
GÜL GİTTİ, SOYLU KALDI
29 Ocak 2022 21:23:40
Adalet Bakanı ile TÜİK Başkanı S.Erdal Dinçer gitti.
Normal…
Tek Adam rejiminde hiçbir bürokrat, özel izin olmaksızın, kamuoyuna açıklamalar yapamaz. Hele hele, “yanlışlar da yapmış olabiliriz, ama kasıt yok” şeklinde özeleştiri yapamaz. “Ben 84 milyonun sorumluluğunu taşıyorum” sözleriyle Sarayı bir kenara itemez.
TÜİK Başkanının açıklaması, söyledikleri bir yana, rejimin ruhuna aykırıydı. Bu yüzden bile bile gitti diyebiliriz.
Cesur adammış mı diyelim, yoksa bürokratik kaygıları, ağır baskılar karşısında savunma refleksine yenik düşen bir bürokrattı mı diyelim ?
Yorum yok.
Adalet Bakanı da kendisine yanlış rakip seçtiği için gitti: Bir aralar kabinenin en zayıf halkası olarak nitelendirilirken Bahçeli’nin ısrarla arkasında durmasıyla gerek AKP’de gerekse devlette nerdeyse “ikinci adam”lığa terfi eden Soylu ile çekişmesi Gül’ün sonu oldu.
Gül’ün Nakşilerin HakYol kolu ile ilişkisi olduğu iddialarının gidişinde rol oynayıp oynamadığı şu an soru işareti sadece…
Ancak, Gül’ün yerine gelen ve daha önce iki kez Adalet Bakanlığı yapan Bozdoğan’ın geçmişte Fethullah destekçisi iken 24-25 Aralık’tan sonra Adalet Bakanlığından FETÖ’cüleri tasfiye eden bir isim olması atamaya farklı bir anlam katıyor. Bozdoğan, Adalet Bakanlığının tarikatların cirit attığı bir bakanlık haline geldiği şeklindeki iddiaların takipçisi mi olacak, yoksa ?..
Belli değil. Ama, böyle bir olasılık akla uzak da değil. Çeşitli tarikat ve cemaatlerin FETÖ’nün devlet içinde yarattığı boşluğa sızma girişimi içinde olduğu iddiaları bilinmeyen bir şey değil.
Daha önce de yazmıştım:
Bahçeli/MHP, Erdoğan’ın politik manevra alanını daraltıyor, bu da Cumhur İttifakı’nın yalnızlaşmasında önemli rol oynuyor.
Örneğin Bahçeli’nin ısrarı olmasaydı, Erdoğan, Soylu’yu çok daha önceden görevden alabilirdi. Böyle bir şey olsaydı, bugünkü Soylu-Gül çekişmesi de olmaz, birbuçuk ay içinde ikinci bakan da görevden alınmazdı. Kabinede yeni bir sıkıntı doğmazdı…Tarikat-cemaat çekişmelerinin bir yenisine yolaçmazdı…
Bahçeli’nin HDP’nın kapatılmasında ısrar etmesi de, Erdoğan’ın Kürt kozunu rahatça oynamasını engelliyor. Demirtaş ile Öcalan’ı birbirine düşürme gibi başarı yüzdesi düşük yollara başvurmasına yolaçıyor. Bahçeli’nin baskısı olmasa farklı yollar denerdi sanıyorum…
Kürt oylarını bölme taktiği İstanbul seçiminde denenmiş ve geriye tepmişti. Öcalan’ın mektup yazarak Kürt seçmenden Millet İttifakı’na destek olunmamasını istemesi fiyaskoyla sonuçlanmış, Kürt oyları İmamoğlu’na akmıştı. İmamoğlu’nun desteklenmesi politikasının arka plânında Demirtaş vardı…
Demirtaş bugün de Erdoğan’a açıkça meydan okuyor ve “Seni Cumhurbaşkanı seçtirmeyeceğiz” diye sesleniyor.
Öcalan’ın çoktandır konu mankeni haline geldiği cümleâlemin malûmu iken bu ısrar niye peki ? Çaresizlikten mi ?
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








