
EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYAR MI ?
02 Nisan 2013 15:27:41
Uymaz
Bunu kendi yaşamımdan bir örnekle kanıtlamak isterim.
Bodrumda dinlenceye karar verdiğimizde dönüşü de düşündük. Plan şuydu: İzmirde gezecek, Şirincede konaklayacak ve Ayvalık, Çanakkale, Bozcaadayı dolaşıp Bursa üzerin-den Ankaraya dönecektik. Bu hesabın hepsi yattı. Bodrum tatilini üç gün uzattık. Gelirken Denizlide olduğu gibi bir gece Afyonda, Oruçoğlu Termalde konaklayıp 23 Ağustosta Ankarada olacağız. Bu planımız da tutmadı
PAYDA diye bir yayın işine soyunduk. Üç kişi idik. Daha işlemler başlamadan matba-acı sukoyverdi. Evdeki hesap çarşıya uymamıştı. Kaldık mı iki kişi; kitap ve dergi işi devam ediyordu. Bu kez de firmayı üstüne yaptığımız kız cırdı. Bir hesap, beni borçlu çıkardı. Buna katlandım da, dergiyi ben çıkarırım diye diretince kopardım ipleri. Onunla da yaptığım hesap evdekine uymamıştı.
DEVREK ERDEM adlı bir Komandit şirketi kurduk. Asıl iş gazetecilikti.Ben koman-dite ortaktım. Bu işte de evdeki hesap çarşıya uymadı; beş on sayı sonra o iş de yattı. Vergi ve Ticaret odası kaydı nedeniyle 5 sene emekli olamadım. Emekli oldum ama bu kez de kayıt nedeniyle maaşımdan her ay 95 TL kesiliyormuş. Bunu da yeni öğrendim. Sanki birileri beddua etmişcesine, tuttuğum her iş elimde kalıyordu. Olurdu da, bu kadarı olmazdı
Verdiğim söz üzerine bir kamyon verdim şoföre. Anlaşma da (el senediyle) yapmıştık. Ortaktık. Her seferin hesabını da veriyordu önceleri. Sonra sukoyvermeye, hesaplarda katakulli yapmaya başladı. Parada, kilometrede, sefer sayısında hileler ( bekliyordum üstelik) yapmaya başladı. Sonunda Irak seferine çıktı. Sonun da beklenen oldu ve kamyon heba oldu. Bu kez de evdeki hesabı çarşıya uyduramamıştım. Kamyon gittiği gibi bir de vergisini ödüyorum hâlâ.
DEVREK HABER adlı bir gazete çıkarıyorduk. Bu kez de amacım sigortadan emekli olmaktı.Gazeteyi güvendiğimi zannettiğim birinin adına yaptım. İki yıla yakın da tek başıma çıkardım. Bir süre izlediğimde ondan da bazı su kaçıklıkları nedeniyle ayrıldım. Yani tuttuğum bu işin de hayrını görememiştim. Hesap bunda da tutmamıştı.
SONUÇ :
Sorguluyorum şimdi? Ben beceriksiz biri miyim ?
İyi niyetliyim.
Bir yerden başlamak için inanmak zorunda olduğuma inanıyorum.
Akçalı (paralı) işler ve hırs her şeyin önüne geçiyor. Oğlunun babasına bile kazık attığı bir süreçteydi bu başıma gelenler.
Kurnazlık bilmeyen biriyim. Hep iyimser olmanın bedeliydi ödediklerim.
Pişman mıyım ?
Asla !
Hiç keşke demedim, bu gidişle de demeyeceğim galiba.
Evdeki hesap niye çarşıdakine uymaz ?
Evde kendinizlesinizdir. Siz hesabı kitabı doğru da yapmış olsanız, araya birileri girecektir. Bu durumda çıkarlar ve hesaplar çatışacaktır. Bu bir alışveriştir. Ne demiş atalar:
Deve bir akçe, alamam oğlum. Deve bin akçe, aldım gitti oğlum. Niye ? Hesap tutmasa da, yeterinden fazla parası vardır adamın, üçüne beşine bakmamıştır.
Ne der eskiler? Soğanı, sarmısağı, sirkeyi hesap eden paçayı yiyemez. İşte böyle
GENÇLİK ve YAŞLILIK ÜZERİNE...
İnsan ömrünü dört mevsime benzetebiliriz: Doğuşu Bahara, Gençliki Yaza, Yaşlılığı sonbahara, sonsuzluğua göçü ise Kış gibi. Koca bir ömürdür bu yaşanan. Ne var ki, bebeklerin, gençlerin ölümleri de var arada: Bu yüzden Zongul-dakta söylenen bir söz vardır: Gençler ara sıra, ihtiyarlar sora sıra ölür, der. Kısacası, Yahya Kemalin dediği gibi: Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin/Yok mudur buna bir çare Yarabbelalemindir bu dünya yaşamı.
Lise Edebiyat kitabında, bir kompozisyon konusuna örnek olarak konulan bir sempozyum hatırlıyorum.Konu şöyle : Gençlik üzerineydi. Salonda katılımcılar ve izleyiciler çoğunlukla yaşlılardı. Gençler pek ilgi göstermemişti. Ne zaman bir gençlik sözü geçse, salon alkıştan inliyordu. Bu hem komik, hem de trajik bir durumdu. Gençlişğin kıymetini anla-dıkları için. Benim buna ekleyeceğim tek şey, gençlik elden gittikten sonra anılara dönmektir ya da eyvah diye yazık-lanmaktır.
Yaşlılar Günü kutlamalarının düzenlenmeye başladığı yıllardan birinde, Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı şöyle bir afiş hazırlamıştı. Bu Devrekte de asıldı: Çatısının altında yaşlı bulunan ev mutludur. Bu bende kuşak çatışmasını ve yaşlılara verilen önemi olduğu kadar; bireyleşen bir toplumda, Ataerkil aileden kopmaya başladığımızın resmiydi
Yaşlı evleri, Darülaceze, yaşlı bakım evleri, huzur evleri gibi örgütlenmelerin de başlangıcıydı bu. Buna şu soruyla ya-nıt aramalıyız: Ev Huzuru muydu bunların nedeni. Galiba öyle olmalı ki, anne babalarını, kardeşlerini bu evlere bıra-kanlar giderek çoğaşıyor. Her yaşlılar gününde TV kanallarında röporjlara dikkat edin: yaşlılar evletlerindan, gelinle-rinden yakınıyorlar, ama o insanlara niye diye sorulmuyor
Burada çunu söylemem gerekiyor: Yaşlılar da hiç masum değiller. En basiti bizim zamanımızda" diye başlayan ve kendi hayatları gibi oğul-gelin-kaynana-kayınpeder olmaya koşullandırıyorlar da ondan oluyor bütün olanlar.
Devrek Postası gazetesinde Mithat Yaban Dostum, 80 yaş üzeri yaşayan 35 dolayında erkekleri yazmıştı. O listede kadınların olmaması ve büyük eksilikler de vardı. Devrek dışında yaşayanlar yoktu listede. Hele kadın Devreklilerin olmayışı büyük eksiklikti. O, kadınların yaşları belli olr gibi bir yaklaşımla listesine almamıştı onları.Belki de haklıydı: Çünkü, yaşlı kadın sayısı erkeklerden çok fazla sayıdadır. Yani erkekler genç ölüyorlar. Benim çocukluğumda da ( yani ortalama 50 yıl önce de durum aynıydı. Benim çocukluğumda da( yani ortalama 50 yıl önce de) durum aynıydı.Bu du-rum sosyolojik bir imceleme konusu yapılabilirdi
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








