
KILIÇDAROĞLU İÇİN ALTIN FIRSAT !
25 Mart 2023 19:30:34
Deniliyor ki…
Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimi bir referandum olacak; tek adamla mı yola devam edeceğiz, yoksa çok adamla mı sorusunu oylayacağız.
Aslında bu şimdilik kuramsal bir ayrım. Çünkü Kılıçdaroğlu seçimi kazanırsa tek adam rejimi pat diye son bulmayacak; sadece rejimi temsil eden kişi değişecek. Çok adam rejimine, belirsiz bir süre içinde geçilecek…Bu sürecin takvimini de meclis aritmetiği belirleyecek…
Karışık bir iş…
Kılıçdaroğlu seçilirse, Erdoğan’ın bugünkü yetkilerini taşıyacak, yani tek adam olacak…
Millet İttifakı’nın, kollektif yönetimde anlaşmalarının hiçbir yasal dayanağı yok. Tüm yetki başkanın olacak.
Bu köşede daha önce de dile getirdim:
Gücün kimin elinde olduğu çok önemli değildir; o gücün kimin için kullanıldığı önemlidir.
Genel kural olarak yönetim biçimlerini üretim ilişkileri ve o ilişkiler içindeki baskın sınıf/sınıflar belirler.
Ortaçağda aristokrasi (soylular) başlıca üretim aracı olan toprağı ellerinde tutuyorlardı, baskın sosyal/sınıfsal güç onlardı. Onları siyasi sistemde krallar temsil ediyordu.
Onu izleyen toplumsal sistem sermaye sahiplerini iktidara taşıdı. Bu kez güç, üretim araçlarını kontrol eden sermaye sınıfının eline geçti. Buna demokrasi ya da halk yönetim denildi. Ama bu sadece bir biçimden ibaretti…Perdenin arkasındaki egemen güç sermaye sınıfıydı. Burjuvaziydi. Bu sisteme bugün neoliberalizm deniliyor.
Biz elli küsur gün sonra neyi oylayacağız? Kapitalizmin gidip gitmemesini mi, yoksa onun yönetim biçimlerini mi ?
İkincisini ! Erdoğan gitse de onun temsil ettiği toplumsal sistem (siyasi rejim değil) aynı kalacak. Neoliberalizm veya vahşi kapitalist ilişkiler varlığını koruyacak. “Güçlendirilmiş parlamenter sistem”e de geçilse bu böyle olacak…Sadece yönetim üslubu değişecek…
Bu durumda önümüzdeki seçimde neyi tercih edeceğiz oylarımızla ? Yönetim biçimini ! Parlamentoculuğa geçilirse otakratik rejim demokratikleşecek, ama güç yine egemenlerin elinde olacak.
ABD’de de tek adam rejimi var, sosyalist ülkelerde de; ikisi arasındaki fark, rejimin sınıfsal içeriğinde: ABD’deki tek adam, neoliberalizmi temsil ediyor, sosyalist ülkedeki emekçi halkı.
Peki bu durumda Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanması hiçbir şeyi değiştirmeyecek midir ? Bu sorunun yanıtı, Kılıçdaroğlu’nun sosyal sınıflaşmada kimi temsil ettiği ile ilgilidir. Küçükburjuvaziyi temsil ediyor ! Emekçi halkın bir bölümünü…Bu durumda Kılıçdaroğlu elindeki yetkiyi, bir önceki rejimin sorumluları ile hesaplaşmak için kullanabilir; bu arada bazı ekonomik ve sosyal kültürel dönüşümleri imza koyabilir.
Ama önünde bir engel olacak: MASA ! Daha doğrusu kollektif yönetim içindeki tutucular !
Burada bir soru çıkıyor ortaya:
Kılıçdaroğlu gerektiğinde masaya yumruğunu vurup emekçi halk lehine bazı sorunların çözümünü sağlayabilir mi ?
Bu bir fırsat aslında ! Kılıçdaroğlu geçiş döneminin ona sunulacağı bu eşsiz fırsatı halk için kullanabilir. Ondan beklenen de bu işte !
Yok bunu yapamayacaksa, sonuçta parlamentoculuğu geriye getirseler bir şey değişmiş olmayacaktır.
Kılıçdaroğlu seçilirse, bu tarihsel fırsatı kaçırmamalı, , tarihe bir “halk kahramanı” olarak seçme şansını heba etmemelidir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








