
ERDOĞAN BİR ANLAMDA HAKLI
29 Eylül 2022 13:34:20
Durmuş bir saatin günde iki kez doğruyu göstermesi gibi, benim bazı görüşlerim ve/veya sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bazı görüşleri, yılda birkaç kez örtüşür.
Son örnek, beyin göçü…
Gerçi kimi detaylarda sayın Cumhurbaşkanına katılmıyorum, örneğin başka ülkelere yerleşenlere uygun gördüğü “süfli” gibi hakaretlere ! Süfli, sefil-sefalet kökünden gelen bir sözcük, Arapça’da aşağılık anlamına geliyor.
Sayın Cumhurbaşkanı sanıyorum beyin göçüne “milli” açıdan yaklaşıyor. Daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak için vatanını terketmeyi, bir anlamda el kapısına sığınmayı yanlış buluyor.
Buna katılıyorum. Çünkü bu yaklaşımın toplumsal bir derinliği de var:
Soruna bireysel perspektiften yaklaşırsanız, daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak için başka ülkelere yerleşenlere hak verebilirsiniz.
Ancak, toplumsal bakış açısı bu vahşi bencilliği reddediyor. Türkiye’de doğmuş büyümüş, emekçi halkın vergileriyle okumuş, belirli bir meslek sahibi olmuş (diyelim ki bir hekimin) topluma olan borcunu ve toplumun/ülkenin çeşitli sorunlarının çözümüne katkı görevini bir yana koyarak çekip gitmesi, bir argo deyimle, “dümenine bakması” kabul edilemez.
Ülkesinde hak ettiği yaşam koşullarına sahip olmayan bir aydının öncelikle yapması gereken, o koşulların değişmesi, herkesin hak ettiğini alması için mücadele etmektir. Bir başka deyişle sadece ekonomik değil, onunla bağlantılı olarak demokratik mücadelenin de bir parçası olmaktır ! Aydın olmanın önkoşulu, siyaset üretimine ve toplumsal mücadeleye katkıdır. Daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak için vatanını terketmek değil !..
Bu açıdan bakıldığında Erdoğan haklı.
**
Muhalif kesimde bu konuya toplumsal/ulusal pencereden yaklaşanlar yok gibi bir şey. Beyin göçünü, güncel siyasete alet ederek, “haklı” bulan muhalifler, solcular bile var.
Bunlar, iktidarın hatalı yönetiminin yolaçtığı kötü yaşam koşullarına bir tepki olarak görüyorlar beyin göçünü…Onları değil, iktidarı eleştiriyorlar. “Adama hak ettiğini vermezsen gider elbette” diyorlar…
Bu bakış açısı, son çözümlemede, neoliberal bir bakış açısıdır. Ulus ve toplum gerçeğini reddeden vahşi bir bencilliğin savunuculuğudur.
**
Atatürk Türkiyesi’ni düşünün…O dönemde tersine beyin göçü yaşıyordu ülke. Batı’dan biliminsanları Türkiye’ye davet ediliyor, kalıcı olmaları için gereken koşullar yaratılıyor, yetenekli öğrenciler devlet bursuyla yurtdışına eğitime gönderiliyor; Türkiye’nin modern bilimle ve kültürle tanışması/gelişmesi için her imkandan yararlanılıyordu..
O dönemde gericiler dışında ülkesini terkeden kimse yoktu. Çünkü milli kurtuluş savaşı sonrası kurulan milli-demokratik devlet, bir milli şuur yaratmış, birlikte kalkınma/gelişme şiarıyla toplumun tüm kesimlerini seferber etmişti.
Cumhuriyet Türkiye’si, Mao’nun Çin’i gibi, milli/toplumcu bilinci özveriyle harmanlayarak ülke kalkınmasına herkesin el uzatmasını sağlamıştı…
Beyin göçü konusunda şimdiki iktidar şu açıdan eleştirilebilir belki:
Cumhurbaşkanı Erdoğan, beyin göçü koşullarını yaratanın kendi iktidarı olduğunu unutuyor, olaya sadece milli açıdan bakarken konunu ekonomik ve toplumsal derinliğini görmezden geliyor.
Bu şekilde eleştirdiği çevrelerle neoliberalizm platformunda buluşuyor…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








