
MADENCİ YÜRÜYÜŞÜ ÜZERİNE….
22 Nisan 2026 00:40:18
Bu işlerin ustalarından öğrendiğimize göre…
Özellikle demokratik toplumlarda sıkça görülen kitle hareketleri, spontane/kendiliğinden gelme ve iradeci hareketler olarak ikiye ayrılır.
Spontane hareketler ekonomik karakterlidir ve genelde mevzii niteliktedir. Haklarını almayan bir fabrika işçilerinin protesto gösterisi gibi !
İradeci hareketler ise siyasi karakterlidir. İktidarın belirli kararlarını protesto etmekten erken seçim talebine kadar değişik formlarda ve içerikte kendisini gösterir.
Spontane eylemlerin doğal örderleri vardır; iradeci eylemler örgütlü ve siyasi önderliği olan eylemlerdir. Mitingler de iradeci kitle eylemi kategorisine girer.
Kitle eylemleri, çevreye zarar verilmemesi koşuluyla, demokrasinin çiçekleridir !..
Bu bilinen şeyleri yinelememin bir nedeni var. Konuyu son Madenci Yürüyüşü’ne getireceğim…
Madencilerin Ankara yürüyüşü, spontane bir eylem. Eylemin gerekçesi siyasi değil, ekonomik. Yıllardır bazı haklarının verilmemesini protesto ediyor işçiler.
Eylem spontane, ama yarattığı çağrışımın siyasal yankıları da var. Çünkü bu tür olaylar bizde “istisna”i olaylar değildir, çok fazla benzeri olay var.
Madenci yürüyüşü değişik forumlarda sürerken son durakta polis engeliyle karşılaştı. Bir çok işçi gözaltına alındı.
Spontane olsun iradeci olsun devleti yönetenlerin bunlara karşı takındıkları tavır, o ülkedeki demokrasinin de belli-başlı kalite gösteresidir. İşin içine polis engellemeleri, gözaltılar girince, demokrasinin çiçeklerinin boynu bükülür. Demokrasiye gölge düşer.
İktidar, madencilere daha anlayışlı/yumuşak bir üslupla yaklaşabilirdi…
Tekrar ediyorum:
Şiddet içermeyen, çevreye bir şekilde zarar vermeyen; ırkçı ve köktenci terör provokasyonlarından uzak tüm kitle eylemleri demokrasinin belli-başlı göstergelerinden birisidir.
Zonguldak taşkömürü madenciliğinin tarihsel gelişimini yazarken, kaçınılmaz olarak işçi hareketleri üzerinde de araştırmalar yapmıştım.
Kömür madeni ilk işletmeye açıldığı 1848’den tam devletleştirildiği 1936-40 dönemine kadar esas olarak yabancıların elinde kaldı, özellikle de Fransız ve İtalyanların…
Yabancı patronlar, devrin özellikle işçi haklarına ilişkin hukuki boşluklarından yararlanarak maden işçilerine köle muamelesi yapıyorlardı. Düşük ücret, kimi zaman 16 saati bulan çalışma süresi ve ilkel barınma-yeme içme koşulları sık sık işçi eylemlerine yolaçıyordu. Yabancı patronların eylemlerin nedenini gizlemek için bölücü/ırkçı argümanlar ileri sürerek işçi önderlerinin tutuklanıp cezaevlerine kapatılmasını sağlıyorlardı.
Bu uzun yıllar böyle devam etti. Hatta maden 1940’ta bütünüyle devletleştirildikten sonra da sürdü. 1961 anayasasıyla işçilere bazı haklar tanındı daha sonra 12 Eylül 1980 faşist darbesi bu hakların tümüyle geriye alınmasına yolaçtı.
O döneme göre bugün durum daha iyi ama, kitle hareketlerine karşı gösterilere tahammülsüzlük gitgide sertleşiyor…
Antidemokratik; anarşizan, ırkçı, provokatif, şiddet içerikli kitle hareketleri ile demokratik kitle hareketlerini birbirine karıştırmamak gerekiyor ! Demokrasi halk yönetimi ise ülkeyi yönetenler halktan gelen demokratik gösterilere de tahammüllü olmak zorundadır.
Bu da yetmez, emekçilerin haklarını almaları için yardımcı olmaları da gerekir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








