
YENİ BİR EREĞLİ YARATMAK İÇİN…
02 Subat 2023 15:15:59
Ben Ereğli’ye geldiğim yıl Erdemir ikinci işletme yılını kutluyordu.
Erdemir’le birlikte, daha doğrusu onun ekseninde yeni bir toplumsal düzen kuruluyordu.
Kasaba, üç toplumsal sistemin 6 bin yıllık izlerini taşıyan kabuğunu kırmış, çağdaş bir toplumsal düzene merhaba demişti.
Ereğli halkı yeni toplumsal sistemin değer yargıları ve kurumlarıyla yüzyüze geliyordu hızla…
Kentin demografik yapısı değişmişti: Bir yandan yerli halkın köyden kenti göçü hız kazanırken, öte yandan Doğu, Güneydoğu ve Doğu Karadeniz’den yığınsal göçler almaya başlamıştı kent…
Yerli halk mutlu, ama öte yandan da şaşkındı. Erdemir’in montaj döneminde 11 bin işçinin durulmaya, taşlar yerine oturmaya başlamıştı; ama, tam bir bölgesel/kentsel entegrasyon da sağlanamamıştı henüz.
Denilebilir ki 1960’lı yılların sonlarına doğru kasaba, demografik, sosyal, kültürel bakımlardan yeni bir yaşam üslubuna doğru evrilmeye başlamıştı:
Türkiye’nin her bölgesinden insanlar, gelenek görenekleri, yaşam tarzları, şiveleri, ritüelleri vb. ile Ereğli’nin yapıtaşı olma yoluna girmişlerdi…
Çok hareketli bir siyasal ve sendikal yaşam başlamıştı kentte. 1960 anayasasının getirdiği siyasal ve sendikal özgürlükler, Erdemir’de çok güçlü, ama yer yer çocuksu, hatta gülünç denilebilecek bir sendikal rekabete yolaçmıştı. Emeğin Çelikleşme Öyküsü ismindeki kitabımda anlattığım bu süreç, bütün zaaflarına rağmen, siyasal yaşamı da hareketlendirilmişti.
Yeni bir Ereğli doğuyordu. Öylesine hızlı bir değişim süreci yaşanıyordu ki, 6 bin yıllık kasabanın bu zaman dilimi içinde yarattığı ne varsa; yarı-feodal toplumsal ilişkilerle birlikte yok olmaya başlamıştı.
Yerli halk, göçle gelen nüfusun yeni toplumsal düzen içinde etkin roller almaya başlamasıyla sarsılmış, kadim yerli-yabancı ayrımcılığı yeniden alevlenmişti.
Çok hareketli bir siyasal yaşam da başlamıştı. CHP, 1950’lerden bu yana sağ partilerin elinde olan belediyeyi ele geçirmek için hareketlenmiş, bu patlama beraberinde kendi kitle iletişim organını, yahut kentin ikinci günlük gazetesini yaratmıştı.
Ereğli, kısa süre içinde, Türkiye’nin en önemli emekçi hareketlerine sahne olan bir kente dönüşmüş, bu da sol çevrelerin dikkatinden kaçmamıştı. Türkiye İşçi partisi kentte örgütlenmiş genişçe bir taban yaratmış, kendi yayın organını çıkartmıştı.
Cıvıl cıvıl bir Ereğli vardı 1970’lere doğru…
1970 ve 10 yıl sonra gelen iki faşist darbe, Ereğli’yi kendi içine kapayacak, daha sonraları Özal’la birlikte ivme kazanan neoliberalizmin etkinliğini en çok duyumsattığı bir kente dönüşecekti. Sendikal ve siyasal yaşam bitecek. Kültürel-sanatsal etkinlikler biçimselleşecek; kent, kasabalara özgü bir durgunluğa teslim olacak; bir anlamda eskiye dönecekti…Bu arada Erdemir öncesi genel yaşamı kontrol eden tüccar-ağa’ların yerini, Erdemir’in yarattığı imkanları yaratıcı bir biçimde (yeniden yatırmak şeklinde okuyun) kullanmayan bir sanayi-tüccar kesimin eline geçecekti.
Bu günkü Ereğli’nin fotoğrafı bu:
1960’lı yılların göç alan kasabası artık göç veriyor. Yatırım yok. İşsizlik böyüyor. Siyasal ve kültürel yaşam ha var ha yok. Sosyal yaşam içine kapanıyor. 1960’ların cıvıl cıvıl Ereğlisi, üzerine ölü toprağı serpilmiş bir kente dönüştü kısaca…Basın da bundan nasibini aldı ve hızla yozlaştı…
Denilebilir ki bunda 20 yıldır devam eden AKP iktidarının otoriterizminin rolü yok mu ?
Elbette var. Ama bu, kentin böylesine edilgenleşmesini, içine kapanmasını, yalnızlaşmasını tam olarak izah etmekten uzaktır yine de.
Sorun şurada bence:
Ereğli artık aydın yetiştiremiyor.
Bunu açacağım:
Diplomalımız çok. Ama bunların tümü aydın değil. Çünkü aydın olmanın önkoşulu siyaset üretimine katılmaktır. Bizim diplomalılarımız siyasete burun kıvırıyorlar, çünkü korkaklar.
Siyaset, bu yüzden, daha çok işadamı-tüccar kesiminin tekelinde bir uğraş haline geldi. Kentte yaşayan büyük emekçi çoğunluğu şu an siyasetin dışına itilmiş durumda. Sıkıntılarını/tepkilerini CHP’ye oy vererek gösteriyorlar sadece...
Önderleri olmadığı için toplumsal muhalefetin gölgesi bile yok.
Büyük bir sanayi kenti olan Ereğli, belki de, Türkiye’nin en basit demokratik haklarını bile arayamayan bir kent yeri haline geldi.
Mücadele ufku da sığlaştı bu yüzden. Önüne ufku geniş hedefler koyamıyor kent…Güncel politikadan, Türkiye gerçeklerinden bile uzaklaştı. İncir çekirdeğini doldurmayacak kendi gündemini yaşıyor !..
Ereğli, bunu aşmak zorunda. Türkiye’nin sorunlarına koşut siyasetler üretmek zorunda. Kitleleri aktif siyasete kazanmak zorunda. Gençleri bu doğrultuda öne itmek zorunda. Toplumsal içerikli bir kültürel sanatsal aktivite yaratmak zorunda. Ekonomik ve Sosyal yaşamı hareketlendirecek etkinliklere yönelmek zorunda. Fikir ve proje üretmek zorunda. Bunların takipçisi olmak zorunda…
Cıvıl cıvıl Ereğli’yi güncellemek zorunda…Bunun maddi tabanı var, ama önderi yok. Bu yüzden yeni önderler yaratmak zorunda…
Olası bir iktidar değişikliği bu doğrultuda itici bir güç olabilir mi ?
Olabilir, ama, kentte yeni bir aydınlanma hareketine önderlik yapabilecek kadroların günyüzüne çıkması koşuluyla…
Korkmayın ! Yeni bir aydınlık Türkiye yaratmanın önkoşulu, tüm Türkiye’deki aydınlık güçlerin el ele vermesiyle mümkün olabilir ancak.
Ereğli, niçin buna önderlik yapacak yörelerden birisi olmasın ?!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








