
ERDOĞAN’NIN DEMİRTAŞ ÇIKIŞI
24 Ekim 2022 20:15:28
Siyasette soy kimlik değil, sınıfsal kimlik önemlidir. Zaten siyasal partiler sınıfsal kimlik temelinde varolur. Soy kimliğini öne alan bir parti, yahut soy kimliğini sınıfsal kimliği ile özdeşleştiren bir parti faşist bir partidir.
Dünya bunun en tipik örneğini Hitler Almanyasında yaşadı. Hitler, kendisini “milliyetçi sosyalist” olarak tanımlıyordu. İllüzyondu. Çünkü milliyetçilik ve sosyalizm birbirine zıt kavramlardır. Bir insan hem sosyalist ve hem de milliyetçi olamaz. Milliyetçilik sınıfsal kimliğini sermaye sınıfında bulur. Milliyetçiliğin derinleşip soy kimliğini öne iten bir boyut kazanması, faşizimdir.
Hitler’in sosyalistliği, gerçekte Alman burjuvazisinin diktatörlüğünü kamufle eden bir maskeden başka bir şey değildi.
**
Erdoğan dün Diyarbakır’da yaptığı bir konuşmada, HDP’yi “sapkın” bir parti olarak niteledi. HDP’nin halen cezaevinde bulunan eski eşbaşkanlarından Selahattin Demirtaş’ın Kürt olmadığını iddia etti.
Yani HDP’yi hem soy kimliği üzerinden şiddete dayalı siyaset yapmakla suçlarken, HDP’nin son dönemdeki teorik ve pratik önderlerinden Demirtaş’ın Kürt olmadığını ileri sürerek Demirtaş’ı HDP’nin dışına itti.
Doğru, HDP, soy kimliğini öne iten milliyetçi bir parti olarak doğdu. Ama uzunca bir süredir ciddi bir değişim süreci içinde…Logosunu ve adını değiştirdi. Bir Türkiye Partisi olma yolunda önemli adımlar attı. Bu şekilde Kürt Partisi kimliğinden Türkiye Partisi kimliğine geçti. Sınıfsal tabanı ise hâla net değil…
Bu hareketin/değişimin önderlerinin en öne çıkanı, şu an cezaevindeki Selahattin Demirtaş. Demirtaş, siyasetle şiddetin bir arada olamayacağını, HDP’nin sadece Kürt sorununun değil, Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümüne talip bir parti olduğunun ya da olması gerektiğinin altını çiziyor. Bu şekilde PKK/Öcalan ile arasına mesafe koyuyor…Bu yüzden Öcalan ile PKK’nın şimşeklerini üzerine çekmiş durumda, PKK açıkça Demirtaş’ı eleştiriyor…
Demirtaş’ın HDP’ye çizdiği Türkiye Partisi profilinin temelinde, derin bir demokrasi bilinci yatıyor. Demirtaş şunu anlamış görünüyor: Türkiye’nin sorunları, etnik sorunlar dahil, ancak demokratik bir Türkiye’de radikal çözümlere kavuşabilir.
Bu teorik yaklaşım bence doğru. Ama, HDP’nin giderek sınıfsal bir temele de oturması gerekiyor. Eğer bu temel, emekci temeli olursa, yani Kürt burjuvazisi ile ağalık/aşiret baskısından kurtulabilirse, HDP o zaman sosyalist bir kimliğe kavuşabilir.
Bugün Türkiye’de belirli bir sınıfsal temele basan partilerin hemen tümü soy kimliği konusunda çok hassas değil. Her partide her soy kökenden, her etnisteden siyasetçiler var, hatta bunların içinde yönetim kademelerinde görev alanlar da…
Peki Erdoğan bu durumda Demirtaş’ın soy kimliği üzerinde niçin duruyor ? HDP’yi hâlâ bir Kürt Partisi olarak gördüğü/görmek istediği için mi ?
Yani, HDP için “sapkın” derken, kuruluş felsefesinden saptığını mı söylemek istiyor ?
Anlaşılıyor ki Erdoğan, HDP’deki değişimden memnun değil. Değişimin teorisyeni olan Demirtaş’a yüklenmesinin nedeni bu bence.
Bunun nedeni de var gibi:
HDP, Kürt kimliğinden sıyrılıp Türkiye Partisi (halkların partisi) kimliğine oturursa, her seçim öncesi AKP’nin yeninden çıkarttığı “açılım” ve Öcalan kozları işe yaramaz hâle gelir.
Nitekim Demirtaş, PKK’nın silah bırakması sorununun HDP’nin değil, Öcalan’ın sorunu olduğunu, onun muhatap alınmasını söylüyor ısrarla.
HDP içinde bugün farklı etnik kökenlerden gelen üye ve milletvekilleri de var. Demirtaş’ın Kürt olup olmaması bu açıdan önemli değil. Ama Erdoğan, onu söy kimliği üzerinden HDP’den soyutlamaya, yalnızlaştırmaya çalışıyor.
HDP yönetimi bunu görmeli.
ABD’nin kucağında oturan PKK’nın gölgesinden tümüyle çıkmadan, PKK’nın provokatif şiddeti ile hesaplaşmadan, dışardaki ve içerdeki egemenlerin bir aparatı olmaktan öte gidemeyeceğini sindirmeli ve Demirtaş’ın çizgisini kalıcı bir şekilde HDP’ye oturtmalı…
**
Yazıyı sonlandırırken, HDP eşbaşkanı Sancar’ın, 6’lı masadaki dört parti ile görüştüklerini belirten açıklaması üzerinde de duracağım kısaca.
Dört partiden kastı, üç muhafazakar ve bir liberal (DP) parti olmalı. Sancar, İyi Parti ve CHP ile görüşmüyoruz demek istiyor, ama masadan da uzak değiliz demeye getiriyor.
Bu, Demirtaş çizgisinin bir tezahürüdür. Bunu özellikle İyi Parti’nin görmesi gerekiyor…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








