
100 YILA YENİ MADALYA !
15 Eylül 2025 22:02:04
Küçük oğlum Sina’nın cezaevine girişi benim için sürpriz olmadı. İktidarın dezenformasyon yasası kapsamında çıkarttığı bazı yasalar, örneğin özel yaşamın gizliliğini esas alan yasa basının elini kolunu bağladı. Gazeteciliğin tuzu-biberi olan magazin gazeteciliği bitti, özel bir meslek dalı olan paparazzilik tarih oldu.
Özel hayatın gizliliği öylesine muğlak ve kapsamı geniş bir kavram ki sanıyorum bu tür dosyalar önlerine gelen yargıçlar da bu konuda karar vermekte zorluğu çekiyorlardır.
Bizim Sina da özel hayatın gizliliği yasasına takılarak 3 yıl 4 ay hapis cezası aldı, kanun üst mahkemece onaylandı.
Dedim ya hiç şaşırmadım. Gazetecinin görevi haber üretmektir. Kurallarımız vardır, haber doğru ise yayınlanır. Yasal kaygılarla haberin yayınlanmaması otosansürdür ve sansürlerin en ağırıdır.
Gazetecilik halkın haber alma hakkını savunur. Halkın haber alma hakkı demokrasinin kutsalıdır. Bizim görevimiz halkın bilmediği, bilmesi istenmeyen gerçekleri arayıp bulmak ve günyüzüne çıkartmaktır. Gazetecilik/habercilik budur. Basın bültenlerini gazete sayfalarına ya da internek ortamına taşımak bu açıdan habercilik değildir, kitle iletişimidir.
Sina, gazetecilik yaptı, anılan yasaya tosladı. Bu noktada Sina’yı ihbar edenlerin kimlikleri önemli değildir, bu kimselerin şu sıralar CHP saflarında siyaset yapıyor olmaları da önemli değildir; burada önemli olan, bu tür şikâyetlerin yıllarla ifade edilen hapis cezalarına yolaçan bir hukuk sisteminin varlığıdır.
Bİz gazeteciler olarak buna karşıyız. Söz ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü iç-içe kavramlardır, hatta ikisi ayın şeydir. Söz ve ifade özgürlüğünün sınırları ise, demokrasinin belli-başlı göstergesidir. Bir ülkede basın özgür değilse o ülkeler kaliteli bir demokratik rejimden sözedilemez.
Uzun yıllardır bunun mücadelesini veriyorum.
Annem anlatırdı. Ben doğduğumda babam Ahmet Naim Çıladır cezaevindeymiş. Özerinde Sebahattin Ali’nin Sinop cezaevinden gönderdiği bir mektup bulunmuş, bu yüzden ! “Komünist yazar”ın mektubu silahtan daha tehlikeli bulunduğu için babamı atmışlar içeriye. Yurt çapında ünlü bir kalem insanı ve sanatçı olarak çok kalmamış içerde, ama yeni doğan çocuğunu (beni) annemin kollarında yükselen bir kundak içinde görmüş olmayı hiç unutmadığını söylerdi.
Torunum Defne üçbuçuk yaşında. Birkaç gündür babasının nerede olduğunu ısrarla soruyor. O cıvıl cıvıl Defne gitti, durgunlaştı, içine kapandı… Üçbuçuk yaşındaki Defne’ye bir siyasi dedikoduyu haberleştirdiği için babasının cezaevine atıldığını nasıl anlatacağız ?
Başka Sina’lar, Defne’ler aynı duruma düşmesin diye mücadele ediyoruz. Her mücadelenin olduğu gibi bunun da riskleri var. Ama demokrasi dediğimiz özgürlükler kombinasyonu gökten zembille inmiyor, onu ele geçirmek için mücadele etmek gerekiyor.
Bu mücadeleye katılanlar var, kenarında duranlar var. Katılmayanlara bir şey söylemiyorum, gölge etmesinler yeter ! Biz bu topraklarda üç kuşak tam 100 yıldır gazetecilik yapan bir aileyiz. Ben de düşüncelerim yüzünden yıllarca hapis yattım. Tarih, Sokrates’ten bu yana düşünceleri yüzünden acı çeken, yaşamını veren başı dik insanların onurlu öyküleriyle doludur. Düşüncenin suç olmadığı bir dünya için mücadele etmek bir ayrıcalıktır.
Cezaevi parmaklıkları 100 yıllık meslek geleneğimizin ya da özgürlük mücadelemizin kanıtıdır bizler için.
Sina’nın cezaevindeki varlığı ile ailemiz 100 yıllık meslek yaşamında bir onur madalyası daha kazanmış oldu. Sina ile gurur duyuyorum.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








