
KİLİMLİ’DE NE OLDU ?
24 Ekim 2026 00:20:16
Zonguldak Kömür Havzasının tarihini işkazalarına ayrıntılı başlıklar açmıştım.
Zonguldak’ta kömüre ilk kazma 19.yüzyılın üçüncü çeyreğinde vuruldu. İlk işletmeci ise Galata Bankerlerinden bir grup gayrımüslim’in kurduğu İngiliz Kömür Kumpanyasıydı.
Kömür havzası 1880’lere kadar yabancı kumpanyaların elinde oyuncağa döndü. Ortada ciddi bir yatırım ve organize bir işletmecilik yoktu. Ta ki Fransız sermayeli Ereğli Şirket-i Osmaniyesine kadar !
19.yüzyılın sonlarında havzaya giren Fransızlar ve diğer yerli-yabancı özel sermayedarlar 1936-1940 dönemine kadar Zonguldak’ta kaldılar. 1936’da diğerleri, 1940’ta da Fransız Şirketi kamulaştırılabildi.
İkinci Dünya Savaşı patlak vermeseydi, kamulaştırmalar olabilir miydi miydi, emin değilim.
Zonguldak madeninde işkazalarının en yoğun olduğu dönem ikinci savaş yılları oldu.
Devlet Başkanı İsmet İnönü, savaş sırasında ekonomimizi bir anlamda militarize etti. Ünlü Milli Korunma Kanunu o dönemde her yerdeydi, eli her şeye uzanıyordu. Türkiye savaş dışıydı, ama savaş ekonomisi koşulları yaşıyordu. Ekmek karneye bağlanmıştı, belli-başlı gıda maddelerini bile bulmak çok zor hale gelmişti.
Kömür, buhar uygarlığının ana gıdasıydı. İsmet Paşa, Mili Koruma Kanunu’nun kapsamında maden için özel bir yasa çıkarttı. Askerlik çağına gelmiş bölge halkını zorunlu maden işçisi yaptı. Başlarda yasa sadece köy halkını kapsıyordu, giderek liman ve demiryollarında çalışan işçiler de zorunlu işçiliğin kapsamına alındı.
Ayrıca, “iş kaçakları”nı yakalayıp madenlere sürmek için bir de Tahkimat (Destek) Komutanlığı kuruldu.
O dönemdeki kaza istatistiklerini incelerken adeta dehşete düştüğümü anımsıyorum.
Dünya genelinde 1 milyon tona düşen ölümlü işkazası oranı yüzde 0,5’tir, çok çok 1’dir.
Bizde 1941’de 25, 1942’de 35, 1947’de 75’e çıkmıştı.Her yıl 3-4 bin işçi iş kazalarında yaralanıyorlardı.
Peki niçin ?
Çünkü çok ağır bir üretim zorlaması vardı. Savaş nedeniyle kömür ihtiyacı artmıştı. Üretilen kömürlerin önemli bir bölümü ihraç ediliyordu. İşçi sayısı 30 bini geçmişti. Üretimin ana unsuru kol gücüydü. Kol gücüne yaslı üretim bir de zorlanınca kazaların tavan yapması doğaldı.
Zorlama; iş saatlerinin uzatılması ve kesenecilik şeklinde oluyordu.
Kömür üretimi bugünkü yıllık üretimin 4-5 katına çıkmıştı, ama bu üstün başarının öteki yüzü ocakların kan gölüne dönmesiydi. Bu dönem 1948’e kadar sürdü.
Menderes ve ekibinin 1950’de iktidara gelmesiyle son bulduydu.
Menderes de Turgut Özal gibi özel sektörcüydü. madene de “nerede ucuzunu bulursam oradan alırım” mantığıyla bakıyordu.Savaş ekonomisinin bitmesiyle Zonguldak’taki baskıcı dönem de son bulmuştu gerçi, ama o tarihlerden sonra kömür madenciliğinin iki yakası da bir daha bir araya gelmeyecekti.
**
Sözü Kilimli’deki grizu patlamasına getireceğim…
Kaza, gerçekte grizu patlaması ise, bence yine de ucuz atlatıldı. Çünkü havza tarihindeki grizu patlamaları çok ölü ve yaralı verilen kazalar arasında yeralır.
Üç işçimizi yitirdiğimiz, ikisi ağır beş işçimizin de yaralandığı kazanın nedeni açıklanmadı gerçi. Ama şunu biliyoruz: Ocak gerekli güvenlik önlemlerine sahip olsaydı metan patlaması olmazdı. gaz patlamaları görünen kazalar arasında yeralar.Bir başka değişle bunlar kaza değil, işcinayetidir!
Kömür sahalarının özelleştirilmesine karşı çıkanlardan birisi de benimdir Çünkü özel ocaklarda sözü edilebilecek düzeyde kömür de üretilmez, orada çalışan işçilerin iş ve güvenliği de devlet ocaklarına kıyasla ha var he yoktur !
Şöyle bağlayacağım:
Özel kömür ocakları yeniden devlete/TTK’ya entegre edilmelidir…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








