petrol ve su havzasının kontrolünü verdi, orada bir “garnizon devlet” kurmalarına sesini çıkartmadı. Gerçekte ise bir “köprüyü geçinceye kadar…” aforizmasının tipik bir güncellemesiydi bu…
Peki sonuçta ne oldu ?
ABD, Suriye Kürtlerini ve onlara yaslanan PKK’yı kazıkladı. Kürtlere verdiği devlet kurma vaadini yalayıp yuttu ve onları entegrasyona zorladı; bir başka ifadeyle bir anlama asimile etti...
Bu şekilde Suriye sınırımız rahatladı, PKK kökenli terörün tacizlerinden kurtulduk. Bunda Türkiye’nin Suriye’nin yeniden yapılandırmasındaki ağırlığı da etkili oldu.
Şu sıralar Suriye’de herşey pamuk ipliğine bağlı. Suriye Ordusu profesyonel bir düzenli ordu değil, terör örgütleri koalisyonu. Devlet yönetiminde Sünni-alevi dengesi kuruldu. İsrail’in kullandığı Dürziler yönetime entegre olmamak için direniyor, silahlı göçmen bedeviler keza… Türkmen grupları ise yeniden yapılanma surecide kendilerine de bir yer verilmesini bekliyorlar.
Denilebilir ki ABD, Türkiye’nin de baskısıyla Suriye’yi bölüp öyle kontrol edeceğine tümünü kontrol etme yolunu tuttu. Kürtler bu yüzden yeni rejime bir anlamda “yedirildi”…
Şu anki Suriye rejimine iki toplumlu bir yapı nitelemesinde bulunabilir miyiz ? Yahut “iki sütunlu” ?
Öyle niteleyenler var gerçi, ama ben öyle düşünmüyorum. Entegrasyon bir tür eritmedir. Bu sadece devlet yapısı için böyle değildir. Etnik bakımdan da böyledir.
Rejime entegre olan PKK doğal olanak örtülü asimilasyona karşı çıkıyor. Örneğin okul müfredatlarına Kürtçe’yi …. Koydurdular. Biraz daha öteye gidip Türkçeyi müfredattan çıkartılar. Türkiye’nin müdahalesiyle yeniden müfredata aldılar.
Şu anlama geliyor bu:
Şara yönetimi Kürtlerin/PKK’nın manipülasyonlarına fazla açık gibi. İkincisi Türkiye’de “barış” çığlıkları atan PKK yandaşları Suriye’de Türkçeyi müfredat dili olmaktan çıkartan uygulamalara seslerini çıkartmıyorlar. Irkçılık yapıyorlar.
ABD ve onun dizginlerini elinde tuttuğu Şara yönetimin dikkatli olmalıdır.. Yanlış atılan adımlar Suriye büyüsünün beklenmedik bir zamanda bozulmasına yol açabilir. Farklı etnik, dinsel ve mezhepsel gruplara karşı eşitlikçi bir tavır takınmanın peşinen sindirilmesi gerekiyor.
Suriye’deki yeniden yapılanmada demokratik bir model olacaksa eğer, nüfusu oluşturan tüm etnik, dinsel ve mezhepsel toplulukların demokratik zeminli kardeşçe birliğini savunmayı ilke edinilmelidir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








