
İYİ PARTİYE EMPATİK BİR YAKLAŞIM DENEMESİ
14 Aralik 2023 00:11:25
İyi Parti’nin içi eni-konu karışık şu sıralar. Sorumlu durumdaki partililerin istifaları birbirini izliyor. İstifalar genellikle “görüş ayrılığı” gerekçesine yaslı. İçerdeki hizipleşmelerden bunalanlar da var ayrılanların arasında. Akçalı iddialar ise hâlâ gizemini koruyor…
“Görüş ayrılığı” genelde, İyi Parti GİK’inin seçim ittifaklarını reddetmesi şeklinde açıklanıyor. Tabii GİK içinde de var bu argümana yaslananlar, ama onlar herhalde, “demokrasilerde çoğunluğu kararı esastır” ilkesine yaslanarak farklılığı sineye çekiyorlar. Doğru yapıyorlar.
İyi Parti, MHP’nin içinden çıkan bir parti. CHP’nin özverisi ile seçimlere katılıp mecliste grup kurdu, taban yaptı. CHP milliyetçiliğine yakın bir milliyetçilik anlayışına sahip olduğu izlenimini vermesi, kısa sürede ilgiyi üzerine çekti. CHP’den sadece emanetçi milletvekili değil, kadro desteği de aldı. Tabanı da mozaiklendi; her partiden seçmen çekti…
Bunun dışında karizmatik bir lidere sahip olması İyi Partiyi daha ilk seçimde kitleselleştirdi, Türkiye’nin ilk dört partisinden birisi haline getirdi. Mayıs seçimleri öncesi bir ara oyu anketlerde 17’ye kadar tırmandı, anamuhalefet potasına yaklaştı.
Ancak Mayıs seçimi sürecinde Akşener’in inişli çıkışlı bir çizgi izlemesi, seçmenlerden tepki gördü, oyu geriledi. Seçimin kaybedilmesinden en çok zarar gören parti, İyi Parti oldu.
Buraya bir küçük yorum sıkıştıracağım:
İyi Parti’nin şu an inişli çıkışlı ve sarsıntılı bir süreçten geçiyor olmasının nedeni, ittifakları reddetmesinden çok hiçbir bakımdan yerine oturmamış bir parti olmasıyla ilgili bence. Zaten bu ikisi iç-içe…
Bu uzunca girişten sonra İyi Parti’nin seçim ittifaklarını reddetmesi kararına, --seçim ittifaklarını reddetmek Cumhurun işine yarar şeklindeki görüşümü koruyarak--empatik bir yaklaşımda bulunmaya çalışacağım. Ya da madalyonun öteki yüzüne bakmaya çalışacağım:
Empati, malûm, pisikolojiye ilişkin bir terim ve kısaca kişinin kendisini başkasının yerine koyarak onun duygularını, isteklerini, düşüncelerini ve eylemlerini anlayabilme yeteneği olarak tanımlanıyor. Benim böyle bir yeteneğim yok, bu yüzden sadece bir denemede bulunacağım:
İyi Parti Mayıs seçimleri öncesi iyice kitleselleşmiş ve önemli bir siyasi güç haline gelmişti. Oyu da yükselme trendindeydi.
Ancak, 6’lı masa içindeki konumu, CHP’nin stepnesi konumuydu. Öteki küçük partiler bu rolü sindirmişti, çünkü mecliste temsil edilmek gibi beklemedikleri bir fırsat geçmişti ellerine, onu kullanmak istiyorlardı.
İyi Parti ise en azından aday belirlemede rol sahibi olmak amacındaydı. Akşener bunu çok açık söylüyor, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu doğal aday pozisyonunda olduğu halde, Akşener “seçilebilecek bir aday”dan sözediyor, Kılıçdaroğlu’nun kenara çekilmesini istiyordu. Favori aday ise İmamoğlu’ydu, Yavaş yedekteydi. Akşener’in sağlam bir gerekçesi de vardı: Yerel seçimlerde İmamoğlu ile Yavaş kitlelerden büyük destek görmüş ve hizmet yılları boyunca bu desteği hak eden işler yapmışlardı. Cumhurbaşkanı adayı olmaları halinde iktidar kanadını oluşturan partilerin tabanlarından da oy alabilirlerdi.
Akşener’in planı tutmadı ve peşinden bilinen gelişmeler oldu. Masadan kalktığı günlerde çok güvendiği Yavaş ile İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nun yanında saf tutmaları onda şok etkisi yarattı, bunu bir ihanet olarak algıladı. Bir kenara yazdı. Bugün İmamoğlu ile Yavaş’a çok soğuk yaklaşmasının temelinde bu yatıyor bence.
Ama, belirleyici olan bu değil:
İyi Parti/Akşener Mart seçimini kendi olmanın bir fırsatı olarak görüyor. Gerçek oyu, teşkilatı, yönetim kademeleri ile gerçekte kim olduğunu öğrenmek istiyor.
İyi Parti düzen karşıtı bir parti değil, düzen partisi; neolibaralizme itirazı yok. Yani en genel anlamda sosyal kimliği belli. Bu çerçeve içinde özgürce tam yerine oturmak, gerçek kimliğine kavuşmak istiyor: Milliyetçiliğini, programını, teşkilatının performansını, kısaca kendisini bu kez bağımsız şekilde test etmek istiyor. 2028’e kadar başka seçim yok çünkü.
Bence buna hakkı var. Aldığı karar, cesur bir karar.
Çünkü, seçimden başı dik, kitle tabanı geniş bir parti olarak da çıkabilir, tam tersi de olabilir; ağır bir seçim yenilgisi yaşayıp tabela partisi konumuna da düşebilir.
Akşener buna bile razı ! Yeter ki İyi Partinin gerçekte ne olup olmadığı olanca berraklığı ile ortaya çıksın !..
Bunu istiyor.
Akşener, aldığı kararın seçim sonuçlarına nasıl yansıyacağının elbette bilincinde ve ayrıca muhalefetin ağır bir seçim yenilgisine uğraması halinde siyasal linçe uğrayacağını da biliyor. Buna rağmen aldığı karar en azından pragmatik bir karar değil; fena halde egosantrik de olsa, yine de ilkeli ve cesur bir karar. Ayrıca buna hakkı da var…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








