
FESTİVAL YASAKLARI…
22 Temmuz 2022 14:10:20
Festivallere de el attılar. Şu sıralar Anadolunun bazı yerlerinde özellikle muhalif belediyelerin düzenlediği festivaller suyuna tirit argümanlarla yasaklanıyor. Yasak kararlarında genelde “kamu güvenliği” gerekçe olarak gösteriliyor. Tabii bu işin kılıfı. Genelde belediye yönetimleri ile festivale katılan sanatçıların siyasi duruşu yasak kararı alınmasında belirleyici olurken; kimi yerde sanatçıların kılık-kıyafetleri bile yasağın gerekçesi olabiliyor. Fanatik muhafazakar gruplar veya iktidarın yerel örgütleri baskı yapıyor bürokratlar baskıya dayanamayıp yasak kararı alıyor !..
Son yasak haberi Tunceli’den geldi. Munzur Kültür ve Doğa Festivali yasaklanmış.
Biliyor olmalısınız, Tunceli belediyesi Türkiye Komünist Partisi’nin yönetiminde. Başkanı da geçen dönem Tunceli’nin Ovacık ilçesinde belediye başkanlığı yapan alevi-komünist Mehmet Maçoğlu. Bu kadarı yetmiş anlaşılan !
Kimi muhalif belediyeler, festivallerinin yasaklanmaması için a-politik programlar düzenleyip oportünizm örnekleri verirken, kimileri direniyor. Direnenlerin festivalleri genelde yasaklanıyor.
Bu noktada bürokratların görev anlayışları da bir anlamda teste giriyor. Kimisi, iktidarın değil devletin memuru olarak siyasi baskılara direniyor, ama çoğunluğu boyun eğiyor…İktidara direnenler bürokratların başlarına neler geldiğini biliyoruz !
Festival yasakları, festivale katılan ve sanatçıların cezalandırılması anlamına da geliyor. Sanatçıların ekmek paraları ile oynanıyor. Kimi net duruşlu sanatçıların özel organizasyonları bile iptal edilerek halkla buluşması engelleniyor, ekonomik anlamda cezalandırılıyor…
Belki tuhaf bulacaksınız ama, ben bütün bunları şaşırtıcı bulmuyorum. Bakın niçin:
Sınıflarüstü siyaset de olmaz sanat da ! Çünkü sanat da, tıpkı siyaset gibi, bir üstyapı kurumudur ve genelde topluma egemen olan sistem tarafından belirlenir.
En gelişmiş demokrasilere sahip ülkelerde bile durum böyledir.
Ancak…
Karşıtlıklar bilimi ya da diyalektik burada da işler; düzenin yarattığı egemen sanat anlayışı, kendi zıddını da doğurur.
Muhalif sanat ve sanatçılar, egemenlerin karşı kutbunda yer alarak sınıfsal konumlarını belirler.
Gelişmiş demokratik topluluklarda muhalif sanata ve sanatçılara karşı daha toleranslı yaklaşılır gerçi; ama sonuçta, onların, bir muhalif enstrüman olarak toplumu etkilemeleri “liberal/demokratik” önlemlerle engellenir.
Sanatçılar genelde muhaliftir. Çünkü sanat kitlelerle yapılan bir şey, daha doğrusu kitleler için yapılan bir şey. Kitlelerin nabzını tutamayan bir sanatçının geleceği olmaz.
Doğa da muhaliftir. Çünkü kurulu düzen sadece insanları değil doğayı da sömürür. En iyi doğa ressamları doğanın başkaldırışını/direncini yakalayan ressamlar arasından çıkar. Vincent Van Gogh gibi…Ustanın ayçiçeği tarlalarını getirin gözünüzün önüne…
Dahası sanat ve sanatçılar, düzen de değişse, sömürünün tümüyle ortadan kalktığı, toplumsal eşitliğin tümüyle sağlandığı bir düzene kavuşuncaya kadar muhalif kalacaktır. Günümüzün muhalif sanatçıları için de geçerlidir bu. Yarın iktidara muhalefet gelse, muhalif sanatçı ve yazarlar muhalif konumlarını yine koruyacaklardır. Muhalif sanatçı ve yazarlar, muhalefetin sanatçıları ve yazarları değildir. Bağımsızdırlar. Onlar ülkenin ve halkın çıkarlarının yanındadırlar daima. İktidara kim gelirse gelsin !
**
İktidarın muhalif belediyelerin festivallerini yasaklaması, sanatçıları senden-benden diye ikiye bölmesi, kendinden olmayanların ekmek parası ile oynaması, kimi zaman içeriye atması, tamam kabül edilemez şeylerdir, ama şaşırtıcı da değildir bence !
Eğer günümüz Türkiyesinde bu konuda da ipin ucu kaçtıysa, bunu, mevcut yönetimin dini referans alan otoriter yönetim anlayışı ile izah etmek kaçınılmaz olur.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








