
DÜNDEN KALAN (?) GİDİYORLAR
14 Haziran 2016 05:28:58
Bitmekte olan bir ilişkinin, klişeleşmiş ipuçları vardır:
İlk dönem bolca tüketilen iltifatların giderek kesilmesi, serenatların, sürprizlerin tükenmesi, derin sohbetlerin, yerini uzun suskunluklara terk etmesi...
Karşılıklı suçlamalar, yatağa kadar uzanan zıtlaşmalar, Ne istedin de vermedim diye başlayan, Artık biz, biz değilize uzanan, Sen artık beni sevmiyorsuna tırmanan yakınmalar...
Dalan gözler, dolan gözler, yakaran, yaşaran gözler...
Çarpılan kapılara uzanan restleşmeler...
***
İktidardan devrilmekte olan siyasi partiler de benzer ipuçları verir.
Balayı döneminde partide herkes birbirine bağlı, halka karşı müşfik, söyleminde hoşgörülüdür.
Yokuş başladı mı, yakınmalar da başgösterir:
Birer özgürlük mabedi olacağı söylenen meydanları polis çevirir.
Mutlu yarınlar vaat eden konuşmalar, Düşmanlarımızı tanıyalım seansına çevrilir.
Vaatten çok hamaset işitilir.
Evladını kaybettiği için mutlu olmayan babalara hakaret edilir.
Sandık bekleneni vermedi mi, önce Yaptıklarımızı anlatamadık özeleştirisi verilir, ardından Bu nankör halk... noktasına gelinir.
***
Seçime 40 gün kala, iktidar partisinde, devrilişin tüm alametleri gözleniyor. Daha önce benzerlerini yaşadığımız sıralamayla üstelik:
Yüksek ateş, önce ekonomik verilerde hissediliyor:
Enflasyon, işsizlik, milli gelir, döviz kuru, sanayi üretimi; hepsi birden alarm zilleri çalıyor.
Sonra sokaklar hareketleniyor; İçişleri bütçesi, Milli Eğitiminkini aşıveriyor. Önce polis, ardından da evde zor tutulanlar, sokağa salınıyor.
Giderek, hezimetin fiziki belirtileri çıkıyor ortaya:
Ağız köpürmesi, göz dönmesi, burundan soluma, boyun kalınlaşması, diş gıcırtısı, yumruk sıkılması, akıl tutulması...
Bu aşamada, dış dünyadan, özellikle de Amerikadan uyarılar başlıyor. Oraların rüzgârıyla iktidar olanlar, bu kez oralara kafa tutuyor. Uluslararası komplo ve yerli işbirlikçileri klişesini devreye sokuyor. Aranan suçlu, iç ve dış düşmanlarda bulunuyor.
Ne istediniz de vermedik serzenişleri, önce Kandırılmışız itirafına, oradan İçimizde hainler var paranoyasına varıyor.
***
Açın arşivleri bakın:
Devrilmekte olan iktidarların, tipik belirtileri bunlar...
Eleştiriye tahammülü kalmayan lider, çevresini boşalttıkça yalnızlaşıyor, alkışların dolduruşuyla mağrurlaşıyor.
Gidişatı görüp uyaran eski yoldaşlarını tasfiye ediyor.
Eskiden bizdik, şimdi ben olduk diye sızlananlar derhal dışlanıyor. Liderin yeni şakşakçıları, kurucu kadroya vizyonsuz yaşlılar muamelesi yapıyor.
Taban dağıldıkça, oylar azaldıkça, son yaklaştıkça, kırılan vazonun üzerine, kocamanBiz Türkiyeyiz bayrağı örtülüyor.
***
Filmlerin sonu söylenmez ama; daha önce kaç kez okuduğumuz senaryo bu; biliyoruz.
Sırada, bugün sessizce izleyenlerin, Ben uyarmıştım, dinlemedi dediği bölüm var.
Sezon finalini de liderin, Beni dış odaklarla, içimizdeki hainler yıktı cümlesiyle bitiriyorlar.
Sabredin; 40 gün kaldı.
Gidiyorlar.
***
GİTSİNLER DE, ekilen tohumlar, giden canlar, yıkılıp yakılan kentler, sosyal ve ekonomik sorunlar, eğitimdek gerileşme-kuşatılma ve dinselleşme, siyasetteki yozlaşmanın getirdiği sorunlarla kim, nasıl başedecek? Bu kaygı 7'den 70'e hepimizi yarından umutlu olmamaızı engelliyor...
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








