
GELENEK Mİ YENİLİK Mİ ?
15 Subat 2022 22:06:33
Bizim kuşağın kalem adamlarının çoğu artık ! Yazılarını bilgisayarda yazıyor.
Ben hâlâ daktiloda yazıyorum.
Daktilo, nostaljik bir makine artık! Ama vazgeçemediğim bir tutku benim için. Fiziksel yararı da var diye teselli ediyorum bazen kendimi: Daktiloda çalışmak ileri yaştakiler için güç isteyen bir iş. İki saatlik bir çalışma sırasında binlerce kez tuşlara vuruyorsunuz. Şaryoyu başa almak için yüzlerce kez sol elinizi kullanıyorsunuz. Ara düzeltmeler için kağıdı şaryodan çıkartıp yeniden takmak da fizik güç isteyen bir iş, onlarca kez oluyor bu…Orası öyle de teknolojiye ayak uyduramamanın gizli utancı yine de rahatsız ediyor beni sık sık…
Çok az yazar tarafından kullanıldığı için, bir tür “ayrıcalık” haline geldi daktilo kullanmak. Pipo gibi bir şey oldu.
Bundandır, piyasada daktilo bulmak da zorlaşmaya başladı, daktilo onarımcısı da…Örneğin bizim buralarda onarımcı yok. Benim emektar Erika’m bozulunca İstanbul’daki bir onarımcıya gönderiyorum.
Son zamanlarda daktilo şeridi de bulunmaz oldu. Kırtasiyeciler artık şerit satmıyor, internetten bulabiliyoruz. Yakın zaman öncesine kadar tek renk şeritler 22 liraydı, şimdi 44’e çıktı. Kaliteli çift renk şeritler 80 lira civarında…Ekonomik kriz daktilo şeridini de sahaflarda satılan “nadide” kitaplara dönüştürdü…
Bu köşeyi sürekli izleyenler bilirler: Ben, basında da, teknolojik devriminden, bunun getirdiği dijital gazetecilikten yana birisiyimdir. Bunu sık sık yazıyorum da. Buna karşılık yazılarımı bilgisayarda değil daktiloda yazmam beni bana karşı çıkartıyor her gün. mazeretim var ama:
Yaşam çelişkilerle doludur…
**
Mürettiphane görmüş kuşaktan bir gazete yazarıyım. Yazıların elle dizildiği; mürettiplerin kasaların kutucuklarından kurşun harfleri elle tek tek alıp kumpasa yerleştirdiği, satır aralarına alterlin “attığı” bir basın teknolojiisinden geliyorum.
Bizim kuşak için matbaa kokusu, daha ayrıntılı söylemek gerekirse kağıt, mürekkep , yağ ve komple makine kokusu daktilodan sonra (belki de önce) gelen bir tiryakilikti.
Örneğin sevgili Bedri (Erel) ağbimiz ölümüne dek her gün artık küçük oğlu Şafak’ın çıkarttığı Şirin Ereğli’nin matbaasına uğramadan edemezdi. Yeni Ufuk’un Ofisi asansörlü binadayken her gün beni de ziyaret eder şundan bundan kaynatırdık…
**
Basılı gazetelerin hızla işlevini yitirmesi, tirajlarının düşmesi, haberleşmenin ağırlığının bilgisayar/internet teknolojisine dayalı gazetelere kayması beni hem üzüyor hem de sevindiriyor.
Bizim kuşak için gazetecilik, kağıtla, mürekkeple, daktilo ile teleksle, vb, güzeldir. Neyleyeyim ki zaman içinde zaten göreceli bir kavram olan güzellik kavramının da içeriği değişti/değişiyor…
Haber akışının dijital gazeteler aracılığı ile dakikalara indiği günümüzde “güncel” haberleri 24 saat sonra okurlarına ulaştırabilen geleneksel /kağıt gazeteler, benim daktiloma dönecek ! Döndü bile…
Bunu onlar da görüyor. Bugün hemen tüm geleneksel gazetelerin aynı zamanda internet siteleri var. İnternet siteleri , geleneksel gazetelerin dijital versiyonu gibi; ama aslında basılı gazeteler, dijitallerinin versiyonuna dönüştü. Çünkü internette dakikası dakikasına verdiği haberleri kağıt versiyorunda 24 saat sonra verebiliyor. Bu durumda kim kimin alternatifi oluyor ?!
**
Ama ben hâlâ her gün bayiden sevdiğim gazeteleri alıyorum. TV ve internet gazetelerinin çoktan verdiği haberleri bu kez kağıt üzerinde okumak hoşuma gidiyor.
Gelgelelim, galiba giderek, bizim daktilonun şeridi gibi basılı gazete bulmak da zorlaşacak, gibi.
Geçen Pazar günü (apartman görevlisi izinli olduğu için) okuduğumuz gazeteleri her Pazar günü olduğu gibi Zehra değil, birlikte aldık. İlkten sık sık gazete aldığımız tekel bayiine gittik. Artık gazete satmadığını söyledi bize. Her gazeteden 30 tane geliyormuş, 28’i iade oluyormuş. Dedi ki:
Herkes haberleri telefonda okuyor artık. TV var, dijital gazeteler var ayrıca… Telefonunda gazete okuyan adam niçin bir ekmek parası verip gazete alsın ? Üstelik şu yoklukta…
Gelenekselliğin yenilikler karşısındaki yenilgisidir bu. Ya eskide ayak direyeceksiniz ya da değişime ayak uydurup yeniliklerle kucaklaşacaksınız…
Yazılarını hâlâ daktiloda yazan birisi bunları söylüyorsa, ona kulak verilmeli diye düşünüyorum…
Basında da muhafazakarlık ile devrimciliğin karşı karşıya geldiği koşullar içindeyiz.
Ben devrimden yanayım.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








