
YAPI İLE OYNAMAYIN !
05 Ekim 2026 00:08:28
Yakında anayasa tartışmaları başlayacak, ortalık daha biraz karışacak.
DEM ve Apo, “iki toplumlu” ya da “sütunlu” bir devleti savunuyorlar, bu nedenle ulusal devlete karşılar. Ayrılmak istemiyorlar, ama varlıklarının anayasada da altının çizilmesini istiyorlar. Onları, en çok rahatsız eden maddeler ise, anayasanın 42 ve 66. maddeleri. Çünkü bu maddeler ulus-devleti koşullayan maddelerdir.
Sanırım bu konu üzerinde birşeyler söylemek için ilkten ulus-devletin ne olup olmadığını kısaca özetlemem gerekiyor.
Ulus, Arapça bir sözcük olan Milet’in Türkçe karşılığıdır. Ulus-devletin açık anlamı, tek bir millete dayalı devlet demektir.
Türklerin tarihleri boyunca 17 devlet kurdukları biliniyor. Cumhuriyetten önceki son devletimiz üç kıtaya yayılan Osmanlı imparatorluğu idi.
Osmanlı bir federasyondu. Merkezi devlet, feodal-monarşik bir devletti. Dini Sünni ağırlıklı İslam’dı. Osmanlı tebası, islam topluluğu anlamında ümmet olarak anılıyordu. Ümmet, Arapça topluluk anlamına gelen millet’in bileşeniydi.
Osmanlı birinci dünya savaşından yenik çıktı, yer yer işgal edildi, emperyalist devletler ve yandaşları tarafından paylaşıldı. Sevr anlaşmasıyla paylaşım resmiyet kazandı. Sevr anlaşması Kürtlere Doğu’da toprak verilmesini öngörüyordu.
Kurtuluş savaş sonrası kimler Türkiye Cumhuriyeti ise, Türk kimliğine yaslı bir çağdaş millet idi. Yani, yeni devleti Anadolu Türkleri kurmuştu. Türkler, Türkiye cumhuriyeti ile tarihlerindeki ilk kez millet haline geliyorlardı.
Çağdaş milletler kapitalizmin ürünüdür. Toprak, dil, kültür, ekonomik yaşantı ve milli birlikten oluşur.
Türkler, Türkiye cumhuriyeti ile tarihlerinde ilk kez çağdaş anlamda millet haline geldiler. Kurdukları devlet de bu nedenle bir ulus-devlet oldu. Tek millete dayalı bir devlet ! Lozan Anlaşmasıyla bu yapı tescil edildi. Türkiye sınırları içinde kalan/yaşayan diğer etnik gruplar, Türkiye’ye vatandaşlık bağı ile bağlandılar. Türk vatandaşlarının tüm haklarına sahip oldular. Anayasadaki , “Türkiye cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür”vurgusu, iddia edildiğinin aksine asimilatif bir yaklaşım değildir, bir aidiyet vurgusudur, kabullenmedir, kardeşqçe birliği vurgular.
Bu her yerde böyle değil mi ? Fransa’daki Cezayir’liler sorulduğunda ne diyorlar? Aynen şunu: Cezayir kökenli Fransızım.” Almanya’da, ingiltere’de, ABD’de de böyle değil mi ? “Somali kökenli Amerikalıyım”..” İrlanda kökenli İngilizim”…
“Kürt kökenli Türk olmak” niçin farklı olsun? Ayrımcılık bunun neresinde ? Asamilasyon/eritme bunun neresinde ?
Kürtlerimizin dil, eğitim vb. sorunları olabilir. Ama, bunları bir ayrımcılık olarak nitelemek, derinleştirmek, ikili bir toplumsal sistemin temel taşları olarak kullanmaya çalışmak yanlıştır; esas ayrımcılık budur.
DEM’i yönetenler, Apo’dan esinlenerek adeta aydınlıkta saklanıyorlar; bölücü bir terör örgütü olan PKK’nın tasfiye sürecini ayrıştırıcı bir bakış açısıyla manipüle etmeye çalışıyorlar.
Türkiye cumhuriyeti bir ulus-devlettir. Temel yapı budur. Bu yapıyı korumak zorundayız. Düal bir yapıyı kapı aralayacak her karar beraberinde teorik olarak dağılmayı da taşıyacaktır.
Emperyalist-siyonist ittifakı da bunu istemiyor mu zaten ?
Yeni bir anayasa yapılacaksa, ulus-devleti demokratize edecek bir bakış açısıyla yapılmalıdır.
**
Ortadoğu’daki 50-60 milyon civarındaki Kürtlerin en büyük sorunu bugüne kadar milletleşememiş olmalarıdır. Bu yüzden bir Kürtün etnik kimliğini açıklaması ülke tanımlamasını da gerektiriyor. Yani sadece “kürtüm” demek kimlik tanımlaması için yetmiyor, şu soruluyor. Hangi ülkenin Kürt vatandaşın ?”
Kürtlerimizin karış çıktıkları anayasa maddesi bu eksikliği gideriyor gerçekte.
“Kürt kökenli Türk” olmak asimilasyon mudur ?..
Kardeşliktir !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








