
KILIÇDAROĞLU’NUN ADAYLIĞI VE MEZHEP AYRIMCILIĞI…
11 Eylül 2021 16:42:18
Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu olmalı diye yazıyorum…
Gerekçemi de birkaç kez tekrarladım:
Anamuhalefet partisinin lideri, doğal cumhurbaşkanı adayıdır.
Yok istemezse, o zaman başka aday düşünülebilir. Ama, Kılıçdaroğlu aday olmak istiyor, bunu defalarca açıkladı: “Millet ittifakı, beni aday gösterirse kabul ederim” dedi…
Muhalefet içinde son zamanlarda Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda farklı sesler çıkmaya başladı. Özetle şöyle deniliyor:
“Adaylık Kılıçdaroğlu’nun hakkı, onu taşıyabilecek kapasitesi de var, ama…”
“Ama”nın açıklaması yarım ağızla şöyle yapılıyor:
“Mensup olduğu” mezhep, karşı tarafa, ucu terörizme kadar dayanacak geniş bir karşı propaganda alanı yaratabilir…”
“Mensup olduğu mezhep”?
O biliniyor. Kılıçdaroğlu Alevi…
Neresinden bakarsanız bakın, bu yaklaşım, “âlil” bir yaklaşım:
Bir defa, “Bay Kemal” karşı retorik bugüne kadar etnik ve mezhep ayrımcılığına kadar hiç derinleşmedi. Zaten Kılıçdaroğlu, dengeli, birleştirici, kucaklayıcı kişiliğiyle böyle bir pravokasyona geçit “açık” da vermedi.
Kaldı ki özelikle AKP’nin gelecek seçimde Kürt oylarına da ihtiyacı olacak. Muhafazakar Kürtlerden zaten oy alıyordu, şimdi alevilerden de oy almaya teşne bir politika izliyor… Kılıçdaroğlu üzerinden mezhepçilik öne itilirse, muhafazakar Kürtler bile Erdoğan’dan uzaklaşır…
Bunu geçiyorum.
Kılıçdaroğlu, şu açıdan da adaylığa cuk oturan bir isim ayrıca:
Muhalefetin çimentosu, onların deyişiyle, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”.
Önümüzdeki seçim ise, Başkanlık Sistemi’nin koşullarında yapılacak. Parlamenter Sisteme geçilebilmesi için, muhalefetin adayının cumhurbaşkanı seçilmesi ve en geç iki yıl içinde yeniden seçime gidilip anayasanın değiştirilmesi gerekiyor.
Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçilirse, Cumhurbaşkanlığı makamı da artık sembolik bir makama dönüşecek yeniden. Bu da Cumhurbaşkanının fiili siyasal yaşamdan çekilmesi demek olacak…70 yaşındaki Kılıçdaroğlu için siyasi kariyerini en tepede noktalamak ideal bir son olabilir diye düşünüyorum…
Ama, aynı şeyi Akşener, İmamoğlu veya Yavaş için söyleyebilir miyiz ?
Örneğin bir İmamoğlu 50’li yaşlarda sembolik bir makama oturup siyasetten fiilen uzaklaşmayı içine sindirebilir mi ?
Akşener, İmamoğlu ve Yavaş gibi isimleri, parlamenter sistemde başbakanlık koltuğu için düşünmek daha doğru olur diyorum…
Mevcut sistem içinde Cumhurbaşkanı seçilecek bir Kılıçdaroğlu’nun muhalefetle de köprüleri atıp Türkiye’yi tek başına dilediği gibi yönetme olasılığı da teorikman gündemde olacak hep tabii. Ama bu olasılığın yaşama geçme yüzdesi sınıflı bence…
Şöyle bağlayacağım:
Sırf mezhebi nedeniyle Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkmak, absürd bir tutum! Sünni diye Akşener’in veya İmamoğlu’nun adaylığına karşı çıkmak gibi bir şey bu.
Mezhep ve hâttâ İslamcılık eşiği aşıldı artık. Halk kitleleri, hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşveti, adam kayırmayı önleyip her alanda adaleti sağlayacak, halkın yaşam standartını yükseltecek bir iktidar arayışı içinde…
Bırakın İslamcılığı/mezhepçiliği, sağcı solcu ayrımı bile siyasetin siliûtinden silindi…
Güzelim ülkemiz böylesine derin bir toplumsal kriz içinde bugün…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








