
GELECEĞİ ŞAVULLAMAK…
14 Temmuz 2026 00:12:18
Bir kez daha altını çizeceğim:
Bu çılgın silahlanma yarışına karşıyım…
Ama bu elbette savunma sanayimiz güçlenmesin anlamına gelmiyor. Savunma sanayiinde de kendi göbeğimizin kendimizin kesmesi gerektiği anlamına geliyor.
İlke budur: Kendi salahını kendin üret, başkalarına muhtaç olma. Çok zorunlu kalırsan teknoloji transfer et, ama bağımlanma, satın al.
Dahası da var:
Uluslararası silah pazarı olma. Başkaları için silah üretme…
Trump, zirveye gelmeden önce Türkiye’nin NATO için silah sanayii üssü olabileceğini söyledi.Ne demek istiyordu Trump ? NATO için Türkiye’de de silah üretelim demek oluyordu !
Kendimiz için silah üretelim, ama üretim üssü olmak başka şeydir. Sonuçta bir getirisi yoktur.
Güzelim ülkemizin temel sorunu yeteri kadar üretememektir. Bir genelleme bu elbette. İhtiyacımızdan fazla ürettiğimiz ürünler de var, ama genelde üretimimiz tüketimimize yetmiyor.
Bu yüzden dış ticaret makası hiç kapanmıyor. Son verilere göre 23,7 milyar dolarlık cari açıkla dünyada ikinci sıradayız.
Az satar çok alırsan, borçlanırsın, ayrıca ağır bu da ödemek zorunda kalırsın. Bu durumdayız !
Az üretip/az satıp çok almanın faiz ödemelerinin dışında ağır bir sonucu da var. Bu tablo döviz sıkıntısı da yeralıyor, içerde azalan dövizin fiyatı yükseliyor, bir de sürekli olarak enflasyonu tetikliyor.
Güzelim ülkemizin temel sorunu bu. NATO için silah üreterek bu sorunu çözemeyiz.
Şunu da unutmamalıyız :
Silahlar besin zinciri içinde yeralmaz. Tam tersi hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın süreçte doğaya ve onun bir parçası olan insana zarar verirler. Silahlar sadece caydırıcı bir güç olarak varoldukları sürece yararlıdırlar.
Başa dönüyorum:
Yeteri kadar üretip yeteri kadar kazanamıyorsanız bunun acısını öncelikle sabit gelirli kitleler çeker.
Çünkü bu gibi ülkelerde milli gelir düşük olur. Buna ek olarak milli gelirin bölüşümünde de sor
unlar varsa, halkın büyük bir çoğunluğu geçim sıkıntısı çeker.
Ekonomik sıkıntı kaçınılmaz olarak siyasal alanda da yankısını bulur, siyasal huzursuzluk ülkeyi olmaması gereken noktalara çeker.
Bu gibi dorumlarda ilk çare olarak akıllara sandık gelir, sandık yoluyla yönetimin değişmesi gerektiği gelir.
Şu sıralar insanların Özgür Özel’in peşine takılmasının nedeni bu. Halkın büyük bir çoğunluğunun siyasal tercihini bireysel hayat koşulları belirliyor. Bugün seçim isteyenlerin çoğunluğunun argümanı kötü ekonomik koşullardır.
Bu aslında spontane bir siyasal itirazdır. Daha iyi yaşama güdüsüdür.
Eğer bir iktidar değişikliği olursa, gelecek iktidar aynı sorunlarla karşılaşacak. Başlarda kamulaştırmalar, elit kesimlere dönük vergilendirmeler ve, şatafata dur diyerek, geniş kesimlerin yakşam kaliteler yükseltilmeye çalışacaklar.
Ama esas sorun bu değildir. Esas sorun üretmek, kendine yeter hale gelmek, bunun için de çok halkalı emperyalist bağımlılık zincirinden kurtulmaktır.
Siyaset geleceği görme sanatıdır denilir.
Ülkemizin yarınlarını bugünlerden düşünmez ve çözüm yolları göstermezseniz kaleminiz ne kadar albenili olursa olsun yeterli cesaret ve sorumluluğa sahip değil demektir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








