
BİTMEYEN KAVGA !
01 Mayis 2023 15:22:52
Dünya edebiyatının yüzakı isimlerinden Amerikalı yazar John Steinberck, Bitmeyen Kavga ismindeki romanında mevsimlik işçilerin dramatik yaşamlarını ve mücadelelerini anlatır.
(Kitaplığımda kitabı aradım, bulamadım, bu yüzden romanın belli-başlı karakterlerinin isimlerini veremeyeceğim).
Roman, ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki büyük üzüm çiftliklerinde geçer. Mevsimlik işçiler yüksek ücret ve rahat yaşama koşulları vaadiyle üzüm toplamaya çağrılırlar. Ancak daha ilk günden anlaşılır ki vaatler palavradır. Ücretler çok düşük, kaldıkları barakalar pislik içindedir.
İşçilerin doğal önderleri buna itiraz ederler. Ancak klasik yanıtla karşılaşırlar. Çiftlik dışında binlerce işsiz beklemektedir. Ücreti beğenmeyenler giderebilir. Yerlerine gelecek çok işçi vardır.
İşçiyi işçiye kırdırarak ücretleri en dipte tutma oyunudur bu. Kapitalizmin serbest rekabetçi döneminde de, tekelci döneminde de uygulanagelmiştir hep.
İşçiler, aileler ile çok uzak eyaletlerden gelmiştir. Mecburen düşük ücreti kabül ederler.
İşte bu aşamada, komünist militanlar girer devreye. İşçileri örgütleyip greve yönlendirirler.
Sonuç aynı olur:
Çiftlik sahibinin silahlı adamları komünist militanları öldürür, grev kırılır…
Günümüzde de süregelen bitmeyen bir kavgadır bu.
(Yaşar Kemal, Çukurova’daki mevsimlik pamuk işçilerinin dramını ne de güzel anlatır).
Yaşlı bir komünist ajitatörün, işçileri greve yönlendirme çalışmaları sırasında dile getirdiği şu anekdot, bitmeyen kavganın temel argümanını açıklar.
Romanın bir yerinde yaşamı bu tür mücadeleler içinde geçmiş yaşlı ajitatör işçilere sorar:
Malları kim üretir ?
(Kendisi yanıtlar):
İşçiler.
Peki kârı kim alır ?
(Kendisi yanıtlar):
Patronlar.
(Kısa bir sessizlikten sonra ekler).
İyi ama onlar bir şey üretmiyor ki !
**
Bugün 1 Mayıs. Dünya işçilerinin Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü.
1 Mayıs’lar dünyanın her yerinde çeşitli etkinliklerle kutlanır. Bizde de kutlanır, ama çeşitli engellemelere uğrayarak !
Çünkü kurulu düzenin sahipleri, toplumsal gerçklerle yüzleşmek istemezler. Sistemin dayandığı vahşi sömürüyü gizlemeye çalışırlar. Emekçilerin en demokratik haklarının bile sistematik şekilde ellerinden alınmaya çalışılması ile ona karşı verilen mücadele 18. yüzyıldan bu yana süregelen bitmeyen kavgadır.
**
Demokratik kitle hareketlerine karşı takınılan tavır, herbir ülkedeki rejimin de aynası gibidir. Kitle hareketlerine tahammülü olmayan rejimler, genellikle otokratik rejimlerdir. Bu tür rejimlerin en büyük korkusu demokratik halk hareketleridir. Ortak politikaları halksız (!) bir demokrasidir ! Halk kavramını oligarşik bir yorumla içselleştirirler böylece. Halk yönetimi (demokrasi) kavramı, halk ile sosyal kimliklerini özdeşleştirenlerin otokratik yönetimlerinin kılıfı olur !
**
AKP ‘nin en büyük başarısı, sarı sendikalar, sarı partiler ve kolluk önlemleri ile işçi sınıfını pasifize etmesi oldu.
Demokrasimiz bir tiyatro sahnesi gibi. Orada sendikalar var, sosyalist, komünist, işçi partiler var, STK’lar ama, dönüşümcü bir işçi hareketi yok. Meclise kapağı atmak için sol adına kurulan binbir kumpasın renkli sahnelerinin arkası boş !
İşçi sınıfı bugün de gerçek önderlerini bekliyor.
İktidar değişirse Bay Kemal yönetimi bu yolu açar mı peki ?
Sanmıyorum. Sonuçta anti-kapitalist bir lider değil O.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








