
HANGİ DEMOKRASİ
28 Aralik 2023 00:02:32
Demokrasi, sadece sandıktan/seçimlerden ibaret değildir; bir değerler sistemidir. O değerler sisteminin çeşitli kriterleri vardır; bunlardan birisi de sendikalaşma oranıdır.
AKP’nin iktidara geldiği bir sonraki yılda (2003) sendikalaşma oranı yüzde 58 idi. 2023’te yüzde 14’e düştü.
Rakamlarla ifade edersek; 2003’te 4,6 milyon olan kayıtlı işçi sayısının 2.7 milyonu sendikalıydı. 2023’te çalışan sayısı 16 milyona yükseldi, ama sendikalı işçi sayısı 2.3 milyona düştü.
Şu anlama geliyor bu:
Milyonlarca işçi, patronların insafına terkedilmiş durumda !
Asgari ücret bu yüzden ortalama ücret haline geldi. Çünkü sendikanın girmediği işyerlerinde doğal olarak toplusözleşme de yapılamıyor; ücret zamları asgari ücret artış oranına endeksleniyor.
Beterin beteri de var:
Bir çok işyerinde özellikle göçmen işçiler kaçak olarak çalıştırılıyor. Küçük işyerlerinde ücret ortalaması asgari ücretin de altına inebiliyor…
İşgücü arzı talebin üzerinde olduğu için bu adaletsiz uygulama metazori sineye çekiliyor. Sineye çekilmediği, seslerin yükselip hak istendiği koşullarda ise isyancılar (!) bilinen yöntemlerle hizaya getiriliyor !..
Bundan sendikalı işçiler de sık sık nasibini alıyor: Anayasal bir hak olan grev yapma hakları çeşitli bahanelerle ellerinden alınıyor.
Güzelim ülkemizde de emek en yüce değerdir; ama sadece teoride ! Kapitalizm dünyanın her yerinde emek sömürüsüne dayanır; ancak sömürünün bir de oranı vardır. Oran yükseldikce o ülke demokrasi kavramından uzaklaşır. Emek de kendisine yabancılaşır.
Bu olayı somut olarak saptamanın ölçüsü de sendikalı işçi sayısıdır; daha doğrusu çalışan (kayıtlı) işçi sayısına düşen sendikalı işçi sayısıdır.
AKP döneminde kayıtlı işçi sayısına oranla sendikalı işçi sayısı dip yapmış durumda.
Kaldı ki bir de sendikaların renk skalası var. Sarı kategorilerdeki işbirlikçi sendikalar bizde kırmızılara fark atıyor…
Bitmedi.
İşgücü arzının talebin üstünde olmasının yarattığı ücret düşüklüğü ile sendikasızlık gibi sorunlar, üretim sürecinde başka sorunları da yaratıyor: İşgücünün aşırı zorlanması gibi !
Dünyadaki tüm değerlerin anası işgücünün/emeğin yarattığı artı-değerdir. Kibarca “emeğin verimliliğin” de denilen artı-değeri yükseltmenin, bu şekilde kâr marjını yüksek tutmanın yolu, bir işgünü içinde artı-değeri olabilecek en yüksek düzeye tırmandırmaktır.
Bunun çeşitli yolları vardır:
Modern teknolojiye geçmek.
İş saatini arttırmak.
İş saati içinde işçileri olabilecek en fazla üretime zorlamak…
Son ikincisi emeğin en vahşi yöntemlerle sömürüsü anlamına gelir.
Bu bizde çok fazla. Örneğin Zonguldak’taki kaçak ocaklarda işçiler hem düşük ücretle ve hem de üretim zorlaması ile karşı karşıya. Bir kazmacıdan bir işgününde kazabileceği kömürün iki katı isteniyor. Bu da doğal olarak tehlikeli yerlerden kömür kazılmasına neden oluyor; kazalar da bu nedenle gitgide artıyor… İşyerlerinde iki işçinin yapacağı işi tek işçiye yaptırmak vukuat-ı adiye haline geldi.
Türkiye genelinde de üretim zorlaması var. Bunu kısmen önlemenin yolu işçilerin sendikalaşmasıdır. Bizdeki durumu açıkladım: İşçiler genelde patronların ve devletin insafına terkedilmiş durumda…
**
Asgari ücret bir yıl için 17 bin lira olarak açıklandı; zam oranı yüzde 49 ! Enflasyon 2024’te yüzde 49’un üstünde gerçekleşirse, reel gelirleri o oranda gerileyecek. İşçilerin büyük çoğunluğunun sendikalı olmadığı, bu yüzden toplusözleşme yapamadığı, üretim zorlamasına karşı ellerinin kollarının bağlı olduğu koşullarda bunu telafi etmek de sözkonusu olamayacak.
İşçi hakları demokrasinin olmazsa olmazıdır.
Bugün-yarın emeklilere yapılacak zam da aynı cehennemi döngünün içinde kaybolup gidecek !..
Bu adaletsiz düzen değişmelidir !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








