
KURBAN KESMEK BİR İMTİYAZDIR !
07 Temmuz 2022 15:05:42
Kurban bayramı geldi…
Her yıl olduğu gibi bu yıl da kurban kesme ritüeli, kesilen kurbanların yanısıra onları kesen acemi kasapların da kanlarının akmasına neden olacak. Kurban eti ve derisi çekişmesi bu yıl da yaşanacak… Deniz kıyılarında, parklarda, hatta yok kenarlarında kesilen kurbanların yarattığı çevrekirliliği bu yıl da yaşanacak; Batı basınında Türkiye’nin imajına fiske vuran haberlere konu olacak. İstanbul kıyıları kan gölüne dönecek; millerce öteden kan kokusu alan köpekbalıkları Boğaz’da bu bayramda da görünecek…
Bu yazıyı bayramdan önce yazmamın nedeni bu gibi olayları önlemeye katkı filan değil. Bizi kim okur kim dinler ! !Yazının amacı, kurban kesimi olayının sosyal ve dinsel yanlarına bir göz atmak , hepsi bu ! Çünkü konu güncel.
**
Kurban bayramı, adı üzerinde, tanrıya kurban sunma ritüelinin odağında varolan özel dinsel bir gün.
Bir tanrıya veya doğaüstü güce kurban sunma ritüeli tüm dinlerde var. Kökeni kabile toplumlarına kadar uzanıyor. Afrika kabilelerinde doğaüstü güce, örneğin bir toteme insan da kurban ediliyordu. Kabileler arası savaşlarda ele geçirilen esirler, zaferi kendilerine sunan toteme başları kesilerek sunuluyordu…Güçten düşen kralların, tarımsal verimin onunla birlikte gücünü yitirmemesi için kurban edildiği toplumlar da vardı.
Kurban kesmenin temelinde, canın canla beslenmesi düşüncesi var. Kurban kesen, tanrıya bir can vererek kendi canını kutluyor bir anlamda…
İslamda kurban kesme ritüeli, islamın doğuşuyla özdeş değil. Hicretin ikinci yılında (623) başladı. İslamda kurban kesmenin anlamı tanrıya yaklaşmaktır.
Bu noktada sosyal bir ayrım ortaya çıkar. Çünkü, islamda herkes kurban kesemez. Koşulları vardır. Koşullar şunlardır: Müslüman, özgür ve zengin olmak; ayrıca seferi olmamak…
Yani tanrıya yakınlaşma imtiyazı zenginlere özgü kılınmıştır. Zenginliğin ölçüsü ise 96 gram altına veya 640 gram gümüşe sahip olmaktır. Bugünkü rayiçle, 85 bin liraya !
Türk-İş’in yoksulluk sınırını aylık gelir olarak 21 bin lira olarak saptadığını öne alırsak, 85 bin liraya sahip birisini “zengin” saymak olası değildir. 100 bin liraya satılan öküzler var bugün… 96 gram altın ölçüsünün “zenginlik” kabül edilmesi, kavramın 1400 yıl önce içerdiği anlamı gösterir.
İslam bunu da düşünmüş. Hisseli kurban kesimini öngörmüş. Ancak, hisseli kurban kesimi sadece sığır ve deve cinsi hayvanlar için. Davar cinsi hayvanları ancak bir kişi kurban edebiliyor. Deve ve sığır için ortaklık sayısı yedi kişi.
Zengin olmayanların kurban kesmesi “nafile”! Ayrıca yaşlı, hastalıklı hayvanlar kurban edilemiyor. Devenin beş, sığırın iki ve davarın bir yaşından fazla olmaması gerekiyor.
Günümüz pratiğinde bunların bir önemi kalmadı. Kimse davarın, sığırın ve devenin yaşına başına bakmadığı gibi, hisseli kurban kesiminde sayı sınırı da aşılabiliyor. Örneğin üç kişinin bir koyunu kurban ettiği çok görünen olaylardan…
Böylece zenginlik kavramı da anlamını yitiriyor. Vekaleten kurban kesme olayı zaten kurban kesiminin kurallarının da vekile aktarılması anlamına geliyor.
Şöyle bir şey de var islamda:
Kurban kesme imtiyazı zenginlere veriliyor; ama, ailesi kalabalık ve “muhtaç” durumdaki kişiler kurban etinin tümünü alıkoyabiliyor. Bunun dışında kurban etinin üçte birinin “hâne”ye, üçte birinin akrabalara, üçte birinin de yoksullara dağıtılması gelenek…
Kefaret ve adak kurbanların ise tümünün yoksullara dağıtılması gerekiyor.
Kurbanın barsak ve derisi sadaka olarak dağıtılıyor…
Oraya geliyorum….
Kurban derisi, benim çocukluğumda, Türk Hava Kurumu’na verilirdi. Laisizmin ışıl ışıl parladığı bir dönemdi o dönem… Sonra Amerikancı ve din sömürücüsü Menderes geldi iktidara. Lâiklik tavsadı. Tarikatların cemaatlerin önü açıldı, Özal ve Erdoğan dönemlerinde bunlar yeniden kurumlaştı. Kurban derilerini toplama imtiyazı da bunların eline geçit. Yani, gerçekte sadaka olan kurban derileri, holding sahibi tarikatların önemli bir gelir kaynağı haline geldi. Bu hâlâ böyle…
Öte yandan iş pratikleşti, çağın koşullarına uydu. Kurban kesmek, dağıtmak gibi işler vekâletle yapılmaya başlandı. Kurban ritüeline girdi.
Bugün isteyenler, kurban için ayırdıkları parayı, sosyal yardım kuruluşlarına, vakıflara filan verebiliyorlar artık.
Benim bu yıl da fovarim, LÖSEV, Darüşşafaka, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi kuruluşlar…
Çünkü onlar yobaz üretmiyor, çağdaş insan yetiştiriyorlar, yoksul ve hasta çocuklara elini uzatıyor…
Kurban için ayırdığınız parayı örneğin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlarsanız, tanrıyı bilemem ama, bilime bir merhaba demenin fırsatı olur.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








