
PAZAR SOHBETİ
18 Eylül 2022 15:32:41
Sonbaharın en güzel günlerini yaşıyoruz şu sıralar…Hava ılık, hatta ılıktan da öte sıcak. Dün bizim buralarda (Kdz. Ereğli) 30 derecenin azıcık üzerindeydi ısı… Ege, Akdeniz, İç Anadolu ile Doğu Anadolu’ya göre fındık fıstık bir rakamdır bu gerçi, oralarda 30’da azıcık üstündeki ısı, ilkbahar havası sayılır. Ama, Karadeniz başkadır. Dört mevsimi, mevsim normallerine göre “ılık” yaşarız biz. Hele hele deniz kıyısında oturanlar…Yazın 30 dereceyi, kışın kar’ı görmediğimiz çok mevsim anımsarım…
Gittik, Zehra ile bir kıyı kahvesine yanladık. Etraf cıvıl cıvıl. Mini-etekli, mini-şortlu genç kızlar, türbanlılar, saçını horoz ibiği gibi kestirmiş afilli gençler; inişe geçmişler, son düzlüktekiler iç-içeydi… Şöyle de söyleyebilirim: Z_Y ve X kuşakları…
Tüm kuşakları, kültürel mozayiğin tüm renklerini, insan fizyonimisinin çeşitli nüanslarını bir arada görebileceğiniz böyle yerleri seviyorum ben… Halk, sosyolojik tanımlara açık soyut bir kavramdır. Ama böyle yerlerde halk somutlaşıyor; “diptekiler” sözdışı…Çünkü artık sıradan kıyı kahveleri de, ortagelir grubunun bütçesini bile zorlayan bir fiyat tablosuyla çıkıyorlar müşterilerinin karşısına…
Bu yazı siyaset yazısı değil. Bu yüzden bu iç karartan fiyatları kime borçlu olduğumuzu es geçeceğim…
Ereğli Karadeniz’in kıyısına kondurulmuş bir inci gibidir. Çok güzel bir kıyı kentidir. Ama nedense “turist” kavramına denk düşen insanlar göremezsiniz buralarda; bu beni hem üzüyor hem de şaşırtıyor…
Ereğli, Karadeniz’in ilk yerleşim yeri. Egeden, Akdeniz’den Marmara yoluyla Karadeniz’e giren ilk teknelerin ilk durağı burası olmuş. Karadeniz’in Batı’sındaki ilk doğal liman burada çünkü.
Marmara’dan Karadeniz’e geçen ilk serüvenciler (ki Yunan kolonizatörleriydi bunlar, Megarlar filan…) Bababurnunun yarattığı doğal limanı görünce nasıl da kendilerinden geçmişlerdi kimbilir…
Malûm, Karadeniz, 7 bin yıl öncesine kadar kapalı bir denizdi, yahut göldü. Kıyılarında yerleşim yoktu. Son yapılan arkeolojik kazılar, Karadeniz’deki ilk yerleşimin 6 bin yıl önce Ereğli’de olduğunu ortaya çıkarttı, Samsun’dan bayrağı kaptık. Buna göre, ilk yerleşmelerin İstanbul boğazının oluşmasından sonraya rastlamış olması gerekiyor.
6 bin yıldır çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış böylesine güngörmüş bir kentin; tarihi kalıntılara, mitolojik Herkül efsanesine, “cehennemin kapısı”na da sahipken turistik açıdan böylesine yalnız kalması anlaşılabilir bir durum değildir.
**
Dönelim kıyı kahvesine…
Bu yıl bizim kıyılarda da bol palamut avlanıyor. Oturduğumuz yerden , irili ufaklı balıkçı motorlarının limanın hemen dışına ağ serdiklerini görüyoruz…Balık bol olduğu zaman Ereğli soğutmalı kamyonların istilasına uğrar. Dün bizim apartmanın otoparkında bile kocaman bir balık kamyonu vardı…
Zehra söyledi. Balıkçı barınağına gelen motorlardan kasası 200 liraya palamut almak olasıymış şu sıralar Tezgahlarda tanesi 35-40 liraya satılıyor…
**
Önümüz yüzseksen derece deniz…Ufukta balıkçı motorlarının siluettleri…Liman içinde gezinen tur motorları…Günbatımına doğru ufkun; sarıdan erguvana, lâcivertten gül pembesine sarkan, iç-içe geçen bir renk armonisine bürünmesi… Martılar, karabataklar, kumrular…
Birer çay daha söyledik Zehra’yla…
Böyle anlarda kafamın içinde hep ayın dize dolaşıp durur:
Yaşamak güzel şey be kardeşim…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








