
NİÇİN ÇOCUK BAYRAMI ?
22 Nisan 2023 14:29:46
Osmanlı’nın enkazından kurtuluş savaşı ile çıkartılan Türkiye Cumhuriyeti, başlarda geri bir tarım ülkesiydi. Sanayi yoktu. Sermaye sınıfı yoktu. Başlıca üretim faaliyeti tarım idi. Ülkeye feodal kültür egemendi. Devlet, din temelliydi. Başlıca gelir kaynağı toprağa yarı-bağlı reayanın (köylülerin) ödediği aşar (ondalık) ismindeki vergiydi. Petrol yoktu. Kömür madeni yabancıların elindeydi. Keza dış ticaret de…İçerdeki ticari faaliyetleri yerli azınlıklar yönetiyordu…
Özetle Osmanlı’dan miras olarak bir enkaz devralınmıştı.
Atatürk, Türkiye’yi sırtını endüstriye yaslanmış çağdaş bir devlet yapmak istiyordu. Tam bağımsız ve demokratik bir devlet.
Ama, sadece bir feodal enkaz vardı elinde!
Ne olacaktı ? Nasıl kurulacaktı çağdaş devlet ?
Batı’ta çağdaş/demokratik devletler aşağıdan yukarıya gelişen devrimlerle kurulmuştu: Feodal bünyede endüstrileşme başgöstermiş, o da bir sermaye sınıfı (burjuvazi) yaratmıştı. Yeni gelişen düzen kapitalizm idi. Yeni düzenin boyvermesi feodal üretim ilişkilerini tasfiye etmesi, sosyal ve kültürel dönüşümleri gerçekleştirmesi gerekiyordu. Bunu, “özgürlük, eşitlik, adalet sloganı ile arkasına aldığı halk kitlelerinin devrimci isyanları ile başardı burjuvazi... Sırtını endüstiye yaslanan demokratik lâik devletler böyle kuruldu.
Geri bir tarım ülkesinde, sanayinin, onu temsil eden bir sınıfının sanatının önderliğinden yoksun bir ülkede çağdaş devlet nasıl kurulacaktı peki ? İradeci girişimler/devrimci yaptırımlarla !
Atatürk bunu yaptı. Çağdaş devleti, başka seçenek olmadığı için her alandaki iradeci yaptırımlarla, yahut, inkılaplarla kurdu.
Başlarda “kapitalist yol” denendi, devlet teşvikleri ile bir sermaye sınıfı yaratılmaya çalışıldı, ama olmadı. 1923 dünya ekonomik krizini izleyen yıllarda, bir bakıma zorunlu olarak devletçiliğe yönelindi. Devlet ekonomiye hakim olurken, sosyal ve kültürle dönüşümler de devlet aygıtı kullanılarak gerçekleştirildi.
Tamam, bu klasik demokratik dönüsüne uygun değildi, ama yapacak başka bir şey de yoktu:
Ya, yurtdışındaki son halife ve padişah Vahdettin’e haber salınıp, “mülkünü kurtardık, gel teslim al” denilecekti, ya da beyaz bir sayfa açılacaktı. Atatürk devrimciydi, beyaz sayfa açtı.
İlki yapılsaydı, Türkiye İngilizlerin “manda”sı olacaktı, yarı sömürgesi.
İkinci yol tutuldu, tam bağımsız çağdaş bir devlet yaratıldı.
Gerçi devrim 1946’da ABD’nin baskısıyla girilen çok partili yaşamla birlikte yarım kaldı, ana temeller sağlam atılmıştı. 100 yıldır ayakta güzelim Cumhuriyetimiz !..
**
Atatürk genç cumhuriyeti devamlılığını, cumhuriyet kültürü ile yetişmiş çocuk ve gençlerin sağlayabileceğini düşünüyordu.
Kurtuluş savaşının başlatıldığı 19 Mayıs’ı gençlere; Türkiye Cumhuriyetinin ilk TBMM’nin açılışını da çocuklara armağan etti bu yüzden.
Bugün 103. yılını kutladığımız ulusal egemenlik (milli bağımsızlık) bayramının aynı zamanda çocuk bayramı olmasının esprisi/özü budur.
**
Yeni-Osmanlıcılar Türkiye’yi yeniden ortaçağa taşımak istiyorlar. “Yeni” diye kakaladıkları bize özgü Başkanlık Rejimi’nin esas amacı bu.
14 Mayıs’ta Türk halkı bu tarihsel çelişki’nin radikal çözümü için sandık başına gidecek. Seçim sonunda Türkiye ya Afganistanlaşma yoluna girecek ya da Atatürk cumhuriyeti olanca görkemiyle ayağa kalkıp, gericiliği silip süpürecek, çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin üzerine çöken karanlığı aydınlatacak.
Yol ayrımındayız.
İkinci yola gireriz diye umuyorum. Başka seçeneğimiz de yok zaten. Nice 23 Nisan’lara…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








