
İMAM !
26 Temmuz 2022 15:01:27
“Sokaklar kasap dükkanı gibi. Et görmekten içimiz dışımıza çıktı” dedi imam…Bu imam, daha önce de hilâfet çağrısı yapmıştı.
Tepki görmüştü tabii, görüyor ve görmeli de. Yaklaşımı çağdışı, ifadesi çirkin ve banal…
Ama, sonuçta imam bu kardeşim ! Tersini söylese, imamlıktan çıkar ! İslamın sesi o ! Kadınların örtünmesi kur’an emri değil mi ?
Şu söylenebilir belki, imam bunları açık açık söylemek zorunda mıydı ?
İçinden söylese ne farkeder ki ! Alenen söylemesi daha iyi ! İmam en azından çapını ve derinliğini iyi bilemediğimiz radikal İslamcılığın devlet içinde de etkin bir yere sahip olduğunu öğretiyor bize.
Toplumun gazını almak için belki imam hakkında yüzeysel bir inceleme filan başlatılır, ama olay unutulduktan sonra belki de ödüllendirilir...
Türkiye’nin en dipteki sorunu bu işte ! Güzelim ülkemiz, lâisizm ile siyasal islam arasında sıkışmış durumda. Bu çelişkide şu an belirleyici olanın hangisi olduğunu da belli değil.
İktidar, önümüzdeki seçimde giderse, İslamcı olduğu için değil, Türkiye’yi, özellikle ekonomiyi kötü yönettiği için gidecek…
Dincilik ile lâiklik arasında sıkışmak, ortaçağ ile çağdaşlık, demokrasi ile otokrasi arasındaki sıkışmak anlamına da gelir.
Türkiye bunu aşamıyor. Bunun nedeni belli:
Cumhuriyet devriminin yarım kalması !
Cumhuriyet Devrimi milli ve demokratik bir devrimdi. Demokrasi, toplumsal sistem olarak feodalizmin, ideolojisi ve değerler sistemi ile reddiydi.
Devrimin yarım kalması, aynı zamanda, demokratik devrimin de yarım kalmasına neden oldu. Güzelim ülkemiz, 1950’lerden bu yana, ortaçağ gericiliği ile çağdaşlık arasında kolan vuruyor…
İktidarda 20 yıldır muhafazakarların oturuyor olması, cumhuriyet devriminin ideolojisi ile kıymetler sisteminin topluma iyice oturmadığını gösteriyor.
Bu, eğitimden kılık kıyafete kadar her alanda sırıtıyor zaten.
Yeri geldi şunun altını çizmem gerekiyor:
Dindarlık ya da Müslümanlık ile İslamcılık aynı şey değildir. Bir dindar seçimde gidip oyunu lâik bir partiye verebilir. Ama, İslamcı için bu sözkonusu değildir. İslamcı ya da daha tam bir ifadeyle siyasi islamcı bunu yapmaz. O, anti-lâiktir çünkü. Devletin islâmi esaslara göre yönetilmesini isteyen kişidir.
İmama dönüyorum…
İktidarda anti-lâik bir parti varken, devlet kuruluşu olan Diyanet’e bağlı bir imamın kadınlara yönelik “et” metaforunu şaşırtıcı/olağandışı bir olaymış gibi karşılamak yanlış olur. İmam sonuçta siyaset yapıyor.
Özellikle din görevlilerinden gelen bu tür itici yaklaşım ve metaforlar, Türkiye’nin temel sorununa atıfta bulunuyor aslında. Sorun derinlerde…
Yarın AKP iktidardan giderse, onunla birlikte siyasal islam yok olmayacaktır. İktidardan gerçek anlamıyla “gitmiş” de olmayacaktır.
6’lar masasında, muhafazakarların üç sandalyeye sahip olduklarını unutmamak gerekiyor.
Demokrasi, sadece parlamentodan ibaret bir sistem değildir; bir değerler sistemidir. Ve lâiklik o sistemin temel direğidir. Tarikatların/cemaatlerin varlığını olağan karşılayan birbakışı açısı demokrat bir bakış açısı olamaz !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








