
KÜRTLER VE FEDARALİZM
02 Subat 2024 00:23:17
(II)
Dünkü yazımda Hüda-Par milletvekili Serkan Ramanlı’nın cumhuriyeti “darbe” olarak nitelemesine ve ayrıca cumhuriyetin 100 yıldır islamı ve Kürtler dahil etnik azınlıkları “silmeye” çalıştığı iddiasını eleştirmiş ve karşı çıkmıştım. Bir de soru açmıştım bu arada:
Hüda-Par ayrılıkçı ve şeriatçı bir Kürt partisi. Peki Osmanlıcı mı ?
Soruyu açmamın nedeni, cumhuriyete yönelttiği çirkin iddiaların Yeni Osmanlıcıların da siyasal menüsünde yeralmasıyla ilgiliydi.
Yanıtlamıştım kendi sorumu:
Hayır, Kürtler Osmanlıcı olamazdı, çünkü sadece cumhuriyetle değil, Anadolu’ya yerleşmelerinden bu yana Selçuklulardan Osmanlılara uzanan Türk devletleriyle de hep çatışma halinde oldular.
Kürtlerin tarihi, sadece Anadolu’da değil, diğer yerleşim alanları olan İran, Irak ve Suriye yörelerinde de egemen güçlerle/devletlerle bir varoluş mücadelesinin tarihidir: Araplarla, Moğollarla, Türklerle (Akkoyunlularla) vb…
Osmanlı’da merkezi devlet ne zaman zayıflasa, Kürt aşiret beyleri ayaklanıp Doğu bölgesinde ayrıcalıklı bir siyasi statüye sahip olmak istediler.
Dünkü yazımda, II. Abdülhamit’in, Kürtlerin bu isteklerini reddettiğini ve onları etkisiz hale getirmek için Hamidiye Alayları adı altında bir askeri güç oluşturduğunu yazmıştım.
1908 meşrutiyeti Hamidiye Alaylarını işlevsiz kıldı.
1908 hareketi Kürtlerin Doğu Anadolu’da özerk bir bölge kurma isteklerini tazeledi. Örneğin şurayı Devlet Reisi olan Seyyid Abdülkadir 1908’de bu amaçla İstanbul’da “Kürt Teavün (yardım)ve Terakki (ilerleme)Cemiyeti’ni kurdu. Bu cemiyeti, I. Dünya savaşından sonra kurulan (1919) “Kürdistan Teali (yüceltme) Cemiyeti” izledi. Bu cemiyet de Seyyid Abdulkadir yanlılarına kurulmuştu. Amaçları Doğu Bölgesinde bağımsız bir Kürt devleti kurmaktı.
Osmanlı’yı I. Dünya Savaşı sonrası yer yer işgal edip bölüşen emperyalist güçlerin bunu hukuksal alanda da tescil ettirmek için sarayla imzaladıkları Sevres anlaşması Kürtlerin de önünü açtı. Anlaşma ile Doğu’da bağımsız bir Kürt devleti kurulması öngörülüyordu.
Ancak, kurtuluş savaşının zafere ulaşmasıyla kurulan cumhuriyet, emperyalist ülkelerin Doğu Bölgesini Kürtlere peşkeş çeken serv’i reddetti, Lozan anlaşması ile ulusal ve demokratik devletin sınırları çizildi.
Ancak Doğu’da olsun yurdun öteki yörelerinde olsun ayrılıkçı ve dinci akımlar yine de varlığı korudu. Kürt ayrılıkçıları ve şeriatçıları 1925-1937 arasında üç büyük ayaklanma ile cumhuriyet yönetimine başkaldırdılar, ama amaçlarına ulaşamadılar.
Kürt ayrılıkçı hareketi ondan sonra da etkinliklerini sürdürdü. 1972’de Abdullah Öcalan ve arkadaşlarının kurduğu “Kürdistan İşçi Partisi” (PKK) 1978’de Doğu bölgesinde silahlı eylemlere başladı. ABD’nin de arkaladığı eylemler hâlâ ülkede değişik bölgelerinde sivil halkı da hedef alan biçimde sürüyor. Ancak TSK’nin etkin mücadelesiyle gitgide etkisini yitirme eğrisi içine girdi.
Sünni Kürtler Hüda-Par ile Alevi Kürtler de son adı DEM olan parti ile bu kez legal siyaset alanında da boy gösterdiler. Hüda-Par bir islamcı terör örgütü olan Hizbullah ile DEM öncesi partiler de siyasi kulislerde PKK ile birlikte anılır oldu.
Ancak PKK’nın ABD’nin paralı askeri haline dönüşmesi ile vahşi/kanlı eylemlerinin Kürt tabanındaki etkisi negatif oldu. Özellikle son 10 yıl içinde, özellikle de Selahattin Demirtaş’ın eşbaşkanlığı döneminde DEM içinde bir Türkiyelilik akımı başgösterdi. Partinin logosu değişti, bizzat Demirtaş’ın ağzından DEM’in Kürt Partisi değil Türkiye Partisi olduğu ve Türkiye’nin sorunlarını çözmeye talip olduğu açıklandı. Şiddet (PKK diye okuyun) reddedildi. (Yarın da aynı konuyu sürdüreceğim.)
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








