
YAZIDİLİMİZ ARAPÇA MI OLMALI ?
23 Ekim 2022 22:58:23
Soruyorlar arada bir:
Niçin Arap alfabesini bırakıp latin alfebesine geçmişiz ? Olur muymuş bu ?!
Bu soruya; “Eskitürkçe denilen alfabe, arap alfabesiydi, biz arap değil Türküz”deyip geçebilirsiniz.
Bu kez de üstelerler:
Öyleyse niçin lâtin alfabesi ?
Tükler, tarihlerinde sayısı tam olarak bilinmeyen çok devlet kurdular, ama ilk kez Türkiye Cumhuriyeti ile milli/ulus devlet haline geldiler.
Millet olmanın beş ana karakteri vardır:
Dil birliği, kültür birliği, toprak birliği, bütünleşmiş bir Pazar birliği ile milli birlik ya da milli ruh.
Cumhuriyet öncesi Anadolu ve Balkan halkları, etnik diller sözdışı, genelde Türkçe konuşuyordu. Ama devletin resmi dili; Farsça, Arapça ve Türkçeden oluşan Osmanlıcaydı. Osmanlıca bir imparatorluk ya da bürokrasi diliydi, bir tür jargondu. Alfebesi ise Arapçaydı.
Türkiye cumhuriyeti ile yeni bir devlet/milli devlet doğdu, Osmanlı’nın ümmetçi, millete dönüştü. Yeni devletin ortak dili Türkçeydi, ortak kültürü ortaasya kökenli Türk kültürüydü. Sınırları Lozan’la belirlenmiş bir toprak parçasında oturuluyordu, birleşmiş tek bir Pazar vardı, bir millet şuuru filizlenme halindeydi, ama yazı dili Arapçaydı. Yazı dilinin de Türkçe olması gerekiyordu doğal olarak.
Arap harfleri yerine latin harflerinin kabül edilmesi (3 Kasım 1928) çağdaşlaşmanın ve bağımsız bir yazı diline sahip olmanın gereğiydi.
Latin alfabesi dünyadaki en yaygın alfabe. Tüm Avrupa ülkeleri ile eski sömürgelerinde bu alfabe kullanılıyor. Latin alfabesinin kökeni 2600 yıl öncesine uzanıyor. Esin kaynağı Etrüsk alfabesi.
Kaldı ki bugün kullandığımız Türk alfabesi, aslında Latin alfabesinin bize özgü bir türüdür. Latin alfabesinde ç,ı,ö,ü,ş ve ğ harfleri yok, sadece bizim alfabede var. Denilebilir ki bugün kullandığımız Türk alfabesi, latin alfabesinin Türkçenin ses yapısına uyarlanmasıyla ortaya çıktı. Bu şekilde Türkçenin arap harfleriyle yazılması çelişkisi ortadan kalktı.
Türkçeden yabancı sözcüklerden arınması amacıyla başlatılan dil devrimi ile yeni yazı dili bütünleşti/kaynaştı…
Bunu anlayamıyorlar. Çünkü milli bilinçleri yeteri kadar gelişmiş değil. 600 yıl öncesinde, Osmanlı’da yaşıyorlar hâlâ ! Çağdaş/Lâik Türkiye Cumhuriyeti’ni bir türlü içlerine sindiremiyorlar…
Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’nın devamı değildir; Osmanlı’nın enkazından doğmumş ve dili, ortaasyaya uzanan kültürü, gelenek görenekleri, milli pazarı, bağımsız toprağı ve bunların tümünü kucaklayan milli ruhu ile yeni bir devlettir.
Gelecek yıl 100 yaşına basacak olan milli devletin içinde farklı milli topluluklar da vardır. Bunlar da aidiyat duygusuyla cumhuriyete bağlıdır. Türkiye cumhuriyeti etnik/milli toplulukları ile bir bütündür.
Halkımızın çoğunluğu islam inancına, onun sünni koluna bağlıdır. Ama, devlet içinde farklı inançlara bağlı topluluklar da vardır. Devletin laik olması, tüm inançlara eşit olarak bakılmasını bağlar.
Bizim neo-osmanlıcılar bunu göremiyor. Devletin dini islam olsun, dili Osmanlıca, yazıdili arapça olsun ve ülke şeriatla yönetilsin istiyorlar. Tersine bir tarih bilinci yaşıyorlar, tarihin tekerleğini geriye çevirmeye çalışıyorlar…
Yanılıyorlar.
Tarihsel ve toplumsal gelişim/değişim yasaları buna engel çünkü. Tarih nehri ileriye akıyor; gerçi bazen dirsek, bazen, küçük U dönüşler yapıyor, ama genel yönü ileriye…
Etnik toplulukları ile kaynaşmış, ama onların varlığına saygılı bir Türkiye; dili, kültürü, toprağı, pazarı ve milli ruhu ile ikinci milenyuma yürüyor artık. Umarız yolun sonundaki dönemeç, tam bağımsız ve gerçek bir demokrasiye kavuşturur güzelim ülkemizi…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








