
O HÂLÂ DEVRİMCİ ROL MODELİ
11 Kasim 2024 00:46:31
Toplumsal sistemler matruşka bebeklerine benzer; birbirinin içinden çıkarlar. Ve içinden çıktıkları toplumsal yapıyı yadsırlar. Kategorik bir süreçtir bu; yani başı-sonu vardır.
Değişim kendiliğinden olmaz. İradeci müdahaleler gerekir. İşte bu noktada halk ve halkın önderleri öne çıkar.
Buradan kalkılarak şu söz söylenmiştir:
Tarihi yöneten biricik güç halktır.
Peki istisnalar yok mudur ? tarihsel ve toplumsal dönüşümler her zaman halkın aktif desteğiyle mi gerçekleşmiştir ?
Türk devrimi bir istisnadır:
Atatürk ve arkadaşları tarihi bir sonraki toplumsal aşamaya, en azından başlarda-halk kitlelerinin aktif desteğiyle taşımadılar. Belki ironiktir ama, Kurtuluş savaşını verecek milli ordunun oluşumunda ve hatta cumhuriyet devriminin ilk döneminde milliyetçi-devrimci kadro daha çok eşraftan destek gördüler: Şeyhlerden, toprak ağalarındann, aşiret reislerinden, Osmanlı bürokrasisinden…
Bu birasz da kaçınılmazdı. Çünkü ülkede bir işçi sınıfı yoktu. Bunun yanısıra köylü hareketleri de yoktu. Anadolu’daki köylü kitleleri eşrafın hâkimiyetindeydi.
Eşrafın milli ordunun kuruluşunda olsun sonraki ilk dönemlerde olsun devrimcilere destek olmalarının temel nedeni ise ülkenin/topraklarımızın büyük ölçüde işgal altında olmasıydı. Eşref işgal nedeniyle bölgesindeki nüfuzunu yitirmişt. Önünü göremiyordu.. Kurtuluş savaşına omuz vermelerinin esas nedeni buydu. Eşrafın din eksenli kesimi de topraklarının “gavur elinde” kalmasına tepkiydi.
Kimi tarihçiler milli devrimin önderlerini asker-sivil aydın zümre şeklinde tanımlarlar. Bu tanım doğrudur. Radikal küçükburjuva bürokratları şeklinde de tanımlanabilir.
Kurtuluş savaşının da cumhuriyet devriminin de başını bu vatansever kadro çekti. Milliyetçi-devrimcilier… Önderliğini yaptıkları toplumsal dönüşüm, kategorik olarak, milli-demokratik bir dönüşümdü. Ancak, milli demokratik devrim yarım kaldı; ABD’nin de baskısıyla 1940’lı yılların ikinci yarısında girilen çok partili rejimde birlikte devrimci süreç, karşıdevrimci sürece dönüştü.
Hâlâ bu süreç içindeyiz. Kemalizm ilk canlılığı ile bugün de yaşıyor olmasının nedeni de bu. Atatürk 1920’li yıllarda devrimci bir rol modeliydi, bugün de öyle. Çünkü Türkiye 1940’lı yılların ikinci yarısından bu yana devrim-karşıdevrim salıncağında sallanıyor. Devrimci cumhuriyetin temel ilkeleri gericiliğin saldırıları altında !
Soruyu açacağım:
Kim kazanacak ?
Tarih nehri ileriye akar. Zaman zaman dirsek yapar, kısa dönemli U dönüşleri de görülür; ama, yönü ileriyedir.
1940’lı yılların ikinci yarısında bir karşıdevrime yakalanmasaydı güzelim ülkemiz, bugün de Atatürk’ü Türk devriminin önderi olarak saygıyla selamlayacaktık; ama daha âdil, eşitlikçi bir toplumun inşasını konuşuyor olacaktık asıl.
Bugün hâlâ cumhuriyet devrimine dört elle sarılıyor olmamızın nedeni, Atatürk’ü hâlâ devrimci bir rol modeli olarak görmemizin nedeni bir ,neoliberal-muhafazakar akımın baskın olmasıyla ilgili.
Cumhuriyet devrimi Batı’ya göre gecikmiş bir devrimdi. Devrimin 100 yıl sonra da ulaşılması gereken bir hedef olması, ülke olarak geri kalmışlığımızın da nedenini açıklıyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölümünün 86. Yılında da özlemle anıyor olmamız, onun bize bıraktığı mirasa tam anlamıyla sahip çıkamadığımızı da gösteriyor.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








