
SEÇİMİ BEKLEYELİM…
04 Subat 2022 16:22:04
Ekonomik krizler kapitalizmin doğasında var. Dalgalar halinde gelip gidiyor. Dalga aralığı ortalama 10 yıl. Temel nedeni üretim-tüketim sapması. Başka ülkeleri sömüren ülkelerde daha az sarsıcı oluyor. Sömürülen ülkelerde daha çok. Sömürülen bir ülke üstelik kötü yönetiliyorsa, krizler halkı perişan ediyor…
Türkiye bu halde. İktidar ekonomiyi ağzına yüzene bulaştırdı, sonucunu halk çekiyor. AKP 2002’te yüzde 29’la almıştı enflasyonu 20 yılda 48’e çıkarttı ! O 48 de TÜİK’in 48’! Kuaförden çıkma…Suçu dış güçlere ve. “Bay Kemal”e atıyorlar !..
Halk haliyle gergin ve kıpır kıpır. Şurada burada kendiliğinden gelme protestolar görülüyor. Bunlar, daha çok, ekonomik karakterli lokal eylemler.
Ama bazıları da siyasi karakterde iradeci eylemler. Bir başka ifadeyle demokratik eylemler. Ekonomik karakterli eylemler de bir anlamda demokratik, ama eylemin hedefi bakımından değil, hak edilmişliği bakımından…
Ekonomik karakterli protestolar, demokratik bilinç ışımasının ilk adımı. Küçük protestocu, hareket içinde şunu görüyor: Çözülmesini istediği sorun, sadece kendisinin sorunu değil, tüm halkın sorunu. Bu bilinç ışıması onu siyasal karakterli eylemlere itiyor. Yasaların değişmesini istemek gibi, iktidarın değişmesini istemek gibi… Hatta, zaman içinde, toplumsal sistemin değişmesini istemek gibi radikal bir boyutlanmaya da, uğrayabiliyor.
İktidarlar doğaları gereği halkın sokağa çıkmasını istemiyor. Sokağa çıkanlara karşı sert önlemlere başvuruyor. Olasılığı… Bunun nedeni, küçük protestoların domino etkisi yaratması, ülkede kaotik bir ortamın doğması…Muhalefetler ise sokağı arkasına alma eğilimi içinde oluyor genelde…
Uzak ve yakın tarihimizde bunun sayısız somut örneklerini gördük/yaşadık…
**
Ancak günümüz Türkiyesinde tam tersi bir durum var. Muhalefet halkın sokağa çıkmasını istemiyor. Sokak eylemlerinin yaratacağı kaotik ortamın iktidarın işine geleceğini düşünüyor.
Bu köşeyi sürekli izleyenler bilir. Ben de öyle düşünüyorum, ama daha çaplı şekilde. Gerekçem; provokatif müdahalelere açık sosyal patlamaların iktidarın işine geldiği düşüncesiyle sınırlı değil, Türkiye’nin işine gelmediği/gelmeyeceği düşüncesine dayalı…
Çünkü…
Güzelim ülkemiz dışarda olsun içerde olsun son çeyrekyüzyılın en kırılgan dönemini yaşıyor. Ama, Türkiye herşeye rağmen, bölgedeki en caydırıcı ve istikrarlı güç halen de . Bunu ordumuza borçluyuz. Bu, dış politikamızın dört dörtlük olduğu anlamına gelmiyor elbette; ama ülkemizin buna rağmen bölgemizdeki en caydırıcı güç niteliğini koruduğu anlamına geliyor.
İçerde oluşacak kaotik bir tablo, buna zarar verebilir.
İkincisi, Türkiye seçime gidiyor. Seçim arefesinde başıbozuk, öndersiz sokak eylemleri, hem seçim sürecinde aksamalara yolaçabilir, hem de mevcut siyasal dengeleri kısmen de olsa değiştirebilir.
Tamam, demokratik eylemler ülkenin güzelliğidir; ama, zamanının iyi ayarlanması koşuluyla…Şu an zamanı değil.
Halk kitleleri de bunu anlamış gibi. Spontane küçük protestolar bile genelde tekil karakterde…
Şöyle bir kaygı da var halk arasında:
İktidar yandaşları halkı sokağa dökecek provokatif eylemler koyabilir mi ?
Herşey mümkündür, ama o da olmamalı diyorum…
Güzelim ülkemiz şu sıralar ne ekonomik, ne sosyal ve ne de siyasi bakımdan hiç bir şeyi kaldıracak durumda değil.
Üstün bir sabırla seçimi beklemek gerekiyor…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








