
GEÇİŞ SÜRECİ ACELEYE GELMEMELİ !
30 Nisan 2023 16:14:15
Millet İttifakı iktidara gelirse restorasyon sürecine pat diye girilir mi ?
Restorasyondan kastım, Başkanlık Sistemi ile deklase ambarına kaldırılan parlamentoculuğu eski haline kavuşturma, işlevsel kılma…
Pek öyle olmayacak gibi; olmamalı da Muhalefet, anayasayı mecliste veya referandum yoluyla değiştirme imkanı elde etse bile (ki ilki zor görünüyor) ilkten o yolun taşlarının döşeneceği bir politika izleyecek.
Bu da, haliyle, Başkanlık Sistemi’nin imkanlarından yararlanılarak yapılacak. Başkanlık rejimi, başkanlığın imkanlarıyla tasfiye edilecek.
Burada bir ironi var. Ama, parlamentoculuktan Başkanlığa geçilirken de öyle olmadı mı ?
Parlamentoculuk Başkanlık Sistemine geçilmesinin yolunu açtı. Millet İttifakı seçimi kazanırsa tersi olacak: Başkanlık Sistemi’nin imkanları, onu tasfiye etmek için kullanılacak !
Peki takvim ? Ne zaman girilecek restorasyon sürecine ?
İktidar değişikliği ile teorik olarak bu yola girildiği söylenebilir belki; ama hayır, ilkten bir ara aşamaya girilecek.
Bunun biçimi üzerinde durmayacağım. Çok karışık olacak gibi görünüyor. Bilmem kaç tane başkan yardımcısı, partilerin seçimde alacakları oya göre oluşturulacak bir koalisyon hükümeti, onlar aracılığı ile bürokrasinin ve yargının elden geçirilmesi, vb. ara aşamanın programını oluşturacak.
Parlamentoculuğa dönüşün altyapısı inşa edildikten sonra anayasa değişikliğine gidilecek. Bir başka deyişle parlamentoculuğun restorasyon sürecine girilecek…
Engebeli çetin bir süreç olacak bu.
Şunu merak ediyorum:
Millet İttifakı, bir an önce parlamentarizme dönüş yollarını açmaya mı öncelik verecek, yoksa AKP iktidarının her alandaki tahribatını gidermeyi mi önceleyecek ?
Ben ikincisi olsun diyorum. Başkanlık Sisteminin siyasi ve hukuki imkanları; ekonomik, siyasal ve kültürel dönüşümlere hız kazandırmaya imkan sağlıyor. Mecliste de bu imkanların en geniş şekilde kullanılmasına yolaçacak çoğunluk sağlanabilirse, Türkiye niçin takvime bağlanamayacak bir süre Başkanlık Sistemi ile yönetilmesin ?!
Burada önemli olan siyasi gücün kimin için ya da kimin yararına kullanılacağıdır. Ülkenin ve halk yığınlarının çıkarına kullanılacaksa, en azından parlamentoculuğun altyapısı eksiksiz şekilde hazırlanıncaya kadar mevcut imkanlardan niçin yararlanılmasın ?
Daha önce de yazdım:
Parlamentarizmi demokrasi ile özdeşleştirip onu idealize etmek her zaman ve her koşulda doğru değildir.
Serbest Fırka denemesini biryana koyacak olursak, tek partinin yönettiği 1923-1946 arasını anti demokratik bir süreç olarak niteleyebilir miyiz ?
Hayır ! Çünkü bu tarihsel süreç, milli (antiemperyalist) ve demokratik (antifeodal) kuruluş felsefesinin hayata geçirildiği bir dönem oldu.
Milli-demokratik bir devlet kurma amacı, o amaç için kullanılacak rejimi tali kılıyordu. Klasik anlamda parlamentoculuk yoktu ama, temel demokratik dönüşümlere/inkılaplara sahne olması bakımından Türkiye o dönemde, özellikle 1923-1938 arasında çok daha demokratik bir ülkeydi.
Şunu söylemeye çalışıyorum:
İttifak, seçimi kazanırsa, sonuçta toplumsal sistemi (neoliberalizmi) değiştirecek değil, Parlamentoculuğu resttore edecek.
Bunun için çok açık edilmemeli diyorum. Önce rejimin otokratik imkanlarından yararlanılarak ülkenin ve halkın sorunları olabilecek derinlikte çözülmeli, parlamentarizmin restorasyonuna sonra girişilmeli. Bu şekilde, “güçlendirilmiş” (?) parlamentoculuğun üzerine basacağı ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel zemin önceden hazırlanmalı, bu görev parlamentoculuğu bırakılmamalı.
İttifak bunu yapabilir mi ?
Emin değilim, ama yapmalı diyorum.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








