
GİDERLERSE GELEMEZLER, KALIRLARSA ARTIK GİTMEZLER !
03 Mayis 2023 18:23:23
Bizim 1946 doğumlu parlamentarizmimiz, kavramın tam karşılığına cuk oturan bir işlerliğe hiçbir zaman kavuşamadı gerçi; on yılda bir tekrarlanan darbeler ve aradaki muhtıralarla sık sık kesinliğe uğradı, örselendi, ama yine de ayakta kalmasını bildi.
O dönemleri anımsayın:
Seçim dönemlerindeki propaganda etkinlikleri olması gereken bir çizgide yürür; etik ve yasadışı yollara başvurulmazdı. Kimi partiler baraj dışı kalır, sonra yeniden geri gelir; azınlık iktidarları veya koalisyonlar kurulur, zaman zaman şapkadan Çiller gibi siyaset liderlerinin çıktığı da olurdu. İktidar sık sık el değiştirir, şeriatçılarla lâikler koalisyonlar kurardı.
Bunlar parlamenter demokrasinin içinde olan şeylerdi. Ülke çok iyi yönetilmese de, “çoğulcu demokrasi” iyi-kötü sürdürülürdü.
Siyaset liderlerinin çoğu eleştiriye açık, bu anlamda düşünceye saygılı insanlardı. Erbakan’ın, Demirel’in, Ecevit’in, Özal’ı eleştiri dozu çok yüksek karikatürleri çizilirdi örneğin. Bekaret kemeri takmış bikinili Demirel’in elinde anahtar tutan Erbakan’lı karikatürü mahkemelere filan gitmek şöyle dursun, engin bir hoşgörü ile karşılanmıştı örneğin…
Yirmibir yıl önce yüzde 34’le AKP geldi, çok geçmedi film koptu. Başkanlık Sistemine geçildikten sonra bu kez onarılamaz şekilde bir daha koptu. Demokratik Sistem askıya alındı. Ülke tek adamın muhafazakâr ellerine teslim edildi.
Sonuç gözlerimizin önünde !
14 Mayıs seçimi otokrasi-demokrasi seçimi olacak diyoruz. En azından başlarda pek öyle olmayacak gerçi; çünkü parlamentoculuğa dönmek, demokratik değerler sistemini olabildiği kadar yerleştirmek zaman alacak. Ayrıca o zaman içinde yeni savrulmalar da olur mu onu da bilemiyoruz.
Ama o kadar uzağa bakmadan 14 Mayıs’ta aktüel çelişkinin parlamentoculuk lehine çözülmesini istiyor ve bekliyoruz.
Bu seçimin özelliği bu !
Eskiden iktidarlar gider gelirdi. Demirel kaç kez gelip gittiydi örneğin…
Şimdi öyle değil. Erdoğan giderse bir daha gelemeyecek. AKP de onunla birlikte bir şekilde dağılma sürecine girecek.
Olmak ya da olmamak modundalar.
Sadece iktidarı değil, onunla birlikte herşeyi kaybetme korkusu, kaba bir makyevelizmin çirkin örneklerini taşımaya başladı. Seçim sürecine…
İçişleri Bakanlığının YSK’ya paralel bir izleme örgütü kurduğu iddiaları ile uluslararası manipülatif dijital platformlardan yardım istendiği iddiaları bunun tipik örnekleri…
Bir şey daha var ki, 14 Mayıs seçimini önceliklerden benzersiz kılıyor.
Erdoğan/AKP kazanırsa, beş yıl sonra yeni bir seçimin yapılıp yapılmayacağı sorusu gündeme taşınacak. Anayasayı yeniden değiştirmelerinin önünde bir engel kalmayacak çünkü.
**
Parlamentoculuğu hiçbir zaman idealize etmedim. Ama inanın, AKP öncesinin o kırık-dökük parlamentarizmini gitgide daha çok özlemeye başladım. Umarım 14 Mayıs’tan sonra da sürmez bu özlemim.
KILIÇDAROĞLU
Seçim süreci, özellikle propaganda süreci, Kılıçdaroğlu’nu eleyen ve İmamoğlu ile Yavaş’ı öne iten “seçilebilecek aday” demogojisini boşa çıkarttı. Kılıçdaroğlu, çok etkili bir performans sergiliyor. Sakin, kucaklayıcı mütevazi, sempatik…Güzel konuşuyorsa cesur, nokta atışları hedefini buluyor.
Sahaya, bir aralar kendisinin ötelenerek “ seçilebilecek aday” diye lânse edilen Mansur Yavaş ve İmamoğlu ile birlikte inmesi, egosu sıfırlanmış siyasi akılcılığın hoş bir örneğiydi.
Akşener şunu anlayamamıştı: Erdoğan’ın karşısına kim çıkarsa çıksın “seçilebilir” aday olurdu. Anketler de onu söylemiyor mu bugün.
**
Diyeceksiniz ki ey Sina Çıladır, Kılıçdarolu’nu en sık eleştirenlerden biri de sen değil misin ? Bu ne perhiz…
Eleştiri ilgidir ve hiç kimse mükemmel değildir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








