
SİLAHLANMA YARIŞI !
11 Temmuz 2026 00:41:46
Tüm dünya korkunç bir silahlanma yarışı içinde. Silahlanma yarışı sadece konvansiyonel silahlarla sınırlı değil, birçok ülke nükleer güç ve silah peşinde.
Bu yarış niye ?
Silahlanma yarışının temel argümanı, “savunma” terimiyle karşılanıyor genelde. Her ülke birilerinden korkuyor, bu yüzden gerçekte ekonomik ve sosyal ve diğer üstyapısal alanlarda kullanılması gereken kaynaklar silaha akıyor !..
NATO’nun Ankara zirvesinde NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarını yüzde 5 oranında yükseltmeleri karara bağlandı.
İşçi, emekli açlık sınırının altında yaşarken kaynakların biraz daha silahlanmaya kaydırılması insanın içini acıtıyor.
Şu var ki zorunlu da bu. Çünkü emperyal kapitalizm bir ahtapot gibi tüm dünyayı sarmış durumda. Sistemin doğası gereği dünya güçlülerin güçsüzleri yönettiği/kullandığı; yayılmacılığın, yağmacılığın kimi zaman alenen uygulandığı bir karmaşık düzene sahip.
- yüzyılın ikinci çeyreğindeki ikinci toplu savaştan bu yana dünyamız başka toplu savaş görmedi. Ama bu, toplu bir yeniden paylaşım savaşının objektif koşullarının olmadığı anlamına gelmiyor. Aradan geçen zaman içinde eşitsiz gelişme yasası güç odaklarının kısmen değişmesine ve buna uygun yeni mevzilenmelere sahne oldu. Gerçi. nükleer silahların varlığı yeni bir dünya savaşının patlamasını büyük ölçüde zorlaştırıyor, ama bir üçüncü dünya savaşı olasılığı yine de gündemden düşmüş değil. Güçlü emperyal devletler, başta da ABD, diplomatik şantaj, bölücülük, ırkçılık, terör yoluyla ve kimi zaman bizzat sahaya çıkarak dünyanın zenginliklerini bugün de aralarında paylaşıyorlar.
Son Gazze, şavaşı ve İran savaşları bu açıdan çok öğretici savaşlardı.
Denilebilir ki 19. Yüzyılın istilalarla yürütülen sömürgeciliği bu kez diplomatik savaş ve bölgesel/lokal savaşlar şeklinde karşımıza çıkıyor.
Eskiden sömürgeler vardı, şimdi ekonomik ve siyasi bakımlardan gelişmiş ülkelere bağlı yarın sömürgeler var !..
NATO’ya geliyorum…
NATO, ikinci paylaşım savaşından hemen sonra “Sovyet yayılmacılığı”na karşı kurulan bir askeri “savunma” örgütü olarak doğdu. Sovyetlerin çöküşünden sonra hedefe Rusya Federasyonu konuldu.
Kim kurmuştu NATO’yu ?
ABD ile belli-başlı emperyal Avrupa ülkeleri… Tepedeki “kurucu baba” ABD idi.
NATO’ya sonradan katılan “küçük” ülkeler, NATO içinde hiçbir zaman etkin bir pozisyona sahip olamadılar. NATO’yu 80 yıldır esas olarak ABD kendi çıkarları doğrultusunda kullandı ve hâlâ kullanmak istiyor.
Emperyal ülkeler sürekli olarak silahlanmayı teşvik ediyor, bilinir-bilinmez potansiyel düşmanlara karşı kaynaklar halkların refahı için kullanılacağına silahlara akıyor.
Peki bu gidiş nereye ?
Dünyamız teorik olarak bir üçüncü dünya savaşına gidiyor. 8 milyarı aşkın dünyalının yarısının yok olacağı bir felakete !..
Bu kapımızdaki felâketin tetikçisi, kapitalist/emperyalizmdir ! Eşitsiz gelişme ve yayılmacı kapitalizm dünyaya hükmettiği sürece bu büyük tehdit ortadan kalkmayacaktır !
Emperyal ülkelerin kurduğu ittifaklara boynunu uzatan ülkeler, kaçınılmaz olarak felâketin kapısını çalacağı ilk ülkeler olacaktır.
Günümüz NATO’suna bakıyorum…
Güzelim ülkemizin tescilli düşmanı olan İsrail ve Yunanistan da NATO üyesi !
Yani esas tehdit Rusya ve, Çin değil, NATO içinde !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








