
“GERÇEK DEVRİMCİDİR”
22 Mayis 2023 15:51:39
Gazeteci-yazarların, genelde gazetecilerin görevi, halka doğruları taşımaktır. Doğruları taşımak için de objektif bir bakış açısına sahip olunması gerekir.
Ancak, objektif görüneni tespit eder. Toplumsal/siyasal olayların bir de görünmeyen yüzü vardır. Görünmeyen yüzü görünür kılmak için olayların nedenlerini araştırmak gerekir.
Bu da yetmez, doğrular/gerçekler halka taşınırken bir de bakış açısına sahip olunması gerekir.
En doğru bakış açısı, sınıfsal bakış açısıdır.
Gazeteci, bu noktada, istemleri ile objektif gerçeklik arasında sıkışır. Çünkü istemleri ile gerçekler çoğu kez çelişir. Dürüst bir kalem, istemlerini objektif gerçeklerden ayırmasını bilen kalemdir.
Örneğin ben Erdoğan’ın ilk turda gitmesini istiyordum, bunu yazıyordum da. Ama öte yandan gitmeyebileceğini gösteren verileri de halka taşımak yükümündeydim, öyle de yaptım.
Buradan söyle bir anlam çıkar:
Gazeteci, son analizde, taraftır; ama öte yandan gerçekleri “tarafsız” (objektif) açıdan halka taşımakla yükümlüdür.
Tahminler falcılıktır.
Çoğu okur bunu anlayamıyor. Madalyonun öteki yüzünün de gösterilmesine tahammül edilemiyor. Gazete-yazarının bir kulüp taraftarı gözüyle olaylara yaklaşmasını istiyor. Yahut, gerçekleri görmezden gelmesini !
Oysa gerçeklere herkesin ihtiyacı vardır. Doğru yolu tespit etmek için, hangi yolun yanlış olduğunun bilinmesi gerekir.
Muhalefetin ve/veya iktidarın taraftarı olmak ile, aynı zamanda objektif bir kalem olmak arasındaki fark buradadır.
Ben zaman zaman muhalefeti de eleştiriyorum. Kendi penceremden gördüğüm yanlışları ortaya döküyorum.
Niçin ?
Çünkü objektiflik ilkesi ve kalem namusu bunu gerektiriyor. Doğru yolu göstermenin başka yolu da yok zaten.
Bir yazarın düşebileceği en büyük yanılgı, gerçekleri istemlemeyle karıştırmak, istemlerini öne itmektir. Amigoluktur bu !
Basında böyleleri yok mu ?
Sürüyle ! Gerçeklere gözlerini kapamış, kendisini yemleyenlerin düdüğünü öttüren sürüyle haysiyetsiz kalem var basınımızda. Satılık kalem !..
Belki de bu yüzden okurların bazıları, tarafı olduğu kesimi de zaman zaman eleştiren kalemleri , onlarla aynı sepete atma eğilimindeler.
Eleştirilerin kötüleme olarak algılandığı bir kültürel düzeysizlik ne yazık ağır basıyor toplumsal ve kültürel yaşamımızda.
Ben kendi adıma cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tutumu da Kılıçdaroğlu’nun kazanmasını istiyorum. Ama bu, kazanamayabileceğininin altını eğmeden geri durmayacağım anlamına da gelmiyor. Doğrulara doğru, yanlışlara yanlış demek benim görevim.
Zaman zaman kafamın karıştığı, doğruları göremediğim de oluyor bu yüzden.
Hatamı gördüğüm an veya hatam bana gösterildiği an özeleştiri yapmaktan geri duymuyorum.
Hani kırmızı çizgim Türkiye’nin emekçi halkın çıkarlarıdır. Yahut, ülkenin tam bağımsızlığı ve gerçek bir demokrasi !
Toplumsal bir sisteme geçilmenin yolu da budur zaten.
Erdoğan yeniden kazanabilir, Türkiye biraz daha çağdışına sürüklenebilir. Emekçi halk biraz daha yoksullaşabilir. Ama 28 Mayıs’ta olmasa da bir gün gidecektir.
28 Mayıs’ta gitse daha iyi olur.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








