
İKİYÜZLÜLÜK BU !
09 Mart 2023 13:46:12
İyi Parti lideri Akşener, Habertürk’te Fatih Altaylı ile yaptığı söyleşi sırasında yanakları hafifçe pembeleşerek şöyle dedi:
“Bir daha yapmayacağım, söz”…
Yaramazlık yaparken yakalanan afacan bir çocuğu andırıyordu…
Ama yine de yaptı yapacağını: Bu kez, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı seçiminde oylarını devşirmeyi umduğu HDP’ye lâf soktu: “Onlarla diyalog kurulabilir, ama taviz verilemez” dedi. Ve ekledi: “Benim bulunduğum masaya gelemezler”…
Kılıçdaroğlu’nu manipüle ediyordu…
Kılıçdaroğlu HDP ile görüşebilirdi, ama taleplerini masaya getiremezdi…
Oysa HDP’nin öncelikli talebi, oyuna dahil edilmesiydi. Ya da muhalefetin kendi içindeki görüş alış-verişine katkı sağlayacak bir ortam yaratılmasıydı…
HDP’nin eski eşbaşkanlarından ve son yılların kuramcı ve stratejistlerinden Demirtaş, Akşener’e yanıt olarak yayınladığı açık mektubunda bunun altını çiziyor; özetle şöyle diyordu: “Oyumuzu istiyorsunuz ama, bizimle kurumsal ilişkiye girmek istemiyorsunuz !..
Demirtaş mektubunda, bu temayı somutlaştıran örnekler de veriyordu…
Akşener’e yönelttiği en çarpıcı soru ise şöyleydi:
“Eğer iktidar olursanız ve HDP’nin talepleri sizin masanıza gelmeyecekse bize hangi masayı öneriyorsunuz ? Elli yıldır yapıldığı gibi bizi yine terörle mücadele masasına mı yönlendirmeyi düşünüyorsunuz ?..”
Ben bu soruyu şöyle anladım:
Bizi demokrasinin yeniden inşası sürecinin dışında tutarsanız, gidip PKK’nın kollarına mı atılalım ?
**
Bilindiği gibi Demirtaş, uzunca bir süredir HDP’yi PKK’nın yönlendirmelerinden kurtarmak için mücadele ediyor; şiddet ile siyasetin birarada olamayacağını söylüyor, iktidarın PKK konusunda muhatabının HDP değil, Öcalan olduğunun altını çiziyor…
Nitekim, İstanbul seçimlerinde, Öcalan’ın AKP’nin yanında saf tutmasına karşı çıkarak tabanını İmamoğlu’na yönlendiren O idi. İstanbul seçiminin kazanılmasında HDP’nin rolü vardı.
Demirtaş ve onun gibi düşünenler şunu artık net şekilde gördüler:
Kürt azınlığın talepleri şiddet yoluyla değil, demokratik bir zeminde müzakere yoluyla ele alınırsa ilerleme kaydedilebilir.
ABD’nin elli yıldır Türkiye’yi bölmek için kullandığı ayrılıkçı terörizmin simgesi olan PKK, aslında sadece Türkiye’nin değil, Kürt azınlığın da düşmanıdır ve mutlaka safdışı edilmesi gerekir…
Demirtaş’ın bizi oyunun dışına itmeyin önermesi, etnik sorunların ancak geniş bir demokratik zeminde çözüleceği fikrini de içeriyor. Millet İttifakı’nın demokratikleşme projelerinde bizim de katkımız olsun diyor…
Kaldı ki HDP zaten Türk siyaseti içinde somut bir olgu: TBMM’de grubu olan üçüncü büyük parti. Bu konumu ile zaten oyunun içinde. Ancak bununla getirmek istemiyorlar; demokratik Türkiye’nin iinşasında bizim de katkımız olsun diyorlar…Taleplerinin bu zeminde içselleştirilmesini istiyorlar…
Bu bakış açısı, Türk soymilliyetçilerinin etnik farklılıklara kapalı bağnazlığının duvarına tosluyor daima.
Akşener’in HDP konusunda masaya bir kez daha rest çekmesi bunun son örneği…
Ancak şu da var:
Akşener’in bu katı tutumu, örneğin cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP’nin temsil ettiği Kürt seçmeni de dışlayacak katılıkta değil !
Eğer aksi olsa çıkar TV’lere, sadece HDP’ye değil, onun temsil ettiği 6 milyon Kürt seçmenin oylarını da istemediklerini söyler.
Ama bu cesareti ve kararlığı yok. Çünkü o oylara ihtiyacı var.
Peki bu örtülü pragmatizm, aynı zamanda ikiyüzlülük değil midir ?
Anlaşılıyor ki Akşener, seçim sürecinde de Millet İttifakı’nın topuk dikeni olmayı sürdürecek…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








