
KÖMÜRÜN HİKAYESİ (3)
19 Ekim 2022 13:00:38
Geçen yazıda, kömür madeninin Bahriye Nezareti’ne (Deniz Bakanlığı’na) geçişini izleyen dönemden, o dönemin liberal/kapitalist bakış açısının önemli bir belgesi olan Dilaver Paşa Nizamnamesi’nden sözetmiştim. Yahut, devlet eliyle kurulmak istenen ve kapitalist işletme kültürünü esas alan ilk organizasyondan…
Toplumsal düzenin esas olarak feodal karakter taşıdığı bir dönemde ve havzanın yabancı büyük sermaye yatırımlarına henüz kapalı olduğu özel şartlarda ilk kapitalist devlet işletmeciliği girişimi, görüldüğü gibi, somut olarak bürokrasiden, bürokrasinin asker kanadından gelmiştir. Bunun altını çizmekte yarar var. Ama öte yandan bu girişimin “Kaderinin”, batılılaşma Hareketi’nin tarihi kaderiyle şartlanmış olduğu gerçeğinin de altı çizilmelidir. Mahmut reformları nasıl ki maddi şartları var olmayan bir toplumsal kuruluşu, bağımsız kapitalist düzeni yukarıdan aşağıya yerleştirilmeye çalışmak gibi bir tarihi paradoksun ürünü idiyse, Bahriye İdaresi’nin havzada kapitalist bir devlet işletmesi yaratmak çabaları da aynı biçimselliğin, aynı temelsizliğin mevzi nitelikteki bir ürünü, bir uzantısıydı.
Nitekim havzada yukarıdan aşağı kurulan bu zorlama “düzen” sürekli olamamış, bu bir yana, gitgide, yabancı sermaye hegamonyasının oluşumunda, son çözümlemede, yardımcı unsur niteliği de kazanmıştır. Bir başka ifadeyle yöresel yapının “gelişim”i, dış dinamiğin (yabancı büyük sermayenin) etkisi altında, bağımlı yapılara özgü “normal” gelişim seyrine, yani helezoni gelişim seyrine böylece daha çabuk girmiştir. Bu olgu, bize kalırsa, “ilk Batılılaşma Hareketi”nin Osmanlı toplumunun yarı-sömürgeleşmesi sürecinde oynadığı rolün lokalize bir görünümü veya yansısıdır.
Nitekim, bu ilk girişim beraberinde yabancı sermaye sultasını da taşıyacak, 1880’li yıllardan itibaren kömür madeni, Fransız sermaye gruplarının eline geçecek, maden ve çevresi bir anlamda Fransızlar tarafından kolonize edilecektir…
Bu dönemde Dilaver Paşa Nizamnamesi’nin uygulaması da büyük ölçüde kağıt üzerinde kalacak; işçilerin çalışma koşullarında belirli bir düzelme olmakla birlikte, düşük ücret (ki zaman zaman bakır çubuk, kalay, basma vb. ayni ödemeler de yapılıyordu) ve üretim zorlaması olayı ağırlaşarak sürecektir…
**
Bu yazı dizisini sonlandırıyorum. Çünkü kömür madeninin 1848-1940 dönemini anlatan Zonguldak Havzası’nın Tarihi Gelişimi ismindeki kitabımın yeni baskısını yapmaya karar verdim. (1840’tan sonraki dönemi anlatan Taşkömürünün Devletçilik Dönemi ismindeki kitabım şuan yayınevlerinin internet sitelerinde satılıyor. ) Bu bilgilerin bugünkü kuşaklara da aktarılması gerekiyor. Kitabı şu an gözden geçiriyorum. Kitabı yayınlayacak maddi koşuları yaratabilirsem, sanıyorum yeni yılın baharında vitrine çıkmış olur…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








