
SORUN BAŞKANLIK SİSTEMİNDE DEĞİL!
23 Subat 2023 23:51:14
Daha önce de yazdım:
Sorun, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde değil;
Sistemin içeriği ile yetkilerinin aşırı genişliğinde… Başkanın meclisi fesh yetkisi buna tipik bir örnek. Bir seçilmişin diğer seçilmişleri görevinden alması demokrasiyle bağdaştırmak zordur. Nitekim bu yetki, ABD Başkanında bile yok…
Daha önce de yazdım:
Başkanlık Sistemi’ne karşı revize edilmiş (“güçlendirilmiş”) parlamenter sistemi/rejimi idealize etmek ilericilik değildir. Burada önemli olanı yönetimin (Başkanlık veya Parlamentoculuk) seçkinlerin mi, yoksa yoksul çoğunluğun mu çıkarlarının öne alınmasındaki tercihtir.
Çünkü deneylerimizle biliyoruz; bizde 1946’da başlayan parlamentarizm, bir genelleme yapmak gerekirse, yoksul çoğunluğun çıkarlarını öne alan tek bir iktidar bile yaratamadı. Darbe dönemlerindeki oligarşik yönetimler de elitlerden yana tavır koydu hep.
Buradan bakıldığında sorunun biçimsel değil, içeriksel bir sorun olduğu ortaya çıkıyor. Başkanlık Sistemi’ni antidemokratik, parlamentoculuğu demokratik kabül eden ayrımcılık yapay.
Demokrasi kabaca, halkın, temsilcileri aracılığı ile kendisini yönetmesi ise eğer (ki öyledir) seçilmiş bir başkan da demokratik yönetimin bir formu olur.
Şu soruyu açmıştım:
Şu an Başkanlık koltuğunda muhafazakar Erdoğan değil, Kemalist ve/veya sosyalist bir başkan otursaydı yine aynı tepkiyi verecek miydi merkez sol ?
Benim bu yaklaşımdan başkanlık sistemini idealize ettiğim anlamını çıkartanlar olur mu, bilmiyorum.
Bu çok önemli değil. Ben şunu söylüyorum; sorun yönetimin biçiminde değil, içeriğinde…
Yetkileri demokrasi kavramının ruhuna aykırı genişlikte olmayan bir başkanın temsil ettiği tekil yönetim biçimi ile çoğulcu (parlamentocu) bir yönetim biçimi arasında sadece temsil farkı vardır.
Halkın çoğunluğuna dokunan yönetim biçimi daha demokratiktir ve ilericidir.
**
Diyelim ki seçimi Millet İttifakı kazandı. Seçilecek cumhurbaşkanı, Erdoğan’ın yetkilerini taşıyacaktır. Peki Başkan, bu yetkileri, şu an iddia ettikleri gibi çoğunluğu çıkarlarını gözeten bir üslupla kullanabilecek midir?
Zor görünüyor. Çünkü ülke, İttifak ortaklarından oluşan bir grup tarafından yönetilecektir. Bir “saklı” koalisyon tarafından yahut…Koalisyon ortakları içinde ideolojik ve siyasal bakımlardan çoğunluğun çıkarlarını öne almayan bir zihniyete sahip olanların ağırlıkta olması, beklenen/istenen sonuçlara varılmasını zorlaştıracaktır.
Ve geçiş aşamasına kadar, başkanlık sistemi ile parlamentoculuğu fiiliyatta iç-içe sokan ucube bir yönetim yapısı ortaya çıkacaktır.
Şunu söylemeye çalışıyorum:
Emeksi çoğunluğu kucaklayacak olduktan sonra iki sistemi de idealize etmek anlamsız olur.
Bu bakış açısından, başkanlık sistemini “kütü-gerici”parlemantoculuğu “iyi-ilerici” saymak yanlış olur. İki yönetim de seçimle işbaşına geldiği için, biçimsel bakımdan demokratiktir. Ama, burada önemli olan, demokrasi kavramına yüklenen anlamdır: Seçkinler demokrasisi mi, yoksa halk demokrasisi mi? İkincini yaşama geçirecek nitelikte bir başkanlık sistemine karşı çıkmak gericilik olur.
Erdoğan, başkan seçildikten sonra, partisinin seçkinci yönetim anlayışını köklü bir özeleştiri yaparak tersine çevirse ve yoksul çoğunluğu kucaklayan politikalar üretip uygulasa, yani altı ve üstü ile halkçı bir demokrasinin önderi olabilse, yine de gitmesini ister miydik ? Başkanlık bünyenize uymadı diyoruz. Bünyeye uymayan biçim değil, içerik!
Kılıçdaroğlu eğer başkan seçilir de halkçı bir yönetim üslubu tuttursa, parlâmenter sistemi yine de idealize eder edilir miyiz?
Yönetimleri demokratik ve/veya antidemokratik kılan, çoğunluğun çıkarları ile ülkenin bağımsızlığı karşısındaki tavrıdır. Biçim önemli değildir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








