
TASARRUF DERKEN…
03 Haziran 2024 00:49:41
Bir konuya kavram ya da kavramlardan yola çıkılarak girme yöntemi genelde sıkıcı olur, ama bazen de öğretici/yararlı.
Şu sıralar dillerde dolaşan terim/kavram ne ?
Tasarruf.
Ne anlama geliyor peki bu ?
Belki tereciye tere satmak gibi olacak ama, yineleyeceğim:
Tasarruf, gelirinin/gelirlerinin bir bölümünü harcamayıp bir yana koyma/biriktirme edimi/alışkanlığı.
Üç türlü tasarruf var:
Kısır tasarruf, “gömüleme” tasarruf ve produktif tasarruf.
Ayrıntıya girip konuyu dağıtmayacağım. Sonuçta tasarruf, bir yana para koymaktır. Bu, paranın biryerde tutulması anlamına da gelir, faiz almak üzere işletilmesine de. Bu sonuncusuna prodüktif tasarruf deniliyor.
Bu tanım, tasarruf kavramının bireysel tanımıdır.
Bir de devlet/kamu tasarrufu var. Kamu tasarrufu/tasarrufları, kamunun harcamalarını belirli oran ve süre için kısması/sınırlaması anlamına geliyor.
Bugün gündemde dans eden tasarruf kavramı bu ikincisi.
Kamu tasarrufu aslında tek başına bir ekonomik model/yöntem değil. Bu ihtiyaç kriz dönemlerinde ortaya çıkıyor ve kemerleri sıkma politikasının bir tezahürü olarak kendisini gösteriyor.
Bireysel tasarrufa kişiler/bireyler, kamusal tasarrufa da devlet (güncelleyerek Hazine diye okuyabilirsiniz ) karar veriyor. Devletin aldığı tasarruf önlemlerinin sektörel dağılımına yine devlet karar veriyor.
Kamusal tasarruf önlemleri gerçekte halkın sırtından yapılan tasarrufun öteki adıdır. Şu farkla ki bireysel tasarrufta tasarrufun ne zaman nerelerde harcanacağına birey karar verirken, kamusal tasarrufta devlet (iktidar şeklinde de okuyabilirsiniz) karar veriyor.
Tasarrufun halkın sırtından yapılması “doğal”, çünkü devletin parası yoktur. Ama, toplanan meblağın nerelere yatırılacağına halkın değil onun adına devletin/siyasi iktidarın karar vermesi demokrasi kavramı ile çelişiyor.
Bunun niçin böyle planlandığın ise tasarrufların değerlendirilmesi sürecinde ortaya çıkıyor. Tasarrufların yatırım sürecinde halk değil, varlıklı azınlık kollanıyor genelde. Yani kamusal tasarruf demokratize değil bürokrasinin tümü kapsamıyor.
Bu da “doğal”, çünkü kamusal tasarrufu da içeren kemerleri sıkma politikası, toplumsal sistemin/kapitalizmin doğasında olan ekonomik krizleri aşmanın bir metodu. Rol modeli olarak halk kitlelerinin seçilmesi ise sistemin doğası !.Yani sistem, kendisini geçici bir süre yenilemek için, sistemi ayakta tutan emekçi kitlelerinin zorunlu özverisine (!) sığınıyor. Bu da hizmet ve ücret sınırlamaları, sosyal, kültürel-sanatsal kısıtlamalar, vb. kendisini gösteriyor.
**
Tasarruf önlemleri ile ekonomik, sosyal ve kültürel aktiviteler ya da halkın yaşamını direkt etkileyen tüm etkinlikler askıya alındı.
Devlet para biriktirirken halkın yoksullaşması olayı, aslında biriktirilen paranın halkın sırtından sağlandığının en somut göstergesi.
**
Tasarruf yapacağız diye festivalleri bile yasakladılar. Oysa en azından anadoludaki festivaller belediyelerin bütçesinden değil, sponsorların desteğiyle yapılıyordu. Yöre tanıtımı gibi turistik, ürün tanıtımı gibi ekonomik ve kültür-sanat etkinlikleri gibi halkın moral motivasyonunu yükselten bir işlevi vardı festivallerin.
Bu sadece bir örnek.
Medyayı bile vurdular ! Resmi ilan pastasını daralttılar. Asalaklara üzülmedim, ama adam gibi gazetecilik yapanların da önünün kesilmesi tasarruf önlemlerinin yer yer anti-demokratik bir boyutlanmaya uğradığını da gösteriyor.
Yazıyı bitirirken şunun altını çizmek istiyorum:
Yanlış anlaşılmasın; devletin tasarruf yapmasına karış değilim; tasarruf önlemlerinin demokratize olmamasına karşıyım !..
Sarayın, üstdüzey bürokrasinin, rantiyelerin muaf tutulduğu bir tasarruf anlayışı gözboyamaktır !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








