
TEMEL SORUN…
14 Kasim 2023 00:14:36
Daha önce de yazdım:
Anayasa Mahkemesi-Yargıtay “krizi”, sonucu çok iyi dünülmemiş yapay bir kriz.
Yapay, çünkü, teknik olarak aksi düşünülemeyecek bir argümana dayanıyor:
Anayasaya göre, AYM’nin aldığı kararlar yargıya da bağlıyor, meclisi de, hükümeti de. AYM’nin aldığı kararlara uymamak anayasayı ihlâl anlamına geliyor. Hukuki zemin bu ! Bu zeminin üzerinde sadece evrensel hukuk ilkeleri var, ama yaptırımı yok.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “yargı krizini hukuki zemin içinde çözeceğiz” demesi tuhaf. Hangi hukuki zemin ? Anayasanın üzerinde başka hukuki zemin yok. Anayasa ihlallerini korumakla yükümlü bir yargı organı olan AYM’nin kararlarına karşı çıkmak, hukuki zemini yok saymak anlamına geliyor gerçekte..
Kriz nasıl çözülecek sorusunu açmak bile absürd ! Kriz yok ki çözüm olsun…AYM’nin şu anki konumunu ve işlevini beğenmiyorsan, onu değiştirirsin olur biter. Ama bu durumda AYM’nin değişimden önce aldığı kararlar geçerliğini koruyor yine.
Topu TBMM’ye atanlar da var. Bu bir çözüm olabilir. Şöyle: Meclis dörtte üçlük bir katılımla anayasayı değiştirebilir.
Ama iktidarın sayısı buna yetmiyor. TBMM’den salt çoğunlukla çıkartılacak bir kararla anayasanın kılına dokunulamıyor. AYM’ye bireysel başvuru hakkının kaldırılması AYM’nin değil, halkın sorunu daha çok. Bu durumda halkın demokratik bir hakkı elinden alınmış oluyor...
Peki çözüm ?
Cumhurbaşkanı referandum kararı olabilir. AKP yeni bir anayasa taslağı hazırlar (ki hazırda var gibi), taslakta AYM’nin gücü ve yetkileri yeniden belirlenir ve taslak halka sunulur…
**
Anayasalar kutsal metinler değildir, değiştirilebilirler. Anayasa kavramını ilk kez Yunanlı düşünür Aristoteles (İÖ 384-İÖ 322) seslendirdi. Ve devletleri de monarşiler diktatörlükler, aristokrasiler, oligarşiler ve demokrasiler diye sınıflandırdı. Bu devlet biçimlerini koruyan anayasalar farklı ideolojik ve sosyal zeminlere basıyordu. Zaten anayasanın tanımı da, en genel anlamda, devletin yapısı, örgütlenmesi ve belli-başlı organları ile yetkilerini içerir. Ayrıca bireylerin iktidara karşısındaki hak ve özgürlüklerini düzenler. Bu sonuncu anayasanın temel işlevidir.
İktidar mevcut anayasayı beğenmiyor, değiştirilmesini istiyor. ama ortada hâlâ bir taslak yok. Taslak açıklanınca, Aristoteles’in sırıflandırmasına göre iktidarın nasıl bir devlet istediği de ortaya çıkacaktır.
Daha önce de yazdım:
Muhalefet anayasa değişikliğine karşı çıkacağına daha demokratik bir anayasa taslağı hazırlayıp halkın görüşüne sunmalıdır. Bu şekilde olası bir referandumda iktidarın sunacağı taslağın niteliklerinin iyi kavranmasına rehberlik yapılmış olur.
Aslında en rasyonel yol ; toplumsal mutabakattır. Toplumsal mutabakat farklı dünya görüşlerini tek metinde uzlaştırmayı amaçlar.
İlk anayasa olan 1788 tarihli ABD anayasası buna örnek olarak görülebilir. Bu anayasanın temel ilkeleri bugün de tüm eyaletlerde korunuyor.
Anayasaların sık sık değişmesi veya revize edilmesi, kalıcı bir toplumsal mutabakat sağlanamadığı anlamına gelir.
Bizim sorunumuz bu. Bu sorun bu bir başka soruna, demokrasi kavramına farklı anlamlar yüklenmesine dayalı. İktidar kendi demokrasisini istiyor.
Aristoteles’in sınıflandırmasına göre günümüz Türkiye’sinin devlet biçimi nedir sizce ?
Yeni bir anayasanın bu soruyu netleştirmesi gerekiyor.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








