
PALAMUT
11 Eylül 2022 14:55:10
Bizim Kdz. Ereğli, Erdemir’den önce “balıkçı kasabası” olarak da anılırdı.
Tamam, bol balık tutulurdu, balığın yanısıra tuzlu balık, balık yağı, 1930’lardan sonra balık konservesi de ihraç edilirdi. Önemli bir gelir kaynağıydı kasabanın…
Ama, Ereğli’nin yetiştirdiği tek ürün balık değildi. Ereğli, bir tarım kasabasıydı da. Zonguldak, meyve ve sebze ihtiyacının “nısfından” (yarısından) çoğunu Ereğli’den sağlıyordu. Bunun dışında keten, keten tohumu, tomruk/kereste, av derisi, süpürge, ceviz ve ceviziçi, kabak çekirdeği, erik, kurusu/pestil, kurufasulye, ceviz kütüğü, elma, armut ile sebze ve meyve konserveleri de ihraç ediliyordu. Türkiye’nin en iyi çileği Ereğli’de üretiliyordu. Yıllık üretimi 25 ton civarındaydı. Çoğu, ünlü Arnavutköy çileğinin üretildiği İstanbul’a satılıyordu. Ve o da, balık gibi, önemli bir gelir kaynağıydı kasabanın…
Kasabanın sosyal yaşamına, köylülerin “tüccar-ağa” dedikleri bir küçük bir sosyal grup egemendi. Köylülerle yüz yüze temas halindeki tüccarlar, ürünlerin fiyatı ile satışını da kontrol ediyorlardı. Bunlar, bir tür “sosyal sigorta” fonksiyonu da üstleniyor; örneğin ölenlerin ailelerine yardım ediyor, köylülerin sağlık sorunları ile ilgileniyor, borç para veriyor, un-şeker gibi temel gıda maddelerini veresiye veriyordu…
Borçların ödeme şekli ürünlerdi. Köylülerin ürünlerine bu yolla el koyan “tüccar-ağa”lar, bunları kendi belirledikleri fiatlarla çevre kasaba ve illere ihraç ediyorlardı. Bunlar deniz taşımacılığında da etkiliydi.
Bu yarı-feodal düzen, Erdemir’in yapımı ile dağıldı, kapitalist ilişkilerin egemen olduğu bir “çağdaş” düzene geçildi. “Tüccar-ağa”lık kurumu zaman içinde ortadan kalktı.
Bunun nedeni, tarım kesimindeki işgücünün sanayiie (Erdemir’e) kayması ile ürün çeşitliliğinin azalması ve işçileşen köylülerin tüccar-ağa’lara ihtiyaçlarının kalmamasıydı…
Kasaba, 1960’lı yılların ortalarından itibarın yeni bir sosyal düzene evrilmeye başladı. Yeni sosyal düzenin temel kuruluşu Erdemir’di. “Balıkçı kasabası” artık Türkiye’nin en önemli ağırsanayi merkezlerinden birisi haline gelmişti.
**
Biliyorum biraz uzattım. Yazının başlığına dönüyorum…
Ereğli hâlâ Batı Karadeniz’in önemli balık üretim merkezlerinden birisi. Mükemmel olmasa da iyice bir balıkçı barınağı var. Ereğli hala tüm Türkiye’ye balık ihraç eden bir ilçe…
Gelgelelim, balıkçılık artık, tıpkı sebze-meyve üretimi gibi, kentin gelir skalasında önemli bir yere sahip değil. Kent, Erdemir ile yan sanayiinin yarattığı katmadeğerlerle ayakta duruyor genelde…
Bunda, balık üretiminin düşmesinin de rolü var elbette. Artık, öteki denizlerimiz gibi, Karadeniz de bir balık cenneti değil…
Balıkçılıkta da fiyat mekanizması arz-talep yasasına bağlıdır. Ve fiyatlandırmalar da, günlük tür. Barınağa çok balık gelmişse bunun çoğu dışarıya satılır, bir kısmı görece düşük bir fiyatla iç piyasaya verilir. Balık azsa, fiyatlar tavan yapar…
Türkiye ekonomisindeki kötü gidiş balıkçılık sektörünü de vurdu. Maliyet yükselmeleri balık fiyatlarına olumsuz yansıyor. Artık balık çok da çıksa, taban fiyatlar, halkın alım gücünü zorlayacak kertede yüksek oluyor…
Şu sıralar palamut mevsimindeyiz. Palamut özellikle Marmaar ve Karadeniz’li bir balık. Halk arasında üç türü bilinir: Çingene palamutu, palamut ve torik. Oysa, boylarına göre çeşitli isimler alırlar: Vonoz (çingene palamutu), palamut, kestane palamutu, zindandelen, sivri, altıparmak ve peçuta gibi…Peçutaların boyu 90 santime kadar ulaşabilir.
**
Zehra ile son üç gündür öğle yemeğinden sonra “akşama palamut ızgarası yapalım” diye niyetleniyorduk.
İlk iki gün balık bulamadık. İç piyasaya bir miktar çingene palamutu verilmiş ve tanesi 35-50 liradan satılmış.
Üçüncü gün nihayet palamut bulabildik. Çingene palamutu değlidi, palamut da değildi, 40 santimlik kestane palamutuydu. Fiyatı da 80 liraydı. Fiyatlar gün gün palamutun boyuna ve piyasaya verilen miktarına göre değişiyor.
Marmara’da da palamut avlanır, ama palamutlar sadece Karadeniz de erişkin hale gelir. Marmara’da daha çok çingene palamutu vardır. Büyük kentlere erişkin palamutlar Akçakoca ve Ereğli’den gider. Karadeniz boyunca palamutun boyu büyür…
Balıkçılar mazottan tutun da kasa fiyatlarına kadar her şeyin zamlandığından, bu yüzden bu yıl ucuz balık yemenin mümkün olmayacağından yakınıyorlardı…
Tüm sektörlerde durum böyle değil mi zaten ?
Balıkçıların da, dargelirli halkın da umudu hamside şu sıralar. Ama öyle 5-10 liraya hamsi tava yapma dönemi kapandı AKP sayesinde !
Denizin kıyısında yaşıyoruz ama, balık da lüks haline geldi halkımız için !,,
ETİKETLER : Yazdır
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








