
N’OLACAK BU GS'NİN HALİ?
22 Ocak 2022 18:15:15
Ben GS taraftarıyımdır. Tüm GS taraftarları gibi futbol takımımızın kronikleşme eğrisi içine giren başarısızlığı beni de üzüyor. Ayrıca, takımın niçin bu hale geldiği sorusu kafamı kurcalıyor…
Futbol takımları transferlerle her yıl yenilenir. Bundan amaç, daha başarılı bir takım yaratmaktır. Takımın bir önceki sezondaki aksayan yerlerine yeni oyuncular alınır; alınan yeni oyuncuların bazılarından verim alınamazsa, uygun zamanda değiştirilir. Futbol takımları da sporun öteki kolektif branşlarında olduğu gibi, sürekli olarak kendisini yeniler. Bu kesintisiz bir süreçtir.Takımın kendisini yenileme sürecine kulüp yönetimi ile teknik ekip yönetir.
GS’nin Burak Elmas’ın başkanlığını yaptığı yeni yönetimi ile takımın “efsane” teknik direktörü Fatih Terim, bu sezon, klasik yenileme yöntemini aşarak takımı büyük ölçüde gençleştirme yolunu tutan bir operasyona giriştiler. Önemli bir para harcayarak yaş ortalaması 22 civarında epeyce oyuncu aldılar. Takımda yaşı 30'un üzerinde sadece bir-iki oyuncu kaldı.
Gençleştirme operasyonu avrupa kupası'nda başarılı oldu, takım, grup lideri olarak son 16'ya kaldı.
Ancak aynı başarı içerde, süper lig'de gösterilemedi. Koskoca GS, düşme hattının 4 puan üstünde 13. sırada şu an!
Aynı soruya geldik:
Niçin?
Gençleştirme operasyonunu, takımın avrupa'daki başarılı sonuçlarına bakarak “ devrim” şeklinde açıklayanlar oldu. Ama bence maceraydı. Çünkü büyük ölçüde gençleştirilen takımların en büyük sorunu olarak karşınıza genelde istikrar sorunu çıkar. Genç oyuncuların ağır bastığı bir takımda istikrar sağlamak zordur. Bunun nedeni de genç oyuncuların deneyimsizliği ile onunla ilgili olarak psikolojik iniş çıkışlar yaşamalarıdır. Buna bir de, alınan genç oyuncuların özellikle teknik kapasitelerinin yetersizliği eklenirse ortaya günümüzün GS tablosu çıkar!
GS'nin başarısızlığında takımı çekip çeviren Muslera gibi oyuncuların bu sezon çok fazla sakatlık yaşamaları ile Babel gibi bazılarının formsuzluğu, takım içinde deneyim- deneyimsiz dengesinin kurulmasın da önledi.
Şunu söylemek yanlış olmaz:
GS'nin oyuncu kadrosu, Süper Lig'de ortalara oynayan takımların kadrolarından çok farklı değil.
Bu takım daha iyi sonuçlar alabilirdi belki, ama şampiyonluğa oynaması, tıpkı avrupa kupasındaki başarısı gibi, sürpriz olurdu.
Bunun sorumlusu Terim ile yönetimdir.
**
Terim'in gitmesi doğruydu. Yerine Torres'in ya da o çapta bir hocanın gelmesi kaçınılmazdı. Bazıları Terim'den sonra teknik direktör olarak başarılı bir kariyeri olmayan bir hocaya GS teslim edilir mi diye yazıyor.
Şunu düşünmüyorlar:
Dünya çapında kariyer yapmış bir hoca, ligin yarısında ve üstelik 13. sırasındaki bir takımı eline alır mı hiç! FB, Löv’ü getirebildi mi örneğin? GS'nin Torresi bulması bile şanstır bence…
Yeni Hoca 2 maçta sıfır çekti. Takım kurgusunda çeşitli varyosyonlar deniyor, geriden oyun kurma, ayağa pas gibi Barcelona tipi bir oyun düzenine geçmeye çalışıyor. Ama, elindeki kadronun teknik kapasitesi buna imkan vermiyor. GS'nin hiç değilse ligi ortalarda bir yerde kapatması için iyi bir kaleci ile golcüye ihtiyacı var. Mevcut kalecinin yetersizliği ile hakem hataları, son on bir maçta kazanılabileceği maçları kaybettirdi takıma. Yönetimin hiç değilse bu sorunları ivedi olarak ortadan kaldırılması gerekiyor...
Taraftarlar olarak bu sezondan vazgeçtik, gelecek sezon takımın ayağa kalkması için yaş takıntısını atıp kaliteli oyuncular transfer edilmesi, özellikle de kariyerli bir hoca ile anlaşılması gerekiyor…
NİÇİN KARŞI ÇIKTIM?
Sezen Aksu'yu savunan kalemler de var. Basitçe şöyle yaklaşıyorlar soruna:
“Beğenmiyorsan dinlemezsin kardeşim!”
Sorun, şarkı sözlerini beğenip beğenmeme sorunu değil oysa. Sorun, aydınlanmanın olmazsa olmazı olan düşünce ve inanç özgürlüğüne saldırı ! Adem- Havva'ya dil uzatmak, aslında insanın yaratılışının teolojik açıklamasına, geniş anlamda inanca dil uzatmak anlamına geliyor. Düşünce ve inanç özgürlüğüne karşı bu! İnançlar sorgulanamaz, onlara hakaret edilemez! İnanırsınız veya inanmazsınız. Örneğin ben bilime inanırım, Darwin’e bu konuda. Ama, kutsal kitaplardaki teolojik açıklamalara da saygı duyarım.Tevrat ve Kur'an'daki Adem- Havva öyküsüne saygı duyarım. Aksu saygı duymayabilir, ama hakaret niye! Din ve vicdan özgürlüğü ile en geniş anlamda düşünce ve inanç özgürlüğüne aykırı değil mi bu?
AKP'nin sanata dinsel pencereden bakmasına karşı çıkıyoruz, eleştiriyoruz. Peki Seküler kesimin inançlara sekter yaklaşımının gerekçesi olabilir mi bu ?
Sorunun özü bu ! İnanmasan da inançlara saygı duymak zorundasın. Çünkü ona inanan milyarlarca insan var. Düşünce ve inanç özgürlüğü de bunu gerektiriyor zaten…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








