
ÇAYIRHAN BİR SİMGEDİR !
07 Mart 2025 00:16:52
AKP iktidarı Çayırhan termik santralini özelleştirme kararı aldı. Bu bir siyasi tercihtir. İktidarın sosyal niteliğiyle örtüşen bir tercih...
Devletin bir malı satılırken gerekçe olarak zarar ettiği önü sürülür.
Çayırhan gerçekte zarar ediyor mu, bilmiyorum. Ama şunu biliyorum:
Özellikle enerji alanındaki devlet işletmelerinin ürünleri (kömür, demir-çelik, elektrik vb.) maliyetinin altında fiyatlarla satışa sunulur. Bu sübvansiyonun politikasının gerekçesi, enerji fiyat, yükselmesinin piyasada domine etkisi yaratmasıdır.
Zonguldak kömür havzasının tarihini yazarken madenin devletleştirildiği 1936-40’tan sonra uzun yıllar, iki yıl sözdışı, zarar ettiğini görüp şaşırmıştım. Bunun nedenlerini araştırırken gördüm ki kömür fiyatı ülkeyi yönetenlerce daima maliyetinin altında tutulmuş.. Kağıt üzerinde oluşan zarar hazineden karşılanmış...Böylece Karabük demir-çelik’in ürünleri ile ulaşım fiyatlarının aşırı yükselmesi önlenmiş...
Çayırhan santrali ile onun kömür sahasının satışına karşı çıkan işçiler, santralin kağıt üzerinde de zarar etmediğini söylüyorlar. Demek ki sübvansiyona tabi değil işletme...
Öyleyse niçin satılıyor ?
Dedim ya bu bir ideolojik-siyasal tercihtir. Dahası, tercihin kullanımında çokça görülen nepotizmdir.
AKP, iktidar olduğu 2002’den bu yana devletin birçok işletmesini/fabrikasını sattı. Devlet eliyle yandaş zengin etme politikasının tipik örneklerini verdi.
Bu satışlarda Cumhuriyet devriminin kazanımlarını yoketme psikozunun yanısıra arti-devletçiliğin ve nepotizmin belirleyici rolü vardır.
Çayırhan bunun son örneği. Gazetelerin yazdığına göre bu altın yumurtlayan tavuğa benzeyen tesis Katar’lı bir şirkete satılacak.
Yani sadece özelleştirilmeyecek, aynı zamanda yabancıya gidecek...
Çayırhan termik santrali kendi ürettiği kömürü kullanan entegre bir işletme. Direnişte madencilerin
ön safta olmalarının nedeni bu..
Madenciler sadece kendi geleceklerini düşündükleri için direnmiyorlar. Milli kaynağı korumak için de direniyorlar...
Şu dikkatimi çekti: Çayırhan işçilerinin direnişine sadece muhalif basını sahip çıktı. Siyasi çevreler ile kitle örgütleri gereken desteği göstermedi...
İktidarın kitle hareketlerine karşı izlediği agresif politika, kitlevi tepkileri pasifize etti.
Oysa yasal çerçeve içinde kalmak koşuluyla kitle gösterileri demokratik haklar kapsamına girer. Bunların çoğu ekonomik karakterli spontane hareketlerdir; hedeflerinde siyasal veya toplumsal sistem yoktur, “patron” vardır. “Patron” devlet ise, o !.. Çayırhan’da durum böyle...
**
Lafı geldi mi demokrat olmayan siyasetçi yoktur ülkemizde. Demokrasi terimi siyaset lugatımızın ile edebiyatımızın gülüdür. İçinde demokrasi terimi geçmeyen, demokrasiye kutsamayan bir tek siyasal açıklama, bir tek nutuk bulamazsınız...
Oysa bizde de kutsanan demokrasi aslında emek sömürüsüne dayanan bir toplumsal sistemin ya da kapitalizmin yarattığıdır. Demokrasiye; idealize etmek , aynı zamanda emek sömürüsünü meşrulaştırmak anlamına gelir !
Halkın doğrudan yönetime katıldığı eski yunan demokrasisi ayrımcıydı. kadınlar ile köleler yurttaş sayılmıyordu, yönetime katılamıyorlardı.
Temsili demokrasilerde siyasi ayrımcılık yok, ama sosyal ayrımcılık varlığını korudu. Sistem, üretim araçlarının mülkiyetini elinde tutanlar ile kontrol edenleri öne çıkarttı; demokrasi kavramı üretim amaçlarının mülkiyetini elinde tutanların demokrasisi haline geldi..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








