
GS’Yİ KİM YAKTI ?
11 Eylül 2026 00:08:14
Biraz üşütmüşüm, bu yüzden dün yazı yazamadım. Bugün biraz daha iyiyim…
Günlük yazı konusu ekonomik, sosyal ve siyasal gündemden çıkar. Gündemin öne çıkmış başlıklarından birisini konu olarak seçersiniz. Gündemin dışında yazılar yazmak gazete yazarlığı değil, denemecilik olur. Gazete yazarı gündemi izlemek zorundadır.
TV’lere baktım, gazeteleri karıştırdım, gündem eh işte… CHP’nin 103. kuruluş yılın ile İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşunun 104. yılı var….
Gündemin bir diğer öne çıkan konusu, ABB Başkanı Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabulüydü… Kabül, gerçi merak uyandırmadı değil, uyandırdı, ama paranoyal teorilere de kapalı kaldı yine. Çünkü randevu talebi Yavaş’tan gelmişti, konu da Ankara metrosu filandı…
Aslında bugün Adalet Bakanının son operasyonlarla ilgili açıklamasını yazmak istiyordum, ama sonra vazgeçtim çünkü çok detaylı bir yazı olacaktı, benim de detaylara delecek halim yoktu.
Sonuçta geçen gece TV’den canlı izlediğim Sporting-Galatasaray maçı üzerine birkaç not yazmaya karar verdim:
Galatasaray hem yabancı sahada oyunuyordu ve hem de önemli iki gol silahından yoksundu. Osimhern sakattı, Leo da hazır değildi henüz.
Maç başladı. Rakibe kendi sahasında baskı yapan bir G.S izlemeye başladık. Bu zaten GS klasiğidir. Maç düdüğü ile birlikte önde basarlar, bu şekilde erken gol bulmaya çalışırlar.
Buldular da. Atılan gol, gerçi karambol golüydü, ama hak edilmiş bir goldü yine de.
GS’nin baskısı 20 dakika filan sürer diye düşünüyordum. Yanıldığım ortaya çıktı. Devre bittiğinde topla oynama, GS’nin lehine 66—34’tü.
Sporing’in attığı ilk gol de karambolden geldi. GS oyunu domine etmişti, herkes ikinci golü bekliyordu. Ama, bir kontratak skorun 1-1’e gelmesine yolaçtı. Golde savunmanın yanısıra özellikle Uğurcan’ın hatası büyüttü. Uğurcan son maçlarda adeta hayalet gibi. Yanından geçen toplara sadece bakıyor, refleksleri sıfırlanmış gibi.
Nitekim, frikikten yediği golde de büyük hata yaptı. Rakibin o açıdan topun uzak köşeye değil yakın köşeye atabileceğini hesaplayamadı. İyi bir kaleci o topu çıkartırdı.
Hakemin iki büyük hatasını izledim maç içinde. Sporting’li oyuncunun GS’li rakibinin göğsüne tekme atması kırmızı karttı, hakem sarı verdi. Penaltı da verilmeyebilirdi, çünkü kaleci teması hiç yoktu, Jakops’un teması ise rakibe değil, topaydı… Denilmelidir ki maçın kaderini hakem ile Uğurcan’ın hataları belirledi.
Bence GS, Sportiz’ten daha iyi bir takım. Daha organize ve topu daha iyi kullanan bir kadrosu var. GS’nin eksiği son vuruşlar ! Sonradan oyuna giren Leo, gerçekte yıldız bir oyuncu olduğunu duyumsattı yine. Osimber’in yokluğu ise çok derinden duyumsandı.
Rusya’dan alınan Batrakov çalışkan ve kaliteli bir oyuncu, ama GS orkestrasını yönetecek bir isim değil; bu anlamda bir yıldız değil, takım oyuncusu sadece !
Osimhen’in takıma dönmesi ve Leo’nun hazırlık dönemini aşıp takıma tam katılmasıyla GS gerçek kimliğini bulacak. Eğer yönetim ortasahaya ve sol stopere yıldız oyuncular alabilseydi, bu GS son 8’e kalabilirdi.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








