
ATATÜRK SADECE CUMHURİYETİ Mİ KURDU ?
24 Nisan 2026 00:04:19
23 Nisan’la ilgili yazıları okuyorum gazetelerde… Yazılarda Osmanlı’nın yıkılıp yerine Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu hakkında farklı görüşler var.
Sözgelimi bir yazar çok özet şekliyle şunları yazdı:
“Atatürk demokrasiyi değil, Cumhuriyeti kurdu.”
Bu saptama kaçınılmaz olarak demokrasi ve cumhuriyet kavramlarını öne çıkartıyor.
Aslında bu iki terimin arasında bir iç-bağ vardır. Demokrasi de, Cumhuriyet de halk yönetimi anlamına gelir.
Aslında bu iki kavramı daha iyi kavramak için, halk egemenliği yerini millet egemenliğinden sözetmek daha doğru olur. Çünkü halk sözcüğü kötü tanıma elverişli bir sözcüktür. Sözcük kendi içinde “kimdir halk” sorusunu da içerir.
Millet ve halk kavramları iç-içe, ama farklı kavramlarıdır. Millet,bir
Ülkedeki tüm sosyal sınıfları, en genel anlamda o ülkede yaşayan herkesi içine alan bir terim iken, halk terimi üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmayan kitleleri ya da emekçi kitlelerini ifade eder.
Bu ayrım şu açıdan önemlidir.
Egemenliğin doğrudan halkın elinde olduğu yönetim sistemi Halk Cumhuriyeti şeklinde tanımlarrken, yönetimin belirli bir sosyal sınıfın elinde olduğu cumhuriyetlere Seçkinler Cumhuriyeti denilir. Seçkinler/soylular, halk kavramı içine girmez.
Tom Barrack monarşik cumhuriyetlerden sözelerken bunu dile getiriyor işte !
Demokrasi ise egemenliğin doğrudan veya dolaylı (temsili) şekilde halkın elinde olduğu yönetim biçimidir.
Soruyu açıyorum:
“Atatürk, demokrasiyi değil, cumhuriyeti kurdu” tesbiti kaçınılmaz olarak şu soruyu da içeriyor:
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet bir seçkinler Cumhuriyeti miydi ?
Bu soruyu doğru yanıtlamak için Türkiye Cumhuriyetinin hangi koşullarda kurulduğuna bakmak gerekir:
Osmanlı’da başlıca üretim aracı olan toprak Allah adına hanedanındı. Emekçi köylüler (“reaya”) toprağa hukuken bağlıydı. Onlar üretiyor, artı ürüne soylular el koyuyordu. Bu, batı feodalizmi ile tam eşanlamlı bir düzen değildi, ama sistemin işleyişi aynıydı.
Böyle bir ülkede demokratik bir cumhuriyet kurmak için, yani egemenliği halka vermek için, öncelikle özgür bir millet ve dolayısiyle halk yaratmak gerekiyordu.
Atatürk bunu yaptı. Feodal Osmanlının yıkıntısından ilkten bir millet çıkarttı. Yani toprak, dil, kültür, iktisadi yaşantı ve milli şuura sahip bir insan topluluğu yarattı. Milli Kurtuluş Savaşını da içeren bu sürece milli-demokratik devrim diyoruz.
Niçin demokratik ?
Çünkü demokrasi terimi bir toplumsal sistemin üstyapıdaki tanımıdır. Egemenliğin halka verilmesi için ilkten özgür bir halk yaratılması gerekir. Bunun için de üretim ilişkilerinin değişmesi, yeni bir toplumsal sistemin kurulması gerekir.
Cumhuriyet devrimi hem tam bağımsızlığı sağladı ve hem de kendinden önceki toplumsal yapıyı kökten değiştirerek halkı özgürleştirdi: Yeni bir toplumsal sistemin ya da kapitalizmin önünü açtı. Demokrasi budur ! Demokrasi bir toplumsal sistem değişikliğinin üstyapı kurum yada rejimidir.
Buradan bakarsak Cumhuriyetin kurulmasından sonraki inkılaplar süreci, feodalizmi her alanda tasfiye eden bir demokratikleşme sürecidir de !
Başlarda yeni düzende millet ve halk kavramları iç-içeydi, aynı şeydi. Çünkü sosyal sınıfların henüz yoktu. Sosyal sınıflaşma zaman içinde oluştu ve millet ve halk kavramları ayrıştı.
Demokrasi terimini sadece çok partili parlamenter sistemle eşanlamlı kullanmak aldatıcı olur. Demokrasi bir bütün olarak feodalizmin tasfiyesi, emekçi köylülerin özgürleşmesi ve egemenliğin onların eline geçmesi anlamına gelen bütünsel bir kavramdır.
Buradan bakıldığında cumhuriyet devrimini, milli-demokratik bir devrim olarak nitelemek yanlış olmaz.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








