
TEMEL SORUN SİSTEM…
12 Aralik 2021 17:42:14
AKP Genel Başkan yardımcısı Numan Kurtuluş, asgari ücretin saptanmasında niçin TÜİK’in enflasyon rakamının baz alındığını eşsiz bir göndermeyle izah etti:
“Ne yani” dedi. “TÜİK’in enflasyonuna bakmayacağız da rakı masasında söylenen sözlere mi bakacağız ?..”
Mantıklıydı.
Gelgelelim küçük bir defosu da vardı bu izahatın:
Densizin birisi şöyle bir soru açabilirdi örneğin:
Tamam da sayın Kurtulmuş, siz halktan topladığınız vergi ve harçlara yüzde 36 zam yaparken neyi baz alıyorsunuz ? TÜİK’in enflasyonu %22 olduğuna göre ?!..
**
Bir önceki yazımda da anlatmaya çalıştım. İşçi ücretlerinin artması, sosyal hasılanın bölüşümünde işverenler aleyhine oransal değişikliğe yolaçar. Bu da kârların azalması anlamına gelir. Ekonomi literatüründe işçilik maliyetinin artışı olarak dile getirilir bu. İşçilik maliyeti yükselince istihdamın daraltılması ya da işçi atılması ile ürünlere yapılan ek-zamlar gündeme gelir…Bu da döner dolaşır enflasyonun ateşini yükseltir…Üretim zorlaması olayı işverlerin aldığı bir diğer antidemokratik önlemdir !
Sistem kâr üzerine kuruludur. Kâr yoksa üretim de yoktur ! Kârı sürekli olarak yükseltme eğilimi sistemin ana eğilimidir. Kârın sürekli artması,, sömürünün sürekli artması anlamına gelir. Olan emekçilere olur sonuçta.
Bunun basit bir örneği Kdz. Ereğli’de yaşandı geçenlerde. 230 gram ağırlığındaki ekmek 2 liraya satılıyordu. Fırıncılar çift ekmek üretmeye başladı. Fiyatı ikiye katladılar, ama gramajı 400’e düşürerek ekmek başına 60 gram kripto zam yaptılar. Bunun parasal ifadesi ekmek başına 24-25 kuruştu. Öte yandan çift ekmek üretimi işçilik maliyetinin düşürülmesinin ya da işçi çıkarmaların önünü de açtı. İşçi atmaya başladılar…
Fırıncılar zam yapmadıklarını iddia ettiler bu arada, belki geri zekalı yerine koydular.
Fırıncıların haklı olduğu yan yok muydu peki ? Vardı. Un, maya ve enerji fiyatları artmıştı, kâr marjları sıfırlanma noktasına gelmişti. Söylediğim operasyonla kendilerini kurtarma yolunu tuttular, okkanın altına her zamanki gibi yoksul halk ve işten atılan işçiler gitti !
Bunu genelleştirebiliriz.
**
Önümüzdeki bir-iki oturumda asgari ücret belirlenecek. Aslında çoktan belirlenmiş olmalı. İşçi Temsilcileri bile 3900 lira isterken, asgari ücretin DİSK’in istediği 5 bin lira düzeyinde saptanmayacağı belli.
Sonuç:
Dolar bazında işçi ücretleri bir kez daha düşecek, işçiler biraz daha sefalet çukuruna itilecek…
Bu kısırdöngüye sistemsel bir pespektiften bakan siyasetçiler çok az…
İşçi ücretlerinin düşük tutulmasının faturası, sanki daha önceki iktidarlar döneminde de aynı şey olmamış gibi, AKP’ye fatura ediliyor. Oysa, sisteme edilmeli ! AKP’nin yanlışı, asgari ücreti kabül edilebilir bir düzeyin bile altında tutma eğilimi…
Eleştiriler bu açıdan haklı, ama nihai çözümü işaret etmekten de uzak.
**
Sol bile, toplumsal olaylara ideolojik/sınıfsal açıdan bakma alışkanlığını kaybetti. İktidar-muhalefet saflaşması, sanki her birisinin farklı ve hatta zıt sınıfsal temeli yokmuş gibi, esas alınıyor. Saflaşmada yeralanların aslında teorik olarak birbiriyle kimyası uyuşmayan partiler olması gözden kaçıyor…Siyasal saflaşma ile sosyal saflaşmanın farklı şeyler olduğu gözden kaçıyor.
Böyle olduğu için de iktidar değişiklikleri emekçiler lehine köklü alternatiflerin üretilmesini sağlayamıyor; beş benzemez koalisyonlar çok geçmiyor çatlıyor, sonuçta başa sarılıyor…
Bunun nedeni, siyasal partiler ile iktidar helezonunun, tıpkı ücret-fiyat helezonu gibi yapay olmasıdır.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








