
MAFYA VE BİZİM MAFYA
01 Eylül 2022 15:16:40
Her şeyin bir kökeni olduğu gibi mafya’nın da (mafie) bir kökeni var:
Ortaçağın sonlarında İtalya’nın Sicilya adasında bir tür korucu ve anti-sömürgeci silahlı gruplar olarak doğdular.
Bir yandan Müslüman, Norman ve İspanyol istilacılara karşı vatanlarını savunurken öte yandan da topraklarında oturmayan büyük mülk sahiplerinin topraklarının ve ürünlerinin koruculuğunu üstlendiler. Buna karşılık olarak toprak sahiplerinden belirli bir ücret veya ürünlerden pay alıyorlardı.
Zaman içinde bunların bir kısmı, toprak sahiplerinin emrinden çıktılar. Bu kez toprakları korumak için mülk sahiplerinden yüksek miktarda haraç istemeye ve almaya başladılar.
İstilacılardan ve toprak sahiplerinden bıkan ada halkı, bunlara karşı başkaldıran silahlı gruplara (mafya) veya mafya’ya, ve onun kendisine özgü adalet sistemine sığındılar. Siyasi iktidarı ellerinde tutmuyorlardı ama, bir bakıma denetliyorlardı, çünkü arkalarında halk vardı.
Sicilya’nın batısındaki köylerde oturan mafya grupları/âileleri, 1900’lü yılların başlarında bir tür konfederasyon biçiminde bir araya geldiler ve bu şekilde kendi çevrelerindeki ekonomik etkinlikleri de denetlemeye başladılar.
Mafyanın iç işleyişinde adaleti devlette aramak yoktu. Adaleti kendileri sağlıyorlardı. Temel kural, âilelerin kendilerine karşı işlenen bir suçun öcünü alma hakkının daima saklı kalmasıydı.
Benito Mussolini’nin faşist yönetimi 1920’lerin başlarında mafyaya savaş açtı, bir çok mafya ailesi tutuklandı, uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldı.
İkinci Dünya Savaşından sonra ABD’nin İtalya’daki işgal yönetimi mafya üyelerini serbest bıraktı.
Bunun üzerine Sicilya’daki itibarlarını yitiren mafya aileleri Palarmo’ya yerleşti. Burada çeşitli sektörlere girdi; ayrıca şantaj, haraç, kaçakçılık ve rüşvet şebekelerini kurdular. 1970’lerin sonlarında ABD’den gönderilen ham eroinin işlenmesi ve taşınması işini üstlendiler. Mafya, bu şekilde, İtalya sınırlarını aşarak ABD’ye de yerleşti, zaman içinde tüm dünyaya yayıldı…
**
Bizde mafyatik örgütlenmelerin kökeni kabadayılığa dayanır.
Kabadayılar, yaşadıkları mahallenin ve semtin koruyucularıydı. Fakirlere yardım ederler, aileler arasındaki anlaşmazlıklarda hakem rolü üstlenirlerdi. İstanbul’un kabadayıları ünlüydü. (Burada bir parantez açacağım. Bu satırların yazarı, 1970’li yılların başlarında, Kartal Maltepe Cezaevinde devrin ünlü kabadayıları Dündar Kılıç ve Sultan Demircan ile koğuş yoldaşlığı yaptı…) Kabadayıların başlıca gelir kaynağı kumar ve zenginlerden alınan haraçlardı. İç işleyişlerinde kendi kuralları vardı.
Kabadayılık kurumu 1980’li yıllarından itibaren yerini, mafyatik örgütlenmelere bıraktı. Bunların bazıları, siyasi destek görürken, Doğu kesimindekiler etnik kökenli yeraltı örgütlerine dönüştü.
Sözlükler mafyanın temel özelliğini; “gizli ve hiyerarşik” olarak açıklar.
Bir de günümüz mafyasına bakın ! Neresi gizli bunların ?
Çoğu, “işadamı kimliğinde devletten ihale bağlıyor, arazilere, otellere çöküyor, uyuşturucu ticareti yapıyor, siyasilerle kol kola fotoğraflar çektiriyor, rüşvet ağları kuruyor, Reza olayında olduğu gibi siyasetçilere rüşvet verip “hayırsever işadamı” diye başüstünde tutuluyor…
**
Çivi çiviyi söker denilir. Aynı mahallenin çocuğu olan Sedat Peker, diyalektik bir değişimden geçti, bu kez eski mahallesinin kirli çamaşırlarını ortaya sermeye başladı…
Mafyanın temel özelliği gizlilik iken, bizim mafya onu da aştı. Alenen “iş” tutuyor artık !..
Hani sistem çürüdü-kokuştu filan diyorlar ya, işte budur o ! Siyasetin mafyatikleşmesi yahut !..
Şu son SPK’daki rüşvet iddiaları nasıl da çarpıcı bir örneğidir bunun !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








