
EREĞLİ’NİN KURTULUŞU
18 Haziran 2022 01:51:59
Kdz.Ereğli’ye 1967 yılında geldim.
Kent, her alanda, karmakarışıktı. Sosyo-kültürel karmaşa zaten Erdemir’in yapımı sürecinde başlamıştı. Geleneksel (yarı-feodal) ilişkilerin egemen olduğu kendi içine kapalı sahil kasabası, nüfusunun birbuçuk katı iç-göç almıştı. Ereğli’nin nüfusu 1960 öncesi 8 bindi. Erdemir’in yapımında ise 11 işçi çalışmıştı. Bu büyük göç dalgası kenti her bakımdan altüst etmişti. Kiralık konut yoktu, otel yoktu, yeme-içme yerleri ha var ha yoktu. Sosyal alanlar iç-göçü taşıyamayacak kadar dardı...
Erdemir’in yapımı ile geleneksel ilişkiler inanılmaz bir hızla çözülmeye, onun yerini yeni sosyal münasebetler almaya başlamıştı. Yeni gelişen toplumsal düzenin (kapitalizmin) odağında Erdemir vardı. Erdemir, sahil kasabasını inanılmaz bir hızla değiştiriyordu. Yerli halk şaşkındı. Sosyal ve ekonomik yaşamın egemenleri olan “tüccar-ağalar” daha da şaşkındı. Kent ellerinden kayıyordu…
Benim Ereğli’ye geldiğim yıl, 1961’de Erdemir yapımı ile başlayan sosyal ve kültürel karmaşa, tam anlamıyla durgunlaşıp yerli yerine oturmamıştı henüz; ama, yeni gelişen sosyal düzen her alanda egemen olmaya başlamıştı.
Ereğlililer, yeni gelişen düzene çabuk uyum sağlamış; örneğin hemen her ailenin bir bireyi Erdemir’de işbaşı yapmıştı. Kent, “yabancı”larla dolmuştu gerçi; ama, yerli halkın yaşam düzeyi de yükselmeye, alışkanlıkları değişmeye başlamıştı…
Benim Ereğli’ye geldiğim yıl, kentin en hareketli sosyal kesimi işçilerdi. Erdemir, yeni bir işyeriydi. 4 bini aşkın kadrolu işçisi vardı. İşyerinde sendikal hareket yeni yeni vücut buluyordu. Sendikal ve sosyal hareketliliğin merkeziydi de Erdemir. (Sendikal ve sosyal alandaki o kaotik süreci 1990’lı yıllarda yazdığım bir kitapta anlatmıştım.)
Zaten Türkiye de hem ekonomik ve hem de sosyo-politik açıdan kaotik bir süreç içindeydi. ‘68’lilerin devrimci hareketleri, Türkiye’nin özellikle sanayi bölgelerinde izdüşümlerini bulmaya başlamıştı. Ereğli de bunların içindeydi. O dönemin ‘68’ li önderlerinden Doğu Perinçek ve Mahir Çayan’ın komşu kapısı olmuştu Ereğli.
İki kutuplu (CHP-AP) yerel siyaset de çok hareketliydi.
Bu arada, kökü ta 1880’li yıllara uzanan “yerli-yabancı” ayrımcılığı yoğun iç-göçle iyice keskinleşmişti. Örneğin Ereğli doğumlular için sadece Doğu ve Güneydoğu ile Doğu Karadeniz’den kente gelenler “yabancı” değildi; onların yanısıra Zonguldak’lılar ile Alaplı’lılar da “yabancı”ydı artık !..
Ereğli’de tek günlük gazete vardı. Rahmetli Bedri Erel ağbimizin Şirin Ereğli’si ! Şirin Ereğli’nin sahipliğini Bedri Erel’in babası Hasan Tahsin Erel yapıyordu. Yazıişleri müdürü ise Bedri ağbinin ilk eşi rahmetli Süheyla Erel’di. Ben de orada çalışıyordum. Şirin Ereğli, 1957’de yayın yaşamına başlamıştı ve resmi ilan alıyordu…
Derken, Ereğli’nin CHP’li yerlileri, Ereğli Memleket isminde bir günlük gazete çıkarttılar Gazetenin sahibi eczacı Gökhan Duran’dı. O tarihlerde Ereğli’de avukatlık yapan Kemal Anadol ile eski bir Şirin Ereğli çalışanı olan A. Turan Kayalı, gazetenin çekirdek kadrosunu oluşturuyordu. Gazetenin en büyük destekçisi, Ruhi Cöbekoğlu’ydu…
Siyasal bakımdan da çok hareketli günler yaşıyordu Ereğli.
Bu arada yerlicilik de zirve yapmıştı.
Ereğli’de kurtuluş kutlamaları yapılmıyordu o yıllarda. Hatta, Ereğli’nin 8-18 Haziran arasında kısa süreli bir Fransız işgali yaşadığını bilen bile yoktu.
E-Memleket gazetesi, “Ereğli’nin Kurtuluş Günü yok mu?” ana temalı bir kampanya başlattı. Zonguldak’ta kurtuluş kutlamaları yapılıyordu, peki niçin Ereğli’de yapılmıyordu ?
Yetkili makamlar kampanyaya tepki gösterdiler. Ereğli işgale filan uğramamıştı. Ancak, CHP’liler yılmadı. Harp Tarihi Enstitüsü’nden üç satırlık bir belge çıkarttılar. Evet Ereğli 8-18 Haziran atasında kısmi bir işgal görmüştü.
Sonrası geldi, o dönemi yaşayan yaşlılar bulundu, onların ağzından kurtuluş öyküsü yazıldı, araya akademisyenler de girdi ve bugünkü işgal ve kurtuluş öyküsü son şeklini aldı.
Politik nedenlerle tutuklanıp cezaevine girdiğim 1970 başında hâlâ kurtuluş kutlaması yoktu ama, ne zaman başladı bilmiyorum.
İşgal-kurtuluş olayında iki şeye hep dikkati çektim:
1) Osmanlı ordusu, stratejik önemi olan Ereğli’yi niçin terkedip iç kesimlere çekilmişti ?
2) Fransızlar, Zonguldak’ı 8 Mart 1919’da işgal ettikleri halde, Ereğli’ye asker çıkartmak için niçin 1920 yılının 8 Haziran’ını beklemişlerdi ?
Fransızların 8 Haziran’da Çeştepe’ye asker çıkarttıkları sırada Ereğli’de, Nimet Hoca’nın deyimiyle, top yoktu, tüfek yoktu. Askerler Kastamonu havalisine çekilmişlerdi. Kentte, gençler silah altında olduğu için sadece kadınlar, yaşlılar, sakatlar ve çocuklar vardı. Osmanlı ordusu niçin bırakıp gitmişti oraları ?
Bu sorunun yanıtı hâlâ sorgulanmış ve verilmiş değil.
Fransızların çok da gerekli değilken Ereğli’yi işgal etmelerinin nedeni ise, Düzce-Bolu’daki çerkes isyanının Akçakoca üzerinden Ereğli’ye ulaşması olasılığıydı. Anlaşılan Fransızlar kasabada silahlı karışıklık istemiyorlardı.
Bugün (18 Haziran) kutladığımız Ereğli’nin Kurtuluş Günü’nün kısa öyküsü böyle…
Öyküyü günyüzüne çıkartan dostların artık aramızda olmayanlarını sevgiyle anıyor, hayattakileri kutluyorum.
Umarım işgal ve kurtuluş olaylarının yukarıda açtığım sorularını da birileri araştırır bir gün…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








