
ROMANTİZM BİTTİ, NE VERELİM ?
19 Mayis 2023 13:16:40
Seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’na yönelttiğim eleştirilerin başında siyaset dili geliyordu. Naif, romantik, siyaset etiğini kıskançlıkla koruyan üslubu !
Öylesine naif bir üsluptu ki bu, mitinglerde iktidar aleyhine sloganlar atan halk kitlelerini bile eliyle susturuyor, onların deşarj olmasını engelliyordu. Bir barış meleği modundaydı ! Propaganda görsellerinin fonunda pembe çiçekleri ile baharı simgeleyen badem ağacı, gelecek güzel günlerin müjdecisi olarak sunuluyordu.
Millet İttifakı, özellikle Kılıçdaroğlu, bir yanağına tokat yedikten sonra öteki yanağını gösteren Mesih gibiydi.
Karşı taraf ne yapıyordu ?
Yapabileceği herşeyi ! Bizzat Erdoğan şöyle diyordu: “Seçim bu, her şey söylenir !..”
Yanlış anlaşılmasın ! İktidarın provokatif propaganda etkinliklerine aynı şekilde karşılık verilmesini önermiyordum. Aşırı kırılganlığın bir tür mazoşizme yelken açma tehlikesine işaret etmek istiyordum.
İktidarın Hüda-Par ve Yeniden Refah Partisi ortaklığı ile milliyetçi ve lâik çevrelerden iyice uzaklaşmasına odaklanmak varken, onları nerdeyse görmezden gelen bir propaganda stratejisinin yanlış olduğunu söylemeye çalışıyordum.
Bu tavır seçim öncesi takınılsa, sonucun değişik olabileceğini düşünüyorum bugün.
**
Şimdi bakıyorum, Kılıçdaroğlu’nun siyaset dili ya da üslubu değişti. Hayır, maçolaşmadı, nokta atışlarının hedefi değişti. Logosunun milliyetçilik oku öne çıkarılıyor artık…
Peki bu doğru mu ?
Şöyle söyleyeceğim, en azından yanlış değil ama riskli !
Bunu açayım:
AKP, bu seçim öncesi de, CHP’ye karşı “terörizmle işbirliği” kartını kullanıyor. Bunu da, HDP’nin/Yeşil Sol’un, Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı almasını da temellendiriyor.
Kılıçdaroğlu ise, şu sıralar, tüm terör örgütlerini lânetleyen bir dil kullanarak milliyetçi çevreleri safına çekme çizgisi izliyor. Bu çizginin HDP tabanında tepki yarattığını gözlemlemek için çok zeki olmaya gerek yoktur.
Şöyle söyleyeceğim:
Kılıçdaroğlu, Sinan Oğan’ın yüzde 5’lik oy oranını safına çekmek için arkasındaki yüzde 10’luk Kürt desteğini riske ediyor.
Bu taktik politika, HDP’de kerhen kabül görse bile, tabanlarını bu doğrultuda ikna yüzdelerini düşürüyor.
Şöyle genellemeler yapılıyor şu günlerde. Deniliyor ki Türk mililyetçiliği yükselişte… Bu doğru değil. Radikal Türk milliyetçiliği gerçekte bölünerek çoğalıyor; kitlelerdeki karşılığının büyüdüğü filan yok. Bu konuda radikal milliyetci partilere verilen oyların toplamını bir ölçü kabül etmeyi göze alırsak, radikal milliyetçiler toplam seçmen içindeki karşılığı yüzde 20 bile değil.
Milliyetçilik kavramı içine şoven olmayan milliyetçi kesimleri de da katarsak (örneğin CHP’de milliyetçi bir partidir) muhafazakarların karşısındaki en etken kesim onlar. Öyle de olması gerekiyor. Sonuçta Türkiye kapitalist (neo-liberal) bir ülke. Milliyetçilik, kapitalizmin yaratığıdır.
**
Kılıçdaroğlu’nun, seçimin ikinci turuna 9 gün kala siyasi stratejisini değiştirmesi, gecikmiş, ama doğru bir karardır. Milli sularda derin kulaçlar atmamak koşuluyla ama !
**
28 Şubat’ta sadece cumhurbaşkanını. Seçmek için sandığa gitmeyeceğiz. Statüko ile değişim arasında bir tercih yapmak için de gideceğiz statüko tercihi, Türkiye’yi ortaçağa sürüklemek isteyenlerin; değişim tercihi, toplumsal bir derinliğe kavuşmayacak da olsa, en azından lâik cumhuriyeti olabildiğince tahkim etmeyi öngörenlerin yanında saf tutmak anlamına gelecek. Türkiye’nin ve halkın ihtiyacı ikincisidir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








