
TOPLUMSAL MUHALEFET AĞIRLIĞINI DUYUMSATMALI !
10 Mart 2023 15:37:01
Medya, Kılıçdaroğlu’nu, “Milletin Cumhurbaşkanı adayı” diye sunuyor.
Milletten kasıt, Millet İttifakı.
Kılıçdaroğlu, Millet’in Cumhurbaşkanı adayı sunumunu,”85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” sözleriyle boyutlandırıyor…
Parlamenter sistemde cumhurbaşkanı olmak kolaydır. Çünkü bir tür temsili görevdir bu, dar anlamıyla protokol görevidir.
Cumhurbaşkanını halkın seçtiği sistemlerde ise, bu görev, icraatı da içerdiği için çok zordur. Hele hele bizde olduğu gibi cumhurbaşkanı, aynı zamanda, parti genel başkanı sıfatını da taşıyorsa…
Bize özgü başkanlık sistemini Erdoğan taşıyamadı. Peki, Kılıçdaroğlu taşıyabilecek mi ?
Kılıçdaroğlu, seçimi kazanırsa, Erdoğan’dan da daha çetin bir konumda bulacak kendisini; kollektif bir yönetimin bir tür sözcüsü konumunda olacak…
Kararların, ittifakın öteki liderleri ile birlikte alınacak olmasının bir avantaj olduğu söylenebilir belki. Çünkü bu şekilde kararların sorumluluk altı lider tarafından paylaşılmış olacak.
Ama yine de vitrinde Kılıçdaroğlu olacak !
Siyasal partiler, sosyal sınıfların siyaset alanındaki temsilcileridir. Son analizde farklı sosyal sınıfların çıkarları doğrultusunda siyaset yaparlar.
Millet İttifakı’na bakıyorum:
Neoliberal çerçeve içinde bana bakan, egemen sınıfların temsilcileri. İlk bakışta, sosyal çıkarları zıt olmayanların oluşturduğu bir grup fotoğrafı bu. Üç muhafazakar, iki milliyetçi ve bir de neoliberalizmin tıfıllık döneminde kalma bir suret…
Gelgelelim fotoğraf, aynı zamanda, Türkiye’deki geleneksel siyasal saflaşmanın da bir görseli: Sekülerizm ile siyasi islam karşıtlığının yahut…
Bu tablonun ideolojik ve siyasal içeriği, ne Erdoğanizmin ve ne de onun temsil ettiği İslamcı otoriter rejimin tümüyle reddi için yeterli değil. Hatta, parlamenter rejime geçildikten sonra da değil…
Sorun da burada işte.
Çünkü Türkiye’nin gerçek bir demokrasi ile kucaklaşması için, Erdoğan rejimini reddetmek yetmiyor. Onun ideolojik içeriğini de reddetmek gerekiyor. Ama, bu hem geçiş aşamasında ve hem de geçişten sonra mümkün olmayacak. Çünkü grup yönetimi içindeki muhafazakarlar ile soymilliyetçi bir partinin varlığı, seçim süreci ile geçiş aşamasında sorun yaratmayacak belki, ama gerçek bir demokrasinin inşaası sürecini engelleyebilecek…
Peki ne yapmalı ?
Burada toplumsal muhalefet ile düzgün medyaya, özellikle sosyal medyaya büyük rol düşüyor:
Toplumsal muhalefet, yani egemenlerle sınıfsal çıkarları çelişen büyük çoğunluk, yani emekçi halk, seçim sürecinde olsun, seçimden sonraki geçiş sürecinde olsun ve geçişten sonra olsun, mümkün olabilecek en geniş demokratik ortamın yaratılması için ağırlığını değişik demokratik biçimlerde duyumsatmalıdır. Aşağıdan gelecek özgürlükçü/demokratik baskı, geçiş aşamasında grup yönetiminin, geçişten sonra da koalisyon döneminin daha uyumlu bir birliktelik göstermesini sağlayabilir. Yönetimin İç çelişkilerinin yolaçacağı saçmalıkların ülkeye ve halka zarar vermesi önlenebilir.
Ne yapacaklar diye beklememek gerekiyor özetle, ne yapmaları gerektiğini değişik biçimlerde deklare etmek gerekiyor.
Halk olmanın sorumluğunu derinden duyumsatmak yahut…
Bunun öncülüğünü yapan namuslu kalemlere kızılacağına, aslında onlara teşekkür etmek gerekir.
Demokrasiler halkın desteği ile inşaa edilir. Oy tercihi ile Türkiye’nin önünü açmak yetmez; Türkiye’nin geleceğine de aktif şekilde sahip çıkmak, olası parçalı yönetimi doğrulara yönlendirmek gerekir.
Erdoğan dönemi bitti. Yeni bir dönem açılacak…Eğer bu dönem, eskinin onarım olacaksa, çok şey değişmiş olmayacaktır. Eski temel üzerine yeni bina inşaa edilemez ! Parçalı yönetime bunu anlatmak gerekiyor.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








