
MADEM “KADER PLANIY”DI…
19 Subat 2023 16:52:58
Kent/şehir, uygarlık demektir. Kentleşme de uygarlaşma anlamına gelir. Bir ülkedeki kentleşme (köyden kente göç) oranı o ülkenin gelişmişlik düzeyinin kriterlerinden en önemlisidir.
Orası öyledir ama bir de madalyonun öteki yüzü var:
Bir kentin yapılaşması/alyapısı çarpık’sa, uygarlık kavramının içi boşalır. Ortada bir kent vardır, ama bir kentin sahip olması gereken koşullara uygun değilse, o kent, olsa olsa köy-kenttir…
Çarpık yapılaşma kavramı; konutlarla birlikte tüm altyapının olması gereken bilimsel düzene sahip olmadığı anlamına gelir. Yapıların deprem koşullarına uygun olup olmadığı sorusu, düzgün ya da çarpık yapılaşmanın turnusolüdür.
Bizim siyasetçilerimiz, özellikle iktidarda olanlar, zor durumlarda sorumluluğu üstlenmezler, ötekileştirme yolunu tutarlar. Çünkü sorumluluğu üzerinize aldınız mı öncelikle görevinizden istifa etmeniz gerekir, sonra da yargıyı göreve çağırmanız…
Belleğimi yokluyorum, en azından yakın geçmişte böyle sorumlu tutum takınan siyasetçi bulamıyorum.
**
Sayın cumhurbaşkanı açıklama yaptı, dedi ki:
“Depremde yıkılan binaların yüzde 98’i 1999’dan önce yapılmış…”
Yani, bu binalar bizim zamanımızda yapılmadı demeye getirdi; sorumluluğu, 2002’den önceki iktidarlar ile tabii onların liderleri olan Özal’lara, Demirel’lere, Erbakan’lara, Çiller’lere, Ecevit’lere ve darbe dönemlerinin yöneticilerine attı…
Derken, daha söyledikleri’nin yankısı durulmadan, TÜİK verileri, sayın cumhurbaşkanını yalanladı; yıkılan yapıların yüzde 51’i AKP döneminde yapılmış !
Şuraya getireceğim:
Dikkat ederseniz, iktidar, yıkılan binaların sorumluluğunu müteahhitlere atıp aradan çekilmek istiyor. Müteahhitlerden başka ne tutuklama var, ne de soruşturma ve istifa nitekim…
Şu doğru:
Çürük binaları yapan müteahhitlerin çoğu hırsız. Malzemeden çalmışlar, olmaması gereken malzemeler kullanmışlar, işi iyi bilmeyen teknik elemanlar kullanmışlar…
Peki bu çürük çarık binalar için nasıl oturma izni almışlar ? Hem sonra niçin zaman içinde doğru dürüst denetlenmemiş buraları ?..
Bu sorular kırmızı çİzgileri ! Çünkü bürokratik hiyerarşiye göre, sorumlulukların tepeye doğru tırmanma gibi bir na-hoş (!) huyu vardır.
Uygar bir ülkede, bizimkinin benzeri bir deprem olsa, ilkten şehircilik bakanı istifa ederdi. Yahut görevinden alınırdı…
Şunu da anlayamıyorum:
Deprem, madem “kader planı”, o halde sayın cumhurbaşkanı topu niçin kendinden önceki iktidarlara atmaya çalışıyor ?
**
Gazetelerin manşetleri ile TV’lerin yayın akışı, ülkemizin yavaş yavaş normalleşme sürecine girdiğinin işaretleri:
Okullar açılıyor…Üniversitelerde hibrit eğitime geçiliyor, futbol maçları başlıyor…Deprem bölgesindeki enkazlar birer ikişer “ölü enkaz” kabül edilip makinalarla kaldırılmaya başlanıyor…
İçim acıyarak yazıyorum: Enkaz altlarındaki insanlarımız da hafriyata dönüşüyor bu şekilde…
Evinden-yurdundan olan milyonlarca insanımızın zorunlu göçü bir yanda…
Ne büyük acılar çekildi ve ne büyük acılar katmerlenerek büyüyor onların içinde…
Empati yeteneğiniz ne denli büyük olursa olsun, yakınlarını, yuvalarını yitirenlerin acısını yine de duyumsayamazsınız. Çünkü tüm duygular gibi yürek acısı da kişiye özeldir; paylaşılamaz.
Deprem milletçe içimizi yaktı, üzüldük, sarıldık onlara…Ama tekrar edeceğim:
Sonuçta ateş düştüğü yeri yakar ve kimbilir daha ne kadar yakacak…
Başsağlığı ve sabır diliyorum…Elimden bu geliyor sadece…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








