
İNCİR ÇEKİRDEĞİ !
22 Eylül 2022 15:00:38
Muktedir siyasetçiler “ti”ye alınması olası sözleri bazen bilerek, bazen de dil sürçmesi şeklinde söylerler.
Bilerek söylemelerinin nedeni, genelde, gündem saptırmadan kafakarışıklığı yaratmaya kadar çeşitlenen bir siyaset taktiğidir. Eğer taktik, iyi kurgulanmış ve icra edilmişse, ne kadar “ti”ye alınırsa alınsın amacına ulaşmış olur.
Bazen de dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar “ti”lik malzeme. İlkine göre bu pek uzun ömürlü etki yaratmaz bu; çünkü sonuçta dil sürçmesi herkesin başına gelebilecek bir şeydir. Bu yüzden “ti”ye alınma potansiyeli dardır.
Muktedir siyasetçilerin gündem saptırmak için uyguladıkları bir başka taktik de, gerçeği saptırmaktır. Genelde bilerek yapılır bu. Saptırmanın zaviyesi ne derece kaymıs’sa o kadar işe yarar.
Nazilerin ünlü propaganda bakanı Gobels’in şu sözlerini anımsayın:
“Söyleyeceğiniz yalanlar ne kadar büyük olursa, inandırıcılığı da o kadar fazla olur….”
Neden-sonuç ilişkisini buharlaştırıp görecelik sosuyla sunulan bir türü de vardır propagandanın. Bizim muktedir siyasetçilerimiz bu işte usta.
Sözcü gazetesi Emin Çölaşan ‘ın köşeyazısını Perşembe günkü (bugün) sayısında manşetine taşımıştı. Şöyleydi manşet:
Üst spot:
Emin Çölaşan, Erdoğan’ın “Batı’da raflar boş” sözlerini şöyle eleştirdi:
Manşet:
Batı’da raflar boş, bizde raflar dolu ama cepler boş !
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisi sırasında bir TV kanalına yaptığı; “ülkemde marketlerde raflar dolu ama Amerika’da, Fransa’da Almanya’da raflar boş. (…) Benim vatandaşım şu anda istediği her türlü ürünü marketlerde bulabiliyor” şeklindeki açıklamaya bir tepkiydi Çölaşan’ın sözleri…
Şöyle de söyleyebilirdi:
Türkiye’de raflar dolu, çünkü alan yok !
**
Geçenlerde Zehra ile çok değil bir yıl öncesine kadar her gün tıklım tıklım dolu olan bir AVM’de ki ünlü ve büyük bir mağaza’ya gittik. İçerisi yarı-karanlıktı. Koskoca salonda iki görevli vardı, bunun birisi de kasiyerdi.
Zehra, gazeteci merakı ile sordu kasiyere:
“Ekonomik kriz sizi bu derece ağır mı etkiledi ?”
Kasiyer-tezgahtar şöyle dedi:
“Buraya 15 gündür mal gelmedi. Raflardaki ürünler iki haftadır alıcı bekliyor…Özellikle saat 18’den 22’ye kadar bomboş salonda oturuyoruz, tek müşteri gelmiyor…”
Bunu Erdoğan bilmiyor mu peki ? Biliyor elbette. Ürün-satış arasındaki ilişkide belirleyici olanın satış olduğunun elbette farkında. Sonuçta ekonomist kendisi. Ama, göreceliğin gölgesinde yarattığı raf-refah algısının yine de iş yaptığını biliyor. Bu, Bay Kemal ya da Batı karşıtı retorik değil, doğrudan kendi halkına dönük bir algı operasyonu…Çünkü sayın cumhurbaşkanı da biliyor ki özellikle “boş raf” vurgusuna inananlar az değil…
Siz istediğiniz kadar eleştirin, istediğiniz kadar ironik yaklaşımlar deneyin, sonuçta ekonomik hamaset her zaman iş yapar. Yapmasa, sık sık piyasaya sunulmaz…
Peki muktedirler böyle de muhalefet farklı mı ?
Onlar da yerine getirilmesi nerdeyse olanaksız bir takım vaatlerde bulunuyorlar. Çünkü vaatler sonuçta ambargolu, iktidara geldiklerinde hayata geçmesi olası şeyler…
Şuraya getiriyorum:
Kapitalist devletin yönetimine sahip ve/veya talip mum gibi doğru politika yoktur. Her politikacı gerçekleri saptırır, çünkü yönetmekle yükümlü olduğu sistem sadece iktisaden değil etik açıdan da çarpıktır. Ona uyum sağlayamazsanız, sizi eler...
Hep söylüyorum ya…
Adil-dürüst bir topluma ulaşmanın yolu sistemsel değişiklikten geçiyor. Olası bir iktidar değişikliği bunun habercisi olacaksa, başımızın üstünde yeri var !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








