
İRAN GERÇEĞİ GÖRDÜ MÜ ?
27 Ekim 2026 00:04:00
“Böl-yönet” emperyalizmin klasik taktiğidir.
Emperyalistler, çökecekleri ülkeleri ilkten yanlışlaştırırlar. Buna koşut olarak iç-çelişkilerini büyütüp ülkeyi bölmeye çalışırlar. Hedefteki ülke, iç-sorunlarına boğulur. Ülke zayıflar, kolayca yutulacak bir lokmaya dönüşür.
Atatürk’ün yurtta barış dünyada barışı parolası bu klasik emperyalist taktiğe bir başkaldırı ve uyarıdır. Parola, hâlâ da geçerlidir.
Emperyalist ve faşistler savaştan beslenirler; en büyük korkuları barış içinde birlikte yaşamaktır.
Dünyamız bir üçüncü dünya savaşının koşulları içinde uzun bir süredir. Nükleer silahların varlığı savaşı geciktiriyor belki, ama bu olasılığı yokediyor. Lokal/bölgesel savaşlar ile diplomatik savaşlar gerçekte paylaşım savaşının uvertürleridir.
Dünyamız yeni bir düzen kurma sıkıntısı içinde. Değişen güçler dengesine göre yeni bir dünya kurulması gerçeği gitgide kendisini daha fazla dayatmaya başladı.
Bu süreçte üç büyük ülke; ABD ile Rusya ve Çin başı çekiyor; yeni dünya düzeninin kutupbaşları olma yarışı içindeler. Son zamanlarda liderlerinin sık sık bir oraya gelmesi aslında bir paylaşım pazarlığından başka bir şey değil. ABD ve İsrail, Ortadoğu’yu yeniden biçimlemeye çalışıyorlar. ABD, Ortadoğu’daki Deki başı dik antiemperyalist ve, antisiyonist yönetimleri devirdi. Sırada İran var. İran’dan sınra sıranın Türkiye’ye gelmesi olasılığı, yabana atılacak bir olasılık değil.
Türkiye’nin üst üste imzaladığı üç ittifak, Libya, Mekke ve Bedir ittifakları Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki ABD/İsrail haydutluğuna karşı ittifaklardır.
Ben bu köşede üst üste yazdığım yazılarda Mekke İttifakı içinde İran’ın da yeralması gerekliğinin altını çiziyordum. Ayrıca İran’ın Husi taktiğinin yanlış sonuçlar verebilecek bir taktik olduğunu söylüyordum.
Son gelişmeler, İran’ın gerçekte olması gereken yeri gördüğünü işaret ediyor. İran ilkten Mekke İttifak’ına karşı olmadığını açıkladı. Peşinden de Husiler ile Suudiler arasında savaşın durması için arabuluculuk yapabileceğinin altını çizdi.
En son Mekke İttifakı temsilcilerinin Tahran’ı ziyaret etmeleri taşların yerine oturma ümidini doğurdu.
Ortadoğu halklarının temel sorunu, ABD-İsrail ya da emperyalist-Siyonist haydutluktan kurtulmaktır. Bu sorun çözülmeden hiçbir Ortadoğu ülkesinin geleceği güvence altına alınmış olmaz; hiçbir Ortadoğu ülkesi siyaseten bile tam bağımsızlığına kavuşamaz.
Türkiye’nin son imza koyduğu ittifaklar bu yolda atılmış önemli bir adımdır. Umuyorum başarılı olurlar.
Libya, Mekke ve Bedir İttifaklarına imza koyan ülkelere bakıyorum… Tümü Müslüman ülkeler. Ancak bunların kimisi Sünni, kimisi Vahabi/Selefi, kimisi Şii, Türkiye ise sünni ve Lâik…
İttifak kuran ülkeler bu ayrımları aşma başarısını gösteriyorsa eğer, gelecekten umut var demektir. Şu gerçeği onlar da gördü ve görüyor. Emperyalizmin “böl yönet” taktiği bugün de gündemde.
Bu gerçekler apaçık ortada iken bizim bir kısım milliyetçilerimizin daha hâlâ Yemen türküleri söylemesi, iyiniyetli de olsa emperyalizmin Türkiye’yi yalnızlaştırma politikasına âlet olmak anlamına gelir. Birlikten güç doğar. Burada önemli olan birliği niteliğidir. Birlik, antiemperyalist ve antisiyonist nitelikte ise, fikir temeli bu ise, Erdoğan’ın attığı imzaları (eleştiri hakkımız saklı kalmak koşuluyla) kabul etmeliyiz.
Güzelim ülkemizin en büyük çelişkisi şu:
Dışarda böyle güzel şeyler yaparken içerisi niçin böylesine karışık ?.. Çare ne ayrıca ?
Çareyi sandıkta halk kitleleri üretecek bence. Halkın sağduyusuna güvenmeliyiz ! Yapacak başka bir şey de yok zaten !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








